Soru

ays1234 kullanıcısının avatarı

10. sınıf osmanlı ekonomi sözlüğü terimleri ve anlamları?

gönderen Ays1234

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Ays1234 kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

cixgirl kullanıcısının avatarı
Cixgirl cevapladı

OSMANLI EKONOMiSi
Ekonomik Faaliyetler:
Genel olarak çeşitli tüketim mallarının üretilmesi ve bunların dağıtımının sağlanması amacıyla oluşturulan düzenlemelerin tümüne ekonomik faaliyetler denir. Doktorluk, marangozluk, taşımacılık gibi hizmetler de ekonomik faaliyetler içine girer.

Osmanlı Ekonomisinin Tabii (doğal) Kaynakları:

Osmanlı ekonomisinin doğal kaynakları insan ve toprak olarak iki temele dayanıyordu, insan kaynağı reâyâ denilen üretici kesimdi.* Osmanlı Devleti'nin insan gücünü bugünkü anlamda tespit etmek mümkün olmamakla birlikte doğruya yakın bir tahmin yapmak mümkündür. Çünkü devlet, özellikle vergi veren nüfusu belirlemek amacıyla tahrir denilen bir tür sayım yapmıştır. Bugün arşivlerimizde bulunan ve
tahrir defteri denilen bu belgelerden çıkarılan sonuçlara göre, Osmanlı Devleti'nin nüfusu, XVIII. yüzyılın başlarına kadar sürekli olarak artmıştır. Toprak ise Osmanlı ekonomisinin en önemli kaynağıdır. Bu bakımdan toprak çeşitli bölümlere ayrılmıştır. Bunların içinde mîrî topraklar en önemli olanıdır. Mülkiyeti devlete ait olan bu topraklar kullanılmak üzere halka verilmiştir.'XVI. yüzyıl sonlarından itibaren hızla artan nüfusa karşılık yeni tarım alanları açılamamış ve insan-toprak dengesi bozulmaya başlamıştır. Bu da ekonominin bozulmasına yol açmıştır. Toprak mülkiyetinde de değişiklikler olmuş, 1854 Arazi Kanunnamesi ile, uzun süre toprağı kullananlar, onun sahibi olmuştur. Osmanlı ekonomisinin temeli, tarıma dayanıyordu. Çünkü nüfusunun büyük bir bölümü kırsal kesimde yaşıyordu. Tarımın temeli ise tımar sistemine dayanıyordu.
Tımar topraklarının mülkiyeti devlete, tasarrufu halka, üreticinin devlete vermesi gereken vergiler ise, tımarlı sipahiye aitti. Köyü toprağı ekip"biçerken şu kurallara uymak zorundaydı;
* Sebepsiz olarak toprağını terkedemezdi.
* Sebepsiz olarak toprağını üç yıl üst üste işlemeyenin toprağı geri alınırdı.
* Elde ettiği ürünün vergilerini düzenli olarak ödemek zorundaydı.
Sipahi ise, devlet adına, köylünün güven ve düzen içinde yaşaması için diğer görevlilerle
birlikte sorumlu ve yükümlü olan kişiydi.

Hayvancılık:

Hayvancılık yalnız tarım ekonomisinin değil, Osmanlı genel ekonomisinin temel unsurlarından biriydi. Beslenme, dericilik, dokuma gibi ekonomi dallarında tartışılmaz bir hammaddeydi. Aynı zamanda ulaşım ve taşıma sektörünün en önemli güç kaynağıydı. 
Sanayii:

