Cevaplar

2012-11-18T21:04:27+02:00

Meteoritteki amino asitler rasemikti; yani D- ve L- stereoizomerlerin oranları hemen
hemen eşitti. Yerküre’deki biyolojik amino asitlerin hemen hepsi saf L- formunda
olduğundan, meteoritte bulunan bileşiklerin kaynağı yerküresel yaşam olamazdı. Ayrıca
Murchison meteoritinin bir diğer önemli getirisi de, en azından bazı organik
moleküllerin yer yüzüne düştüklerinde canlı kalabildiklerinin doğrudan kanıtı
olmasıdır.
1920’lerde ilk olarak Oparin ve Haldane’in ortaya attığı prebiyotik çorba modelinin,
1953’te Miller ve Urey tarafından deneyi gerçekleştirilmiştir. Yerküre’nin ilk canlılığın
ortaya çıktığı zamandaki çevre şartlarını yansıtan, sıcak su buharı, metan, amonyak ve
hidrojenden oluşan ve indirgen bir karaktere sahip atmosferin küçük bir maket
düzeneğini inşa ettiler. Sistem bir hafta kadar işlediğinde, kırmızı renk alarak
bulanıklaşan sıvı, kromatografiyle test edilmiş ve içerisinde glisin, α-alanin ve β-alanin

1 1 1
2012-11-18T21:04:33+02:00

ibozomal RNA;ribozomlar sitoplazma içine dağılmış küresel yapılardır. Proteinler ve ribozomal RNA denen özel bir RNA çeşidinden oluşurlar. Türe göre ribozomun  %40 ila %60ını bu moleküller meydana getirir. Ribozomların rolü haberci RNA da yazılı  genetik kodu çözmektir.

t-RNA

Taşıyıcı RNA; 70 ila 80 nükleotidli bir moleküldür. Zincirin bir ucu sitozin–sitozin–adenin (CCA) ve diğer ucu guanin (G) ile son bulur. Ayrıca yapısında nadir bazlarda yer alır. Biçimi 3 yapraklı yonca yaprağı ve molekülün iki ucundan oluşan bir ‘’Sap’’ biçimidir.

tRNA nın rolü hücre ortamındaki amino asitleri ,mRNA tarafından kurulan protein montaj zincirine doğru taşımaktır. Şu halde her tRNA belirli bir amino asit için özgüldür. Bu özgüllük molekülün, bütün tRNA larda bulunan CCA bölümünün hemen önündeki ucunda yazılıdır. tRNA ve onun amino asidi bir tRNA–aminoasit bileşiği oluşturur. Her an sitoplazma her amino aside karşılık gelecek böyle bileşiklerden yedekler bulundurmaktadır.

tRNA da yoncanın yapraklarından biri üzerinde bir baz üçlüsünden oluşan özgül bir başka bölge daha vardır. Bu üçlü amino aside özgüldür ve mRNA üzerindeki ilgili kodunun bir ‘’antikodon’’unu oluşturur,Yani onun karşı-tipidir.

Ribozom tRNA üzerinde kayıtlı kodu işlerken ,onun her kodonda ‘’durduğu’’ ve o belirli anda ,bir tRNA ya ilişkin antikodona takıldığı düşünülebilir. Böylece tRNA lar, mRNA tarafından şaşmaz bir düzene, yani genetik koda göre kurulmuş montaj zinciri üzerinde arka arkaya gelecek ve yeni koda göre amino asitlerin birbirlerine takılmalarını sağlayacaktır. Bir defa kullanıldıktan sonra her tRNA yeni bir amino aside bağlanır ve onu polipeptid zincirinde dizmeye koyulur.

İşte RNA molekülleri 20 çeşit aminoasitin çeşitli sıra ve sayıda dizilimini oluşturarak protein dediğimiz yapıları oluşturma mekanizmasının yani protein sentezinin başrolünü oynar.


1 1 1