Cevaplar

2012-09-27T19:30:46+03:00

Yeni bir yasayla çok özel bir durumlarda evet. Yani bir hastalık durumu. Örn. Cam kemik

1 1 1
2012-09-27T19:31:30+03:00
 Bir tabiatçı ile münazara

 

1979 senesinde Haydarpaşa Tren Garının bekleme salonunda trenin hareket saatini beklerken, hallerinden ilmî bir seviye sahibi oldukları anlaşılan dörtbeş kişi kapıdan girerek gelip yanıma oturdular. Aralarındaki konuşmadan Marksizm fikrine sahip olduklarını anladım. Kendileriyle irtibat kurabilmek için merhabalaştım.

Onların içlerinden saygı gösterdikleri şahsa ne iş yaptıklarını sordum. O da üniversitede idareci olduğunu söyledi. Akabinde bana ne yaptığımı sordu. Ben de Arapça medrese tahsili gördüğümü bahsetmeden köylü olduğumu ve ilkokulu dışarıdan bitirdiğimi ifade ettikten ettim. Daha sonra:

“Sizler gibi aydın insanlardan istifade etmek için bir şeyler sorabilir miyim?” diye müsaade istedim.

O da:

“Tabii ki olur” dedi.

“Acaba bu insanlarımıza faydalı olabilecek nasıl bir hizmet yapmamız gerekiyor.” dedim.

“Köylü bir insanın böyle bir anlayışa sahip olması beni çok memnun etti.” dedi.

Bu memleket ve bu millete ancak Marksist bir zihniyetle hizmet edilebileceğini söyleyerek anlatmaya başladı. Bütün açıklamalarında olup biten her şeyi “doğa yapıyor” diyerek tabiata bağladı. 15-20 dakika dinledikten sonra dedim ki:

“Sizin bu anlattıklarınızı başkalarına anlatırsak bu hususta bazı sorular karşımıza çıkabilir. Akla gelebilen o soruları sizden sorabilir miyim?”

“Olur” dedi

“Siz bütün anlattıklarınızda, her şeyi doğa yapıyor diyerek ona mal ettiniz. Bu doğa dediğiniz acaba nedir? İnsan mıdır, hayvan mıdır? Bu söylediklerinizi yapabilen bir varlık mıdır?” dedim.

Bu soruları bilerek sorduğumu anlayınca morali bozuldu. Siması değişti. Biraz düşündükten sonra:

“Doğa, evrenin içindeki şuursuz kanunlardır” diyerek doğru bir cevap verdi.

Çünkü onlar kudretin defteri ve şeriat-ı fıtriye olan Kitab-ı Mübîn’e yanlışlıkla doğa demektedirler.

“İtiraf ettiğinize binaen nasıl oluyor da o şuursuz kanunlar, ancak sonsuz bir şuurla yapılabilecek işleri yapıyorlar. Bu, cebinde beş kuruş parası olmayan birisinin millete milyarlarca para yardımı yapması gibi akıl ve mantığın kabul etmesi mümkün olmayan bir iştir. Hâlbuki bu işleri yapmak için sadece şuur da yetmiyor. Nihâyetsiz kudret, ilim ve irade gibi birçok sıfatların da bulunmasıyla ancak bu işler olabilir.”

O da:

“Biz böyle inanıyoruz. Pekâlâ, siz neye inanıyorsunuz” diye sordu.

“Biz nihâyetsiz ilim, kudret ve hikmet sahibi olan Allah’ın her şeyi yarattığına inanıyoruz. Fakat bu davamız, kuru bir iddiadan ibaret değildir. Hakkaniyetini isbat eden hadsiz delil ve bürhanlar vardır. Şöyle ki –Bedîüzzaman Hazretleri’nin yukarıdaki isbat metodundan istifade ederek  biz bu bekleme salonuna girince, şu koltuğu istifademize hazır bir halde bulduk. Acaba hiç kimsenin müdahalesi olmadan kendi kendine oluşup, bu hale gelmesi mümkün müdür? Veya sebeblerin bir araya gelmesiyle hiçbir ustanın müdahalesi olmadan oluşabilir mi?

“Hayır, olmaz.” dedi. ALINTI 

1 1 1