Cevaplar

2012-11-18T15:15:07+02:00

TBMM'NİN YENİLENMESİ
Saltanatın kaldırılmasından sonra TBMM'de bulunan eski düzen yanlıları saltanatın kaldırılması kararına büyük tepki göstermiş­lerdi. Kurtuluş Savaşının kazanılmasın­dan sonra devle­tin rejiminin ne olacağı ve devlet baş­kanlığı gibi sorunlar yoğun biçimde tartışılmaya başlandı. Ayrıca Meclis Hükümeti Sistemi tıkanmıştı. Bu sorunlar TBMM'nin yıp­randığını ortaya çıkardı. Meclis sorunları çözmek için seçimlere kendisini yenileme kararını aldı ve 16 Nisan 1923'de son birleşiminde kendisini dağıttı .

HALK FIRKASININ KURULMASI 
(9 Ağustos 1923)

Saltanatın kaldırılmasına tutucular şiddetle karşı çıkmışlardı. Mustafa Kemal Paşa bu durumu dikkate ala­rak planladığı devrimleri gerçekleştirilebilmek için II. TBMM'de güçlü bir gruba ihtiyaç olduğunu anladı. Mu­dafa–i Hukuk Grubu'nu esas alarak Halk Fırkasını kurdu. (9 Ağustos 1923). 

ANKARA'NIN BAŞKENT YAPILMASI
(13 Ekim 1923)

Kurtuluş Savaşı yıllarından itibaren Ankara fiilen baş­kent idi. Osmanlı Devletinin başkenti olan İstanbul I. Dünya savaşı yıllarında kolay bir şekilde işgale uğra­mıştı. Ayrıca toplumsal ve siyasal bakımdan TBMM'ne güç katacak bir özelliğe sahip değildi. Bu durumlar dik­kate alındığında Ankara daha güvenilir bir yapıda idi. İsmet İnönü'nün sunduğu bir kanun kabul edilerek, Ankara başkent yapıldı. (13 Ekim 1923)


CUMHURİYET'İN İLANI (29 EKİM 1923)

Lozan Antlaşmasının imzalanmasından sonra Ba­kan­lar Kurulu Başkanı Rauf Bey istifa etmiş ve yerine Ali Fethi Bey getirilmişti. Mustafa Kemal Paşa ile siyasi ko­nularda ayrı düşünen muhalefet, Bakanlar Kurulunun ça­lışmalarını engellediler. Bunun üzerine Ali Fethi Bey ve Bakanlar istifa etmek zorunda kaldı. 1921 Anayasasına göre Bakanlar Meclis tarafından tek tek oylanarak ço­ğun­lukla seçilmesi gerekiyordu. Ancak ço­ğunluk sağla­nıp hükümet kurulamadı. Bu olaylar Meclis Hükü­meti Sisteminin tıkandığını ortaya koydu. Ayrıca re­jimin adı konusu da tartışılmakta idi. Yaşanan bu sorun­ların çö­zümü için Cumhuriyet ilân edildi. (29 Ekim 1923). Böy­lece rejimin adı kondu, meclis hükümeti sistemi ye­rine kabine sistemine geçildi ve devlet başkanlığı sorunu çö­züldü.

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-18T15:25:31+02:00

CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDAKİ DURUM

Fransız inkılâbının mahsulü olan cumhuriyet fikri, Türkiye’de Osmanlı Devleti’nin yıkılışıyla birlikte kurulan yeni devletin hükûmet şekli olarak ancak 1923 yılında benimsenmiştir. Cumhuriyetin ilânı sürecine gelinceye kadar Osmanlı toplumunun yenileşme döneminden geçtiği de hatırlanırsa Cumhuriyetin ilânı meselesini sâdece 1923 yılı Ekim ayında aniden ortaya çıkmış bir sosyo-kültürel hareket olarak değerlendirmemek gerekir. Cumhuriyetin ilânına giden yolda Osmanlı toplumunun özellikle Meşrutiyet devrinden itibaren gerek sosyal hayatında gerekse hukukî yapısında gerçekleştirdiği yenileşme hareketlerindeki dönüm noktaları unutulmamalıdır.
Cumhuriyete giden yol...
Osmanlı Devleti’nde, hükümranlık haklarının Osmanlı toplumu lehine çok cüz’î ölçüde de olsa sınırlandırılması yolundaki ilk teşebbüs Ayanlar’ın Osmanlı Padişahı ile akdettiği Sened-i İttifak’tır. Bu sözleşme ile bir takım siyasî hakların elde edilmesi ve yönetimin ilk defa zayıf da olsa sınırlandırılması mümkün olabilmiştir. 1839 yılında ilân edilen Tanzimat Fermanı ile ilk kez Osmanlı padişahının yetkileri üzerinde kanun gücünün varlığı kabul ediliyordu. Bu özelliği ile Tanzimat, hukuken bağlayıcı olup, padişahın yetkilerini sınırlamaktaydı. Ancak bu ferman anayasalı bir hareket özelliğine sahip olmayıp tek taraflı bir irade beyanından başka bir şey değildi. Tanzimat Fermanı, mutlak yetkilere sahip bir devlet başkanını dünyevî ve beşerî mânâda müeyyidesiz de olsa kendi isteği ile yetkilerini sınırlayan ve kanun üstünlüğünü ortaya çıkaran bir belge olarak demokratik gelişmelerin başlangıcı sayılabilir. Bununla birlikte aydınlarımız Tanzimat dönemini siyasî rejim bakımından mutlakıyetle millî hâkimiyet rejimi arasında bir intikal devresi olduğunu da ifâde etmektedirler. 
1876 yılına gelindiğinde gerçekleştirilen I.Meşrutiyet’in ilânı, anayasalı yeni bir sistemin ortaya çıkmasını sağlamış, bu tarihten itibaren Türk siyasî hayatında anayasalı dönem başlamıştır. Bu gelişme cumhuriyete giden yolda önemli bir aşama olarak kabul edilebilir. Bu önemli gelişmeye rağmen I.Meşrutiyet Anayasası devlet şeklini monarşi dışına taşıyamamıştır. Saltanat yine babadan oğula intikal etmiş ve yine bazı müesseselere tayin padişah tarafından yapılmıştır. Hâkimiyet bu anayasaya göre millete değil, Osmanlı soyuna aitti. Ancak bilindiği gibi Osmanlı’nın devlet telâkkisinde hâkimiyetin kaynağı Tanrı’dır. Ortaya çıkan mevcut bu yeni duruma rağmen 1876 Anayasası ile Osmanlı Devleti’nin dinî telâkkilere dayalı bir devlet olma vasfını kaybettiği söylenemez. Bütün bu gelişmeler sonrasında Meşrutiyet anayasalarının Batı’lı mânâda anlam kazandıramadığı “Millî Hâkimiyet” kavramı; siyasî hayatımıza ancak Atatürk ile birlikte girmiştir.


0