Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-19T18:54:11+02:00

alıntıdır......

Devletin Merkez Teşkilâtı:
Devletin yönetim merkezi istanbul'du. Merkez teşkilâtı burada bulunurdu. Merkezin çekirdeğini ise padişah ve saray teşkilâtı oluştururdu. Ülkenin her yanındaki bütün birimler bu merkezden yönetilirdi. Saray, hem padişahın özel hayatının geçtiği, hem de devletin yönetildiği yerdi. Osanlı padişahları başkent kabul ettikleri Bursa ve Edirne'de saraylar yaptırmışlardı. Bunların içinde en büyük ve tanınmış olanı, Fatih
Sultan Mehmet döneminde yaptırılan istanbul'daki Topkapı Sarayı'dır. XIX.yüzyılda Dolmabahçe Sarayı gibi yeni saraylar da yaptırılmıştır.Osmanlı sarayı başlıca iki bölümden oluşurdu. Bunlardan "Enderun", padişahın özel hayatının geçtiği yerdi. Bu bölümde padişahın yatıp kalktığı "harem" kısmı ile hizmetlilerin bulunduğu
çeşitli odalar vardı. Enderun aynı zamanda devlet adamı yetiştiren bir okul gibiydi.

1 5 1
2012-11-19T18:54:55+02:00

Osmanlı devlet teşkilatıOsmanlı İmparatorluğu'nun idari,askeri ve siyasi olarak teşkilatlanmasını, yapılanmasını bütünüyle ele alan konudur. Osmanlı, genel olarak merkeziyetçi bir yapıya sahipti. Padişah, devlet teşkilatında en üst mertebede sayılmasına rağmen Harem,Divan ve çeşitli odakların fikirleri baskın olabiliyorlardı. Abdülhamit Han devrinde devleti yönetim şekli değiştirilerek Meşruti Monarşi veya Meşrutiyet şeklini getirdi.

Devlet-i Aliyye Ana madde: Osmanlı Hanedanı

Devlet hükümdarı, önceki Türkî devletlerde olduğu gibi kalıtsal olarak belirli bir soydan ilerler.Osmanlı beyliğinde BeyHan veya Reis gibi geleneksel kelimeler hükümdar içindi. Koca Murat ile beylik yapılanma sürecine girince bundan sonraki hükümdarlara Padişah,Hünkargibi daha ulvi sözler ile hitap edilmeye başlandı. Devlet yapılanmasına girilen bu dönemde yine padişahlar numaralandırılmaya başlanmıştır.

Bu süreç içerisinde aynı zamanda devlet hükümdarına ve onun hareminden bazı kişilere "Sultan" ünvanı da verilmiştir. Padişahın annesiValide Sultan; kız kardeşi Mihrace Sultan; kızına Hanım Sultan olarak isimlendirilmiştir. Fetret Devri boyunca ise oğullarına Çelebiünvanı layık görülmüştür. Sultan lakabı kan bağı haricinde Padişahın buyurduğu Gözdelerine de -Haseki Sultan- bu ünvan verilmiştir. Padişahın kızı veya kızkardeşi ile evlendirilen erkekler ise ya Paşa olurdu, ya Paşa yapılırdı. Bu durumda isminin başına Damat sonuna ise Paşa getirilirdi.

Harem-i Hümayun 

Harem-i Hümayun, Osmanlı'da Padişah, padişahın eşlerinin, çocuklarının, mihracelerinin, cariyelerinin kaldığı saray kısmıdır. Bu haremde, Valide Sultan'ın emrinde yüzlerce hizmetçi bulunmaktaydı ve bunların hepsi belli bir hiyerarşi içerisindeydi. Bu hiyerarşinin başı bilindiği gibi Valide Sultan'dı. Padişah, haremi ondan sorardı. Herkes ondan çekinir, hizmet eder idi. Haremde yaşayanlardan Valide sultandan sonra Mihrace sultan(lar)dan çekinilirdi fakat mihracelerin herhangi bir resmiyeti yoktu. Mihraceler evlendirildikten sonra ayrı bir saraya taşınır ve orada yaşarlardı. Bunun dışında Validenin emrinde belli başlı kişiler vardı. Valideden sonra gelen, Kahya Kadın en bilinenidir.

Divan-ı Hümayun [değiştir] Ana madde: Divan-ı Hümayun

Divan-ı Hümayun veya kısaca Divan, Padişahın fikir sağladığı, danıştığı devlet yönetme tecrübesi olan Vezirlerin ve her biri ayrı bir görevi olan zabıtların bulunduğu temel devlet teşkilatıdır. Divan Kurulu'nun başkanı her zaman için padişahtır fakat daha sonraları padişah yerine onun vekaletindeki Sadrazam veya Vezir-i Azam Kurul toplantısını başlatır; Padişah ise geleneksel olarak toplantıyı perde arkasından izlerdi. Teşkilat şu şekilde sınıflara ayrılır: Kalemiye,İlmiye, Seyfiye.

Kalemiye (Ehl-i Kalem) ,

Kalemiye Sınıfı, Divan-ı Hümayuna dahil sınıflardandır. Yaygın olmayan adı Ehl-i Kalemdir. Bürokrasi, diplomasi ve mali işlerden sorumlu, kısacası defter işlerinden sorumlu kişiler bu sınıfa dahildir. Kalemiye Sınıfının en üst rütbesi Nişancıdır. Nişancı, Divanı Hümayun'de verilen kararlara, Padişah'ın tuğrasını çekmekle görevliydi. Bu yüzden bu makamdakilere Tuğrai de denirdi. Kendisine bağlı olan Reis-ül Küttab ise tamamıyla Dışişleri bakanlığını karşılıyordu. Yükselme devri ile ortaya çıkan bu makamın da önemi giderek artmış ve Divan-ı Hümayun'un kaldırılmasıyla yerini Hariciye Nazırlığına bırakmıştır. Ayrıca, Kalemiye Sınıfı'nda, Reis-ül Küttab'a bağlı her biri ayrı görevle meşgul kalemler vardı.

1 1 1