Cevaplar

2012-11-19T16:23:40+02:00

Cebrâil:
Kur'an'da üç yerde "Cibrîl" olarak geçmekte (el-Bakara 2/97, 98; et-Tahrim 66/4) diger bazi ayetlerde de kendisinden Rûhu'l-Kudüs ve Rûh olarak bahsedilmektedir. (el-Bakara 2/87, 253; el-Mâide 5/110).
Vazifesi, Allah'in emir ve nehiylerini peygamberlerine bildirmektir. Bütün vahiy onun vasitasiyla nazil olmustur.

Cebrâil, bu görevi yerine getirirken peygamberimize çesitli sekil ve suretlerde gelirdi. Birçok defa insan seklinde bu görevini ifa ederdi. Insan sekline girdiginde daha ziyade Dihye isimli sahabenin kiliginda, bazan da normal bir bedevî olarak gelirdi ki, "Cibrîl hadisi" diye bilinen hadisin vukûunda Hz. Peygamber'e bu kilikta gelmistir.

Cebrâil bu gelislerinin sadece iki defasinda aslî suretinde görünmüstür. Bunlardan birisi (en-Necm, 53/6-7) ayetlerinin nuzûlünde, digeri ise yine Necm suresinin 13. ve 14. ayetlerinin nuzûlü esnasindadir (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IX, 95).


Azrâil:
Kur'an-i Kerîm'de
"Melekü'l-mevt" ( = ölüm melegi) olarak geçmektedir. " Ey Muhammed de ki; size vekil kilinan ölüm melegi caninizi alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz." (es-Secde, 32/11)
Allah'in emri ve izni ile canlilarin, ölecekleri zaman canlarini almakla vazifelidir.


Israfil:
Kur'an'da "Isrâfil" olarak ismi geçmemektedir. Ancak, kiyametin vukûu ile ilgili ayette "(Isrâfil tarafindan birinci sefer) Sûr'a üflenince Allah'in diledigi (melekler) müstesna göklerde olanlar ve yerde olanlar bayilirlar (ölürler). Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarindan kalkip bakinip dururlar." (ez-Zümer 39/68) buyurulmakta, dolayisiyla isim olarak olmasa da bu melegin vazifesi bu ayetle belirtilmektedir. 


Buradan kiyametin ve ahiret gününün yani yeniden dirilmenin baslangicinda bir Sûr'a üfürme olacagi anlasilmaktadir ki, bu isle vazifeli melek Isrâfil (a.s.) dir. Bu görevinden dolayý Ýsrafil'e "Sûr meleði" ismi de verilmektedir.
Ayrica Isrâfil'in, "Levh-i Mahfuz"* da yazilanlari okumak ve ilgili melege haber vermekle de görevli oldugu bilinmektedir.



Mikâil:

Kur'an-i Kerîm'de bir yerde "Mikâil" olarak zikredilmektedir. (el-Bakara 2/98)
Mikâil'in görevi: yagmurun yagdirilmasi, rüzgârin estirilmesi ve mevsimlerin tanzimi gibi tabiat olaylarini Allah'in emri ve izni ile vukua getirmektir.


Bu dört melegin disinda, her insanin yaninda bulunan ve daima onun küçük, büyük, gizli ve asikâr yaptigi bütün isleri yazan melekler vardir ki, bunlara "Kirâmen kâtibîn"* denir. Ayrica öldükten sonra kabirde sual sormakla vazifeli "Münker* ve Nekir"* melekleri de vardir.



Meleklere inanmak, müslümanlginn iman ve itikat esaslarindandir. Inanmayan, müslüman olamaz; inkâr eden de dinden çikar. Zira, Kur'an-ý Kerîm'de meleklerin varligindan bahsedilmekte, bir kisminin ise bizzat isimleri geçmektedir. 


Yüce Allah söyle buyuruyor: "Her kim Allah'a ve meleklerine ve peygamberlerine ve Cibrîl'e ve Mikâil'e düsman olursa Allah da kâfirlere düsmandir" (el-Bakara 2/98). Ayrica Kur'an'da Fâtir suresinin bir diger adi da "Melâike suresi"dir.
Melekler, bilfiil vardir. Onlari görememis olmamiz onlarin yoklugu yolunda bir delil teskil etmez.


Onlarin bizim tarafimizdan görülmemesi, farkli bir sekilde yaratilmis bulunmalarindan, vücudlarinin rûhânî ve nûrâni olmalarindandir. Bizim gözümüz ise onlari görebilecek sekilde yaratilmamistir. Nitekim kendi aklimizi ve ruhumuzu da göremiyoruz, fakat onlarin varligina inaniyoruz.

1 1 1