Sanayi alanında üretim, arz talep dengesi içinde gerçekleştirildi. Üretim ihtiyaçla sınırlı olduğunda plânlı yapılır ve üretilen malın fiyatı tüketici göz önüne alınarak belirlenirdi. Bu belirleme işlemine narh vermek denirdi. Sanayii genellikle el tezgâhlar ve küçük işletmeler şeklindeydi. Bunlar da bütünüyle şehirlerde ve büyük kasabalarda toplanmıştı. Sanayii dalında çalışanlara esnaf denirdi. Bu teşkilât aslında XIII. ve XIV.
yüzyıllarda ortaya çıkan ahi teşkilâtının bir devamıydı. Bazı meslek dalları, bazı yerlerde ün yapmıştı. Meselâ, Karaman ve Konya'da pamuklu dokuma, Bursa'da kadife ve ipekli dokuma, Ankara ve Kastamonu'da sof dokumacılığı, Selanik'te çuhacılık, Bulgaristan'ın çeşitli yerlerinde aba ve kıl dokumacılığı, Tokat'ta bakırcılık, Edirne'de ayakkabı ve silâh sanayii, istanbul'da ipek ve çuha sanayii, Batı Anadolu'da pamuklu dokuma ve halı sanayii bunlardan bir kısmıdır.

Ticaret Hayatı:

Osmanlılarda zengin ve hareketli bir ticaret hayatı vardı. Ekonominin ticaret kesimini ikiye ayırmak mümkündür. Bunlardan biri, sanatkârların ürettiklerini dükkânlannda pazarlamasıdır. Diğeri ise yurt içi veya yurt dışında satma amacıyla mal getirmek veya götürmektir. Osmanlı tüccarları yurt dışında ticaret kolonileri de kurmuşlardır. Devlet de her zaman ticareti özendirmiş ve tüccarları korumuştur. 

Osmanlılarda Para ve Fiyat Hareketleri:

Osmanlılar, XIX.yüzyıla kadar bakır, gümüş ve altından yapılmış paralar kullandılar. Bu paralar darphane denilen yerde basılır ve genelikle adına sikke denirdi. Para gümüşten yapılmışsa akçe, altından yapılmışsa sikke-i hasene veya kırmızı adı verilirdi. Devletin bastırdığı bu paraların yanında yer yer ve zaman zaman başka ülkelerin paraları da kullanılırdı. Akçe aynı zamanda diğer paraların değerlerini belirlemede kullanılan
bir ölçekti. Meselâ bir altın 60 akçe, bir guruş 40 akçe, bir para 4 akçe idi. Geçen yıllar içinde Osmanlı parası da değer kaybına uğradı ve para sisteminde değişiklikler oldu. Akdeniz havzasındaki hızlı nüfus artışı, aynı yıllarda Amerikan gümüşünün Avrupa'ya akması, Avrupa'nın ticaret faaliyetlerini genişletmesi gibi nedenler yüzündenmOsmanlı ülkesinde hızlı fiyat artışları, yani yüksek enşasyon olayı görüldü. 


  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (3)
  • oy ver Seviye: 1, Oylar: 4

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
hayathayat56 kullanıcısının avatarı
Hayathayat56 cevapladı

 

 

ADLİ YARGI   :   Toplum içinde fertlerin aralarındaki hukuki sorunları çözmek amacıyla yapılandırılmış olan yargı sistemidir. Medeni yargılama hukuku ve ceza yargılama hukuku olmak üzere ikiye ayrılır.

 

AĞA  :    Halka ve yeniçeri ocağına özgü bir unvan olup 19.yy.da daha çok,okuyup yazması olmayan redif subaylarına ve komutanlarına verilmiştir. Halk arasında ise aile büyüklerinin derebeyi kökenli köy ve kasaba ileri gelenlerinin ve liderlerinin kullandıkları bir ünvandı.

 

AHMET ANZAVUR : İstanbul Hükümeti yanlısı eski bir jandarma subayıdır. Milli Mücadeleye karşı Manyas, Susurluk, Gönen, Adapazarı ve Geyve bölgelerinde ayaklanma çıkarmıştır. Yunanlılarla işbirliği yapan Anzavur 1921 yılındaki bir çarpışmada öldürülmüştür.

 

AKIM (CEREYAN) :  Sanatta, siyasetle, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş yöntem, hareket, cereyan, tarz. (Örnek: Batıcılık, Osmanlıcılık, Feminizm)

 

ALAFRANGA   :   Batı tarzı yaşam tarzında kültür değerlerinde batı tarzını benimsemek ve uygulamak.

