Cevaplar

2012-11-19T17:18:51+02:00

Eylemleri “zarf, ad, sıfat” olarak kullanmamıza yararlar.

Eylemlerin kullanılış alanlarını genişletirler.

Eylemlere getirilen bir takım eklerle yapılır.

Eylemden türemeleri şarttır.

Eylem kökenli olmasına karşın ad, önad, belirteç gibi kullanılan sözcüklerdir.

Kullanıldıkları cümlelerde birer yan cümlecik oluştururlar.

Kişi kavramı yoktur. Bu yüzden eylem gibi çekimlenemezler.

 

            İSİM/AD-FİİL(EYLEMLİKLER/MASTAR)

Eylemin adıdır.

Eylemleri ad olarak kullanabilmemizi sağlarlar.

Yarı ad yarı eylemdirler.

“ma-ış-mak” ekleriyle adlaştırılırlar.

            Örn:

                        Bu gidiş iyi değil.

                        Yürümek insanları dinlendirebilir.

                        Çok yemek iyi değildir.

                        Dipteki ölülerin fısıl fısıl konuşmalarını dinledim.

 

*Uyarı: Eylemi olumsuz yapan “-me, -ma” ile eylemi adlaştıran “-me, -ma” karıştırılmamalı. Bunu cümledeki kullanılışına ve vurgusuna bakarak anlayabiliriz.

            Örn:

                        Onu okuma demedim ki… (olumsuz)

                        Vurgulu okuma her zaman güzeldir. (eylemlik)

 

            SIFAT-FİİL(ORTAÇ)

Eylemleri önad olarak kullanabilmemizi sağlayan eklerle oluşturulur.

Yarı sıfat yarı eylemdirler.

“an-ası-mez-ar-dik-ecek-miş” eklerinin eyleme getirilmesiyle oluşur.

            Örn:

                        Bize bakan adam bu adam değil.

                        Öpülesi elleri var.

                        Saygı göstermez kişilerden uzak durmalı.

                        Koşar adım yürüyün.

                        Tanıdık insanlarla gezerdi.

                        Onu doyuracak parası kalmadı.

                        Çürümüş meyveyi satmazdı.

 

Uyarı: “r, ecek, dık, mış” ekleri cümle kurallı cümlede cümlenin yüklemi oluyorlarsa zaman eki olarak kullanılmışlardır.

            Örn:

                        O da kitap okur.

                        Ahmet, yarın gelecek.

                        Onları biz de tanıdık.

                        O da bu ülkeyi görmüş.

                Eğer bir adın önüne gelerek adın özelliğini veriyorlarsa ortaçtırlar.

            Örn:

                        Okur insanlar arasında kaldık.

                        Gelecek adamları salona alın.

                        Tanıdık yüzlerle karşılaştık.

                        Görmüş insanlardan zarar gelmez.

 

            BAĞ-FİİL(ZARF-FİİL/ULAÇ)

Eylemleri zarf/belirteç olarak kullanabilmemizi sağlayan eklerle oluşturulur.

*Yüklemi zaman ve durum yönünden etkileyen sözcüklerdir.

Yarı zarf yarı eylem olan sözcüklerdir.

*Çok çeşitli ekleri vardır. Bu kadar eki akılda tutmak yerine:

            1.   zarfları bulmak için eyleme sorular sormalı,

            2. sorunun yanıtı olan zarfın eylemden türeyip türemediğine bakılmalı.

            Örn:

                        Buğday başak verince, orak pahaya çıkar.

                        Sen gelmeden işleri bitirdi.

                        Konuşa konuşa yanımızdan geçtiler.

                        Konuşarak yanımızdan geçtiler.

                        Bile bile yalanına inandı.

                        Sen giderken biz geliyorduk.

                        Güldükçe gülesi artıyordu.

                        O evden ayrılalı üç yıl oldu. (başlangıç

                        Bu kitabı okuyalı düşüncesi değişti.zamanı)

                        Öğretmen eylemsiler konusunu anlatıp bitirdi. Öğrencilere dönerek sorunuz var mı dedi.

 
1 5 1
2012-11-19T17:19:54+02:00

“O şimdi romanını bitirmekle meşguldür.”

 

“Size gelmeyi ben de çok istemiştim.”

 

“Onun yemek hazırlayışını gördün mü hiç?”

 

“Kışta açan çiçeklerin ömrü az olur.”


“Öpülesi elleri vardı analarımızın.”


“Senin ne bitmez çilen varmış böyle.”


“Buralarda bir akar çeşme yok galiba.”


“Size biraz bilinmedik fıkralar anlatayım.”


“Bana gazetemi getirecek biri yok mu burada?”


“Onda ne yakası açılmamış sözcükler vardır.”

bir daha buraya gelme, demiştim.”

0