Ödevlerde
ücretsiz yardım!

Soruların %80'i 10 dakika içerisinde yanıt alır

Soru ekle

Telefonuna yükle

Soru

takip et

İmkan ve hudus delili hakkında bilgi veriniz.

İmkan ve hudus delili hakkında bilgi veriniz.

şikayetim var!

Yorumlar

  • omerbolat1993 kullanıcısının avatarı omerbolat1993

    İMKAN: Bir şeyin kendi zatında varlığının ve yokluğunun imkân olarak birbirine eşit olmasıdır. Varlığı veya yokluğunun zorunlu olmamasıdır. Yani var olması da yok olması da mümkün olmak demektir. Hudus: Sözlükte “sonradan meydana gelmek” manasınadır. Allah’ın varlığını ispat için bir varlığın, olayın hatta bütünüyle alemin bir zamanlar yokken sonradan var olması manasını ifade eder.

    şikayetim var!
Bu soruyu Beguti kullanıcısına sor...

Cevaplar

İmkan da kelime olarak, varlığı  mümkün olan şeylere denir. Yani, var ve yok olması  eşit olan demektir. Bu eşitlikten var olanlara, vaki; yok  olanlara da mümkün denir. İşte bu eşitliği, yani, her iki ihtimalden var olmak ve yok olmaktan,  birinin üstünlük kazanması ancak mümkinat cinsinden olmayan Vacibul Vücut bir zatın tercihi ile olur.  HUDUSU BİLMİYORUM :/ 
sedanurdok kullanıcısının avatarı Sedanurdok Teşekkürler (2) Seviye: 4, Oylar: 2
şikayetim var!

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
Hudûs ve imkân hakikatleriimkân ve hudûs delili İlmi Kelâmın en büyük ve önemli iki tarz ispatıdır. Hudûs: Kelime olarak, bir şeyin sonradan meydana çıkması, ezeliyeti ve evveliyetinin olmaması manasınadır. Böyle olunca, onu meydana çıkaracak ve ezeli olan Vacip Bir Vücudun olması  lazım geliyor. Bu kısa tarif ve izahtan sonra şöyle devam edebiliriz: Kâinata ve mahlûkata baktığımız zaman, her şeyin değişken ve kararsız olduğunu görüyoruz. Yani, hiçbir şey kararında sabit olarak durmuyor, değişiyor. Biri gidiyor, biri geliyor. Sürekli bir faaliyet, gözümüzün önünde işliyor. Bu da mahlûkatta değişmeyen hiçbir şeyin olmadığını ispat ediyor.  Her değişen şey ise, sonradan meydana gelmiştir. Sonradan vücut bulmuştur. Zira yoktu, var oldu. Ezeli olan şeyde, zaten değişim olması imkânsızdır. Ezeliyet ona müsaade etmez. O zaman, yoktan ve hiçten yaratılıp meydana çıkartıldılar.  Onları yoktan varlığa çıkaran zat ise ezeli ve vacip olmak gerekir. Zira  hâdisin hâdisi yaratması imkânsızdır. Yok, yoka vücut veremez.  Madem her şey hâdisdir, yani, sonradan meydana gelmiştir. Öyle ise her hadisin bir muhdîsi var,  yani onu varlık sahasına çıkaran ve yaratan bir Zat var olduğu sabit olur. Hudûs delilinin mahiyetinin özeti budur. İmkân da kelime olarak: Varlığı  mümkün olan şeylere denir. Yani, var ve yok olması  eşit olan demektir. Bu eşitlikten var olanlara, vaki, yok  olanlara da mümkün denir. İşte bu eşitliği, yani, her iki ihtimalden var olmak ve yok olmaktan,  birinin üstünlük kazanması ancak mümkinat cinsinden olmayan Vacibu’l Vücut bir zatın tercihi ile olur.  Mümkün, mümküne illet, yani sebep olması imkânsızdır.  Yoksa  o zaman devir dediğimiz, ya da teselsül dediğimiz mantıksız şeyleri kabul etmemiz gerekir ki bu da muhaldir.  Devir: Mümkün bir şeyin, mümkün olan bir şeyi  varlık alanına çıkarması demektir ki, bu da  batıldır. Buna şöyle bir temsille işaret edelim.  A okuluna kayıt yaptıracaksın ve müracaat ettin. A okulu dedi ki kayıt şartımız, B okuluna kayıt belgesidir. Sen hemen B okuluna gittin. Onlar da dedi ki kayıt şartımız A okuluna kayıt olmanızdır. Böyle bir durumda senin, her iki okula da kayıt olman ebediyen imkânsız hale gelir.  İşte devir, yani, kısır döngü denilen şey budur.  Şimdi varlık sahasına çıkmamış bir mümkün, nasıl olur da başka bir mümkünün varlık sahasına çıkmasına sebep olabilir. Önce kendisi, bir varlığa kavuşsun, sonra başka mümküne illet ve sebep olsun.  Buradan açıkça anlaşılır ki: Mümkün, mümküne yaratıcılık yapamaz.Teselsül ise, o sebep, bu sebepten, bu sebep, şu sebepten diyerek sonsuza giden bir sebep sonuç zinciri kabul etmek demektir ki, bu da aklın kabul etmeyeceği imkânsızlar sınıfındandır.  Geriye tek seçenek kalıyor. O da mümkün sınıfından olmayan, varlığı ezeli ve ebedi olan Vacibu’l Vücut olan Allah, bu eşitlik dengesini bozup, yani varlık ve yokluk seçeneklerinden birini ezeli iradesi ile seçip, mümkünü varlık sahasına çıkarıyor.  Kendisi zaten ezeli bir varlık sahibi olduğu için, başka bir sebebe, ya da illete muhtaç olmuyor.  Buraya kadar olan sistem, İlm-i kelâmın klasik imkân ve hudûs tarifidir.  Risale-i Nurda Üstad, imkân delilini, İlm-i kelâmdan farklı ve daha ikna edici olarak şöyle tarif eder: İlm-i kelam uleması, sebeplerin icadının son halkasına gider, en sonun da ispat eder. Ama üstat, her bir sebep ve eşya üstünde hadsiz imkânlarla, bir tercih edici Zatın varlığını ispat eder. Böylece, âlemin en son sebebine gitmeye lüzum kalmaz. Her bir sebep de tevhidi ve bir irade ve kastın varlığını akla gösterir. Akıl, uzun uzadıya sebeplerin en sonuna seyahat etmeye lüzum kalmadan mesele anlaşılır. Ve imkân delili de daha bir zenginlik kazanır. Mesela, bir insan, bir damla su iken, çok imkânlara mazhar oluyor. Sonra biri tercih ediliyor. Sonra ikinci ve daha karmaşık ve çok imkânlara mazhar olan ikinci safhaya giriyor. Orada da sayısız imkânlardan biri ve en mükemmeli seçiliyor. Sonra imkânların katlanarak artığı üçüncü safhaya giriyor. Ve hakeza… Her safha ve evrede Allah’ın kast ve iradesi ve tercihi çok açık ve net bir şekilde akla görünüyor. Onun varlığı ve birliğini ispat ediyor.
ysmnasl71 kullanıcısının avatarı Ysmnasl71 Teşekkürler (1)
şikayetim var!

Yorumlar

  • seda0101 kullanıcısının avatarı seda0101

    imkan delili: bu delile göre sonradan var olan her şey mümkündür.öyleyse sonradan meydana gelen her şeyin yaratılması yönünde tercih kullanan ve varlıgı zorunlu olan biri vardır o da yüce Allah'tır.
    hudus delili: evrendeki canlı ve cansız tüm varlıklar sonradan var olmuştur.sonradan meydana gelen her şeyin yaratıcısı olması gerekir o da Allah'tır

    şikayetim var!
  • ysmnasl71 kullanıcısının avatarı ysmnasl71

    :D ne çıktıysa Ctrl+c Ctrl+v

    şikayetim var!
  • ysmnasl71 kullanıcısının avatarı ysmnasl71

    :D

    şikayetim var!
Bu cevap için yorumunu buraya yaz...

Aradağını bulamadın mı?

Soru sor