 

ALATURKA  :   Türk tarzı yaşam tarzında kültür değerlerinde Osmanlı kültürünün değerlerini benimsemek ve uygulamak.

 

ALAYLI SUBAY : Er olarak göreve başlayıp subaylığa kadar yükselen kişilere  verilen isimdir. (Askeri okullardan yetişenlere de “Mektepli” adı verilmekteydi.)

 

ALİ FUAT PAŞA (CEBESOY)  :  1882 yılında İstanbul da doğdu. TBMM.’nin kuruluşunda ilk bayındırlık bakanı olan Mustafa Fazıl Paşa’nın oğludur. 1902 yılında Harp Okulunu 1905 yılında Harp Akademisini bitirdi. Mustafa Kemal Paşa’nın sınıf arkadaşıdır. Süveyş kanalı seferinde tümen komutanı olarak görev yaptı. Kudüs Muharebesinde generalliğe terfi etti. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasıyla Ankara’daki 20 nci Kolordunun komutanı olarak onun emrine girdi. Sivas kongresinde Batı Cephesi Komutanlığına atandı. 9 Kasım 1920’de TBMM’ni temsilen Moskova Büyükelçiliğine atandı. 2 Nisan 1922’de Meclis ikinci başkanlığına seçildi. Cumhuriyetin ilanından sonra muhalefete geçerek Kazım Karabekir ve Rauf ORBAY ile birlikte Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurdu. Bu partinin kapatılmasından sonra emekliye ayrıldı. 10 Ocak 1968’de İstanbul’da vefat etti.

 

ALİ KEMAL  :  Milli Mücadele karşıtı olan gazeteci ve siyaset adamıdır.1919 sürecinde içişleri ve Maarif Nazırlıklarında bulunmuştur. Peyam-ı Sabah Gazetesinin başyazarlığını yaptığı dönemde, her fırsatta Milli Mücadele’ye karşıt yazılar yazmıştır. 1922 yılında tutuklanıp Ankara’ya götürülürken İzmit’te linç edilmiştir.

 

ALYANS İSRAİLİT  :   Merkez Paris olarak Yahudilerin kurmuş olduğu Cemiyetin amacı; Osmanlı devleti içinde yaşayan yahudileri sosyal ve ekonomik yönden daha güçlü kılmaktır.

 

ANADOLU VE RUMELİ MÜDAFAA-İ HUKUK CEMİYETİ  :    Ülkenin düşmanlar tarafından işgalinden sonra yöresel direniş örgütleri kurulmuştur. Redd-i ilhak ve Müdafaa-i Hukuk adlarıyla kurulan bu direniş örgütleri Sivas Kongresinde bir çatı altında birleşerek bu adı almıştır.

 

ANAYASA (KANUNUN ESASİ, TEŞKİLAT-I ESASİYE) :  Bir devletin yönetim biçimini belirten yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, vatandaşların hak , hürriyet ve sorumluluklarını bildiren temel yasa. 1876  ve 1908 Osmanlı Anayasalarına Kanun-u Esasi, 1921 yılında T.B.M.M. tarafından kabul edilen Anayasaya ise Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adı verilmiştir.

 

ANAYASA MAHKEMESİ  :  Kanunları, kanun hükmünde kararnameleri, TBMM iç tüzüğünü şekil ve esas bakımından, Anayasa değişikliklerini şekil bakımından Anayasaya aykırı olup olmadığını inceleyen ve denetleyen, Cumhurbaşkanını, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başbakan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcı Vekilini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini, Sayıştay Başbakan ve üyelerini görevleriyle ilgili işledikleri suçlardan dolayı “Yüce Divan”  sıfatıyla yargılayan, Siyasi partilerin Anayasaya veya siyasi Partiler yasasına aykırı hareketlerinden dolayı kapatma yetkisine sahip olan yüksek mahkemedir.

 

ANLAŞMA  :   Devletler arası siyasi,ekonomik,kültürel,vb.alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tes

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (8)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...