Cevaplar

2012-09-27T19:00:08+03:00

ONAYLANMIŞ CEVAP

×
Uzmanlar tarafından teker teker incelenmiş onaylı cevaplar, doğru ve güvenilir bilgileri içermektedir. Eodev içerisinde moderatörler tarafından kontrol edilmiş milyonlarca kaliteli cevap vardır ancak onaylanmış cevaplar mükemmel ötesidir.

DEVLET YÖNETİMİ Devlet Yapısı

İslamiyetten önce Türk toplumunda siyasî teşkilatlanmanın en üst kademesinde “İL” denilen devlet bulunmaktaydı. İl, boyların ve budunların  birleşmesiyle meydana gelen, bir devlet başkanının sorumluluğu ve yönetimi  altında, siyasî bir iş birliğinden oluşuyordu.

Türk il’i (devleti) toprak, halk, töre (ortak hukukî ve idarî düzen)  unsurlarının birleşik yapısı içinde, vatanı koruyan, milleti huzur ve barış içinde yaşatan siyasî bir kuruluştur. NOT : Tarih boyunca, yıkılan bir Türk  devletinin yerine tekrar yeni bir devletin kurulmasıyla Türk devletlerinin  devamlılığının sağlanmasında, devlet yapısındaki özelliklerin ve Türklerin  devlet kurma yeteneklerinin önemli rolü olmuştur.

İslamiyetten önceki Türk devletlerinde devlet başkanları tanhu ve şan-yü «sonsuzgenişlik, büyüklük» kağan, han, yabgu,  il-teber ve idi-kut gibi unvanlarkullanmışlardır.  Bunlar içinde en çokkullanılanve yaygın olanı han, hakan ve kağan’dır. Hakanın Görevleri: Hükümdarlık güç ve yetkilerini  Tanrıdan ( Tengri ) alan hakanların önde gelen görevi, milletini refah ve  barış içinde özgür olarak yaşatmaktı. Ayrıca ülke çapında asker toplamak,  orduyu idare etmek, devletin yüksek meclisini yönetmek, hakanın görevleri  arasındaydı. Hükümdarlık Sembolleri: Türk devletlerinde hakan, idare etme  yetkisi ve devlet başkanı sıfatını belirten bazı sembollere sahipli. Bunlar  otağ (hakan çadırı), taht, tuğ (sancak, bayrak), davul ve sorguç  (serpuş)’tur. Hakan’ın belirli zamanlarda devlet ileri gelenlerine ve halka,  törenlerde resmî ziyafet vermesi hükümdarlık gereğiydi. Hatun (Katun):  Hakanın eşine hatun denirdi. Türk devlet idaresinde hatun da söz sahibiydi. Savaşlarda hakanın yanında yer alan hatun, devlet adamı gibi eğitilir ve  yetiştirilirdi. Böylece devlet idaresi ve komşu devletler hakkında bilgi  sahibi olur, gerektiğinde devlet başkanlığı yapar, elçi kabul eder ve devlet  meclisine katılabilirdi Veliaht: Hakanın ölümünden sonra onun yerine geçen  veliahtın büyük oğul olması gerekli değildi. Tahta geçecek kişinin çoğunlukla  faydalı ve başarılı olabilecek yeteneğe sahip bir hanedan üyesi olması, ön  planda tutulmuştur. Ayrıca veliaht küçük yaşta ise, amcasının tahta geçmesi  mümkün olabiliyordu. DİKKAT : Tanrı tarafından hakana verildiği düşünülen  yönetme hakkının kan aracılığıyla hakanın bütün evlatlarına da geçmiş olduğu  düşüncesi, her prensin ( tegin ) tahtta hak iddia etmesine yol açabiliyordu. Bu suretle kardeşler arasında doğan taht mücadelesi, üstün gelen tarafın hakan  olmasına kadar sürerdi. Ancak bu mücadeleler devletin zayıflaması, hatta  parçalanmasına dahi yol açabilmektedir.

İdarî Teşkilat: Türk devletlerinin toprakları genişledikçe, yeni alınan  ülkelerin yönetilme zorlukları ortaya çıkmıştır. Bu nedenle devlet arazisi  iki kısma ayrılarak.; sağ-sol, doğu-batı, ak-kara, iç-dış gibi adlarla  anılmıştır. Bu bölünmede daima batı tarafın üstünlüğü tanınır ve burayı veliaht yönetirdi. İkinci kısım ise, hanedandan diğer bir prensin idaresine  verilirdi. Merkezde ise hakan bulunurdu. NOT : Her iki tarafın yöneticileri  Hakan’a bağlıydılar.Savaş sırasında ordular birleştirilir, bağlı oldukları yere  göre ordu’da yerlerini alırlardı.

Türk devletlerinde sağ ve sol tarafların yöneticileri ilig, yabgu veya şad  unvanı taşırdı. Yabgu ve Şad hakandan sonra gelen en büyük unvanlardı ve  hakanın en büyük kardeşi bu unvanı taşırdı. Ayrıca atabey, yuğruş, buyruk,  inanç, tarkan, apa,ataman, çavuş vb. unvanlar taşıyan devlet büyükleri, idarî  teşkilatta yer alırlardı.

Uygur devlet merkezinde uluğ hacip (başvczir), subaşı (başkomutan), bitikçi  (başkatip), ağacı (maliye işleri ile ilgili memur), yalvaç (elçi) denilen  devlet memurları bulunmaktaydı.

Toy ( Kurultay ) : Devletin , siyasî, ekonomik ve kültürel işlerinin  görüşülüp karara bağlandığı meclise denilirdi. Hakan meclisin tabiî  başkanıydı. Hakanın meclise başkanlık edemeyeceği hallerde, aygucı veya üge  (öğe) denilen ve hükümdar ailesi dışından olan bir kişi, bu görevi yürütürdü.  Hatunlar da meclislere katılmışlardır. DİKKAT : Bu toplantılara, hakana bağlı bütün prensler ve bağlı devlet temsilcileri katılmak zorunda idi. Aksi durum,  bağımsızlık ilanı olarak kabul edilirdi.

Kaynak: http://www.bilgiyuvasi.com/ilk-turk-devletlerinde-devlet-yonetimi-kultur-ve-uygarlik#ixzz27gcaNUr0

1 5 1