Cevaplar

2012-11-15T00:34:35+02:00

Büyük Hun Hakanlarından birinin iki kızı vardı. Kızlarının ikisi de bir birinden güzeldi. Öyle güzeldi ki, Hunlar, bu iki kızın da, ancak ilahlarla evlenebileceğine inanıyor ve bu kızların insanlar için yaratıldığını söylüyorlardı.
Hakan da aynı şekilde düşündüğü için kızlarını insanlardan uzak tutmanın yollanın aradı, ülkesinin en kuzey ucunda, insan ayağı az basan veya insan ayağı hiç görmeyen bir yerinde, çok yüksek bir kule yaptırdı.

Kızların ikisini de bu kuleye kapattı. Ondan sonra da aklınca inandığı ilaha yalvarmağa, gelip kızlarıyla evlenmesi için yakarmağa başladı. Öyle yalvarıyor, öyle yakarıyordu ki sonunda bir gün. Hakanın kendi aklınca inandığı İlâh dayanamadı ve bir Bozkurt şekline girip geldi. Hun Hakanının kızlarıyla evlendi.

Bu evlenmeden bir çok çocuklar doğdu; bunlara Dokuz Oğuz-On Uygur denildi. Çocukların hepsinin sesi Bozkurt sesine benzedi. Yine bu çocuklar, birer Bozkurt ruhu taşıyarak çoğaldılar.

0
2012-11-15T00:35:20+02:00
En eski Türk boylarından biri olan Sakalar arasında te­şekkül eden bu destan, milâttan önce 7. asırda yaşayan Alp Er Tonga adlı kahramanın şahsiyeti etrafında toplanmıştır. Türklerin «Buku Han, Buka Han» ve Farsların «Efrâsi-yâb» adını verdikleri; Gazneliler devrinde yaşamış Firdevsî'nin Şehnâme'sinde mühim yer tutan Turan Pâdişâhı, M.Ö. 624 tarihinde Türk-İran savaşları sırasında Keyhusrev tarafından hile ile öldürtülmüştür. Kâşgarlı Mahmud'un 11. asırda «Cihan Beği» olarak va­sıflandırdığı, hiç şüphesiz «Türk Cihan İmparatorluğu» ülkü­sünün ilk öncülerinden biri olan Alp Er Tonga'nın adı ve hâ­tırası milâttan sonraki yerli ve yabancı birçok kaynaklara ko­nu teşkil etmiştir. Iran kaynağında ölümünün bayram olarak kutlulandığı kabul edilen Saka kahramanı için 8. asırda, Göktürkler za­manında Köl Tigin ve Bilge Kağan âbidelerinde yazıldığına göre bir yuğ merasimi düzenlenmiştir. Yine Alp Er Tonga'nın ölümünden aşağı-yukarı 1700 yıl sonra Kâşgarlı Mahmud'un Divânü Lügat-it Türk'ünde kaydedilen bir sagu parçası hâ­tırasının Türkler arasında yaşadığının dikkate değer vesika­sıdır. Kâşgarlı Mahmud'un çağdaşı Yusuf Hâs Hâcib'in Ku­tadgu Bilig'inden aldığımız şu: Bu Türk deglerinde atı belgülüg Tonga Alp Er erdi kutı belgülüg Bedük bilgi birle öküş erdemi Biliglik ukuşlug budun kördümi   Ne ödrüm ne ködrüm ne ersig eren Ajunda tetig er yidi bu cihan Tejikler ayur anı Efrâsiyâb Bu Efrâsiyâb tuttı iller talab   (R. R. Arat, Kutadgu Bilig, I, metin, s. 43)   Bugünkü Türkçesi: «Bu Türk beğleri arasında adı meşhur ve ikbâli ayân-beyan olan Tonga Alp Er idi. O yüksek bilgiye ve çok fazilet­lere sahip idi; bilgili, anlayışlı ve halkın seçkini idi. Ne seç­kin, ne yüksek, ne yiğit adam idi; zâten âlemde ferasetli in­san bu dünyaya hâkim olur. İranlılar ona Efrâsiyâb'' derler; bu Efrâsiyâb akınlar salıp, ülkeler zaptetmiştir». (R. R. Arat, Kutadgu Bilig, bugünkü Türkçesi, s. 31) mısralarda kahrama­nın şahsiyetini ve Türk cemiyetinde gördüğü itibar ve saygıyı anlatması bakımından büyük ehemmiyet taşır. Alp Er Tonga'nm hâtırasının izlerini 15. asırda Kaygusuz Abdal'da'", 17. asırda. Evliya Çelebi'de ve bugün Van-Hakkâri çevresinde tesbit ediyoruz.

Şu (Saka) Destanı

Şu Destanı, M.Ö. 330-327 yılları arasında Türk illerinde hakanlık eden «Şu»nun hayatı ve faaliyetleri etrafında teşek­kül etmiştir. Menkabeye göre Büyük İskender'in (Zülkarneyn) Semerkand'ı geçip Batı Türkistan'ı istilâya başladığı sırada «Şu» hakan idi. Balasagun yakınında kendi adı ile anılan «Şu Kal'ası»nı yaptıran odur.

Milâttan önce yaşamış bir hakanın İskender'le olan mü­câdelelerinin hâtıraları sözlü gelenekle 11. asra kadar gele­bilmiştir. Kâşgarlı Mahmud'un Türk boyları arasında tesbit ettiği «Altın Kan» hikâyesi destanın yeniden onarımı veya in­şâsı hususunda faydalı bilgiler vermektedir.

 

0