Aslınsa pek türkçe değil ama bilirsiniz diye düşündüm.

1.)Peygamberimizin yaptığı dualar

2.)Kültürümüzden kaynaklanan dualardan örnekler veriniz

3.)Dua etmenin insana kazandıracağı şeyler nelerdir

(5. sınıfa giden varsa Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabının 50 sayfasındaki Konşalım,Değerlendirelim bölümünün cevabını söylermisiniz )

NOT:Saçma ve eksikli cevap verenler silinecektir!!!

2

Cevaplar

En İyi Cevap!
2012-11-17T18:56:07+02:00


1- Dua, Allah’tan hidayet ve başarı talebidir.

Dua insanı başarıya ulaştırır.


2- Rızkın genişlemesine, sağlığın artmasına,

ömrün bereketlenmesine vesile olur.



3- Dua, hazinesi sonsuz, kerem ve ihsanı bol

olan Allah’tan istemektir. O, bir şeye ol deyince olur.

Bir isteği yerine getirmekle hazinesi eksilmez.



4- Dua edeni Allah’ın rahmeti kuşatır.

Allah’ın ihsanı ve yardımı ona yönelir.



5- Dua eden, Allah’a itaat etmiş olur.

Duayı terk etmek günahtır,

Allah’a karşı kibirlenmektir.



6- Genişlik ve sağlık zamanlarında dua etmek

darlık ve hastalık zamanlarında fayda verir.



7- Allah, kulunun çok ve ısrar ile dua

etmesini sever.



8- Dua hayrı çeker, zararı savar.



9- Duâ eden, duasının yararını ya hayatında

ya da öldükten sonra muhakkak görür.



10- Her dua, Allah’ın indinde muhafaza edilir

karşılığı ya dünyada ya da Ãhirette verilir.



11- Dua, öyle kerim bir zattan istemektir ki

O kendisine açılan elleri boş döndürmekten utanır.



12- Duâ insanı beladan korur, inmiş ve

inecek musibetlere karşı bir kalkandır.

Belaların etkisini

azaltır, Allah’ın kaderini hafifletir.



13- Kazâ ile dua arasında bir çarpışma olur

dua kazanın acı etkilerini önler, gücünü azaltır.



14- Dua, Kadir-i Mutlak’a karşı son derece

küçülme, hudu’ ve huşu’dur. Bu küçülme ve huşu’

Kerem ve rahmeti sonsuz olan

Allah’ın rahmetini celbeder.

Bunun için dua, ibadetin özü kabul edilmiştir.



15- Dua, düşmanların düzenlerini bozar

üzüntü ve sıkıntıları defeder. İnsanı ruhunu

tasalardan arıtıp temizler.

1 5 1
2012-11-17T19:00:21+02:00

Abdullah bin Abbas -radıyallahu anhüma-dan ri*vâyete göre Peygamber Efendimiz'in duâlarından bi*ri şu duâ idi:

1) "Yâ Rabb! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, ku*lağımı nurlandır, sağımı nurlandır, solumu nurlandır, üs*tümü nurlandır, altımı nurlandır, önümü nurlandır, arkamı nurlandır ve beni nûr eyle (bir başka rivayette) benim damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır, saçımı nurlandır, yüzümü nurlandır.” (1)
Mugîre bin Şu'be'den rivayet olunduğuna göre Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-in dualarından biri de şu idi:
"Başka bir ilâh yok, ancak Allah var. O’nun şerîki yoktur. Mülk O'nundur, hamd de O'nundur. O her şe*ye kaadirdir. Allah'ım, Senin verdiğine engel olacak da yoktur, vermediğini verecek de yoktur. Ve servet sahi*bi olanlara servetleri sana karşı bir menfaat veremez. Ya*ni servetine güvenerek sana âsî olanları o servetleri kurtaramaz." (2)
Abdullah bin Abbas -radıyallahu anhüma-dan ri*vâyete göre Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-e bazı kimseler gelip:
İnsanlar; yâni Ebû Süfyân ve arkadaşları sizin*le muharebe etmek için adam ve silâh toplamışlar, hazırlık yapmışlar. Onlara mukabele edecek dere*cede kudretiniz yoktur. Onlardan sakınınız diye kor*kutmak istediklerinde, bu söz mü'minlerin yakîn îmânlarını ve cesaretlerini artırıp, Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de: 
"Allah bize kâfidir, o ne güzel vekîldir!" buyurdu. Mü'minler de böyle söylediler." (3)
Enes bin Mâlik -radıyallahu anh-dan rivâyete gö*re: Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in çok kere duâsı:
Ey Rabbimiz, bize dünyâda da iyilik, güzellik ver, âhirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azâbından koru," meâlindeki duâ idi. (4)
Ebû Musâ el-Eş'ârîden rivâyete göre Resûl-i Ek*rem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle duâ ederlerdi:
"Yâ Rabb, benim hatâlarımı, bilmeden yapdıklarımı, işimde aşırı gitmemi, ve Senin benden çok iyi bildiğin hallerimi mağfiret eyle. Allah'ım, benim latifeleşmelerimi, ciddiyet hallerimi, hatâen ve kasden yaptıklarımı ve bende olan her şeyimi mağfiret eyle!” (5)

2)

“Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmü ve etûbü ileyhi, tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. Ve es-elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ, innehû, hüve’t-tevvâbü’r-rahîm.” 
“Yâ Settere’l uyûb, Yâ gaffare’z-zünûb! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine nadim oldum, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında sayılarını bilemeyeceğim kadar çok Peygamber gelmiş, İlâhi kitapları tebliğ etmişlerdir. Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur’ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’dır.”

“Amentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve Rusulihi ve’l-yevmi’l-âhiri ve bi’l-kaderi, hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-bâsü bade’l-mevt. Hakkun, eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh.”

3)

En son ne zaman dua ettiğinizi düşündünüz mü?... Bu soruya farklı cevaplar verilebilir ama ortak nokta herkesin bir şekilde dua ettiği olacaktır. İnsanlar elbette her yerde, her ortamda, istedikleri herşey için Rabbimiz olan Allah'a dua edebilirler. Allah iman edenlerin her ortamda dua edebileceklerine, Kendini zikredebileceklerine aşağıdaki ayetlerle dikkat çekmiştir:   

Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.” “Rabbimiz, şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, artık onu ‘hor ve aşağılık’ kılmışsındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur.” “Rabbimiz, biz: “Rabbinize iman edin” diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.” “Rabbimiz, elçilerine va’dettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi ‘hor ve aşağılık’ kılma. Şüphesiz Sen, va’dine muhalefet etmeyensin.” Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevab verdi: “Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam…” (Al-i İmran Suresi, 191-195)

Bunların yanısıra bir de duanın, en güzel, en makbul şekli vardır ki Kuran'da bunlar ayrıntılarıyla anlatılmıştır

1 5 1