Soru

joker33 kullanıcısının avatarı

Servet-i Fünun edebiyatı hangi edebi akımlardan etkilenmiştir? cevaplar mısınız

gönderen Joker33

Yorumlar

  • snysgs kullanıcısının avatarı GENEL ÖZELLİKLERi

    1) “Sanat için sanat” ilkesine beğlıdırlar.

    2) Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler. Cümle istediği yerde bitebilir.

    3) Servet-i Fünuncular aruz ölçüsünü kullanırlar. Ancak aruzun dizeler üzerindeki egemenliğini de yıkarak, bir şiirde birden çok kalıba yer vermişlerdir.Snysgs
    şikayetim var!
  • joker33 kullanıcısının avatarı çok sağolJoker33
    şikayetim var!
  • snysgs kullanıcısının avatarı ne demek önemi değilSnysgs
    şikayetim var!
  • joker33 kullanıcısının avatarı yinede çok sağolJoker33
    şikayetim var!
  • snysgs kullanıcısının avatarı önemli değilSnysgs
    şikayetim var!
Bu soruyu Joker33 kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

2
snysgs kullanıcısının avatarı
Snysgs cevapladı
Servet-i Fünun veya Edebiyat-ı Cedide devri, Türk edebiyatında 1860’tan beri devam eden Doğu-Batı mücadelesinin kesin sonucunu (Batı edebiyatının lehine) belirleyen aşamadır. Gerçekten yoğun ve dinamik çalışmalarla geçen bu kısa dönem sonunda Türk edebiyatı, gerek anlayış, gerek içerik, gerekse teknik bakımdan tamamıyla Batılı bir nitelik kazanmıştır.Bu döneme Servet-i Fünun adının verilmesi bu edebi hareketin Servet-i Fünun dergisinde gerçekleşmesindendir.Adından da anlaşılacağı gibi önceleri “fen” konularını ele alan bu derginin yazı işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret’in getirilmesiyle dergi, bütünüyle bir edebiyat dergisi haline gelir (7 Şubat 1896).

  • 2 Yorum
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (1)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
yusuf11111 kullanıcısının avatarı
Yusuf11111 cevapladı



S
Servet-i Fünuncular şiirin konusunu iyice ge­nişletmişler; aşk, doğa, karamsarlık, düş kı­rıklıkları, gerçeklerden kaçış, doğaya yönel­me... gibi temaları işlemişlerdir. Sadece Tevfik Fikret, sosyal konulu bir iki şiir yazmıştır.Şiirde "sanat için sanat" anlayışının gereği olarak "estetik olgunlaşma" ya önem veril­miştir.Hemen hemen tüm Servet-i Fünun şiirinde aruz ölçüsü kullanılmış, hece ölçüsü küçüm­senmiştir. Sadece Tevfik Fikret şiirde hece ölçüsünü de denemiştir.Aruz ölçüsü Türkçeye başarıyla uygulanmış, bu ölçüye canlılık getirilmiştir.Klasik beyit anlayışı yