Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-17T13:42:53+02:00

Türk eğitim tarihinin manevî temellerini ortaya çıkarmak için bir dizi çalışma plânlamıştım. "Yunus Emre'de Tasavvuf ve Eğitim" bu dizinin ikinci çalışmasıdır. İlk çalışmada, medreselerdeki şeklî din ve tasavvuf eğitiminde bir derya, bir yıldız olan Mevlâna üzerine bir denemede bulunulmuştu. Mevlâna, medresesine tasavvuf eğitimini getirmiş bir veli idi. Anadolu'daki İslâm tasavvufunun ikinci zirvesi olan Yunus Emre de zaman içinde ve günümüzde, gerek şiirleri gerek menkıbeleri birçok kişiye değişik yollardan ilham kaynağı olan bir velidir.

Bu çalışmada ana hedefimiz, Yunus Emre'yi esas alarak, geçmiş yüzyıllarda manevî şekillenmemizi sağlayan bir kaynağı incelemektir. İnsanı nasıl algıladık, tabiatı nasıl değerlendirdik, her insanın hayatında karşılaştığı ana sorulara nasıl cevap verdik, hangi manevî amaçlara doğru gittik?... İnsanlarımızın, bu gibi sorular karşısında en çok hangi "ideal insanlar"ımızın cevaplarını benimsediklerine baktığımızda, yüzyıllardan beri (ve günümüzde) bu rehberlerimizden birinin de Yunus olduğu görülmektedir.

Aslında Yunus iyi, güzel, hayırlı bir vesiledir. Allah her an insana şahdamarından daha yakın olarak, insanın içinin de tâ içinde, onu halden hale getirmektedir. Bizi her an "okumakta", değerlendirmekte ve yönlendirmektedir. İnsan da aramakta, düşünmekte ve kendisini ana hakikat denizine bağlayan ışıklı yolu kendi gönlünde bulmaktadır. Yunus ve onun gibi veliler insanın gerçeği görmesinin, kendi gerçeğinden hareketle ana gerçeğe yönelmesinin öğretmenleridir. Yüzlerce yıldan beri Yunus bu öğretmenlerin en iyilerinden biri olmuştur.

"Yunus senin sözlerin mânâdır bilenlere 
Söyleniser sözlerin devr-i zaman içinde" (120)

Yunus büyük bunalımlar geçirmiş, Hakk'ı aramış, Hakk'ı bulmuş, zamana ve mekâna hâkim olmuş, Allah'ın yarattığı "cümle yaradılmışa bir göz ile" bakmış; kin, kıskançlık, kavga, zulüm gibi didişmelerin boşuna olduğunu anlamış ve sevgi ile gönül birliğini sağlamaya çalışmıştır. Bu idealler zaman ve mekân üstü olduğu için, Yunus'un çağrısı, her zaman bütün gönüllerde yankılanmıştır.

Yunus'u değerlendirirken sık sık Kur'ân ve hadislere dayanılmıştır. Çünkü Yunus'un geldiği kaynak orasıdır. Onu, dinler dışı bir şair veya o dönemde Anadolu'da yaygın din İslâm olduğu için tesadüfen islâmmış gibi gösterenler, hattâ İslâma karşı gösterenler büyük bir hata içindedirler. "Kur'ân okuyan kendi kendi Kur'ân içinde" diyen Yunus, âdeta Kur' ân'ın içinden çıkıp gelmiştir. Yunus'un şiirlerinde söylenen aslında Kur'ân'ın ta kendisidir.

"Yunus'un sözü şiirden, ama aslıdır Kitaptan 
Hadis ile dinenekey, bilgil sâdık olmak gerek." (79) 
ve 
"Gâyip işin kim bilir, meğer Kur'ân ilminden 
Yunus içti esridi ol gevher denizinden." (109)

dizeleri, Yunus'un ancak İslâm olması sayesinde o hakikat denizine ulaşıp Yunus olduğunu gösteriyor. Bu nedenle sık sık, çalışmanın gerekli yerlerine bu berrak denizden damlalar serpiştirdik. Çalışmada Yunus'un şiirlerini divân şeklinde yayınlayan çeşitli eserler kullanıldı. Ancak sayfa numaraları, oldukça eski nüshalardan birinin orijinali ve Risâletü'nNushiyye ile birlikte yayınlandığı için Abdülbâki Gölpınarlı'nın yayınından (1965) gösterildi.

Şiirlerde bazı söyleyişler vardı ki, onların Divânlardaki orjinal şeklini kullanmak, anlamayı zorlaştıracaktı. Zaten bunlar orjinal tespit değil, Yunus'tan çok sonra, ozanlar ağzında söylenildiği şekilde bir tespit idi. Günümüzde de Yunus'un şiirleri, gene anlatımı bozmayacak şekilde söyleyiş değişikliklerine uğratılıyor. Çalışmamız şeklî bir dil çalışması değil, bir anlam çalışması olduğu için, anlamı ve vezni bozmadan bazı söyleyişlerdeki harfleri günümüzdeki söyleyişe uygun şekle getirdik. Buradaki yardımlarından dolayı Türk Dili doçenti Dr.Gürer Gülsevin'e, metni okuyup ifadelerin daha anlaşılır olması noktasında uyarılarından dolayı Doç.Dr. Sebahattin Arıbaş, Dr. Şenay Işık Yapıcı ve Mürsel Arıcı'ya teşekkür ederim.

Bundan sonra mutasavvıfların eğitim görüşleri üzerine, Yunus ve Mevlâna dışındaki mutasavvıflarımızı esas alan bir çalışma daha yapmak istiyoruz. Bu çalışma ile tasavvuf ve eğitim kısmı tamamlanan Türk eğitim tarihinin medrese ders kitaplarına yönelmek niyetindeyiz.

Ancak bu çalışmalar tamamlandıktan sonra, yüzyıllar boyunca nasıl bir insan yetiştirmek istediğimizi net olarak ortaya koyabileceğiz sanırım.

Eserin ikinci baskısının yapılmasını sağlayan Ocak Yayınları sahibi Sayın Dr. Bahattin Ergezer ve basımda emeği geçenlere özellikle teşekkür ederim.

Dr. Mustafa ERGÜN

NOT: Eseri okurken aşağıdaki hususlara dikkat etmek gerekebilir:

1) Kur'ân-ı Kerim'de âyetler gösterilirken / işaretinden önceki numara sûre, arkadaki numara (veya numaralar) âyetleri göstermektedir.

2) Şiir sonlarında veya bazı şiirleri açıklayan metin içindeki numaralar, Abdülbaki Gölpınarlı'nın yayınladığı Risâlat al-Nushiyya ve Divân (1965) adlı eserdeki sayfa numaralarıdır.

3) Çalışmada kullanılan başlıca kısaltmalar şunlardır:

a.g.e. : Adı geçen eser 
a.g.m. : Adı geçen makale. 
EAGD: Eskişehir Anma Günleri Dergisi 
TDEA: Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi Yayın Kurulu. 
UYNKT: Uluslararası Yunus Emre Nasrettin Hoca, Karamanoğlu Mehmet Bey ve Türk Dili Semineri Bildirileri. 10-12 Haziran 1977. Konya Mevlâna Enstitüsü. Ankara: Konya. Turizm Derneği Yay. 1977.

1 2 1
2012-11-17T13:43:08+02:00

MEVLANA ................................sadece bunu biliom

1 3 1