Cevaplar

2012-11-15T18:27:23+02:00


    20. Yüzyılın ilk çeyreği, Osmanlı Devleti ve Türk Milleti açısından zor yıllar olmuştur. 1911 yılında başlayan Trablusgarp savaşı ile Batılı devletler Osmanlı devletini tasfiyesi işini de başlatmışlardı.Bu yaklaşık 100 yıllık bir "ŞARK MESELESİ" projesi idi ve projenin son aşamasına gelinmişti. İtalya'nın Trablusgarp'a saldırdığı günlerde, Balkan devletleri de Trakya'ya saldırı hazırlığı içindeydiler. Avrupalı sömürgeciler artık harekete geçmişlerdi. Bir hesaplaşma dönemi başlamak üzereydi. Bu 1000 yılın hesaplaşması olacaktı. Türkler'den Bizansın , yani Roma imparatorluğunun hesabı sorulacak, başka bir ifadeyle Malazgirt'in, Miryakefalon'un, Niğbolu'nun, Kosova'nın, Mohaç'ın ve diğer zaferlerin rövanşı alınacaktı. Hıristiyan Batı dünyası iştahla Osmanlı Türk devletinin mirasını paylaşma hazırlığı içindeydi.

    1911'de başlayan savaş bir daha hiç durmadı. 1912-13 Balkan Savaşı; 1914-18 Dünya Savaşı; 1918-22 İstiklâl Savaşı . Kesintisiz 11 yıl savaş. Bu dönemde iyice anlaşıldı ki, sömürgecilerin hedefi Türklerin elindeki bazı toprakları almak, ya da Türklerin idaresi altındaki bazı bölgeleri Türklerin elinden kurtarmak değildir. Onların hedefi Türk Milletini yurdunu elinden almaktır. Türk Milleti'nin egemenliğini, istiklal ve hürriyetini elinden almaktır. 1918 yılı 30 Ekim tarihinde Mondros ateşkes antlaşması imzalandığı halde savaşa devam etmeleri ve anlaşmaya rağmen yurdumuzu işgale devam etmeleri bunun en açık göstergesidir. Gerçekten de 30 Ekimde antlaşma imzalanmış, güya savaş sona ermiştir. Fakat 8 Kasımda İngiliz ve Fransız orduları harekete geçmişler ve İskenderun ve Musul başta olmak üzere yurdumuzu işgale devam etmişlerdir. Bilindiği gibi sonraki aylarda Türkiye'yi her taraftan işgale başlamışlar ve Batı Anadolu, Güney Anadolu, Trakya ve İstanbul hepsi işgal edilmiştir.

    11 yıl süren bu savaşın bilançosuna şöyle bir baktığımızda korkunç bir tablo ile karşılaşıyoruz .
    Savaş süresince askere alınan insan sayısı    :2.850. Bin
    Kayıp, esir, şehit sayısı            :1.565. Bin
    
    Nüfusun genel yapısı hakkında ise 1927 yılında yapılan genel nüfus sayımında 13.,5 milyon olduğu düşünülürse, facianın büyüklüğü ortaya çıkmış olur. Maalesef Osmanlı devletinin son yüzyılı içinde nüfus artışı sdağlanamamıştır. 1831 yılında yapılan nüfus sayımında şu cümle genel nüfus hakkında bize her şeyi söylemektedir. 
    ".Tahriri işi hitempezar olup memurların avdetlerinde defatir-i nüfusiyye yekunlarından alınan hülasada müstesna tutulan memalikden maada bu defa tahriri olunan mahallerde gayri ez asakiri mansure zükur ahali müslime ve gayrımüslime maa sübyan beş milyone karib olduğu gösterilmiştir. " 
    
Genel erkek nüfus                :5 Milyon
    Çocuklar ve çok yaşlılar hariç
Genel erkek nüfus                :3.500 Bin 
Oran                        :%48             
    11 yıl sürecek olan savaşın son aşaması Türk İstiklâl harbi'dir. Milli Mücadele olarak adlandırılan bu dönem 1918-1922 yılları arasını kapsamaktadır. Bu dönemi ikiye ayıracak olursak 1918-20 yıllarını işgaller ve ona karşı koymaya çalışan Kuva-yı Milliye dönemi olarak adlandırmak doğru olur. 1921 yılından itibaren ise, düzenli Türk ordusu ile, İstiklâl Savaşı yaptığımız dönemdir. İşte bu dönemin belki de en önemli olayı TBMM'nin Ankara'da açılmasıdır. Zira, İstiklâl Savaşı, Türk Milleti'nin istiklalini kazanmak için başlattığı bir savaştır. Bilindiği gibi "İstiklâl"in zıttı "Esarettir". İşte TBMM , Türk Milleti'nin İstiklal savaşını yöneten meclisidir. 

    İstanbul'un 16 Mart 1920 tarihinde İtlaf devletleri denilen İngiltere ve Fransa askerleri tarafından filen işgali üzerine dağılan son Osmanlı Meclisinin (Meclis-i Mebusan), üyeleri, M.Kemal'in çağrısıyla Ankara'ya geldiler. Elbette hepsi değil, içlerinden tutuklananlar, sürgüne gönderilenler, haklarında tutuklama kararı alındığı için saklananlar Ankara'ya gelemediler. Bunların yerine şehirlerinde tekrar seçimler yapılarak yeni üyeler (Milletvekilleri) geldiler. 23 Nisan 1920 tarihinde bu Meclis Ankara'da toplandı.

    Meclisin toplandığı tarih itibariyle Türkiye'nin manzarası şöyleydi:
    Batı Anadolu'nun önemli bir kısmı Yunanlılar; Çukurova, Fransızlar; Antalya, İtalyanlar; İstanbul ve Trakya, İtilaf devletleri askerleri tarafından işgal edilmiş bulunuyordu. İşgal edilen bölgeler Türkiye'nin stratejik bakımdan en önemli yerleri idi. Mesela: Zeytin ve zeytin yağı üretimi yapılan yerlerin tamamı; Pamuk üretimi yapılan yerlerin tamamı; Sanayi tesislerinin bulunduğu yerlerin tamamı; Ulaşım ve haberleşme merkezleri, hepsi işgal altında bulunuyordu.

1 5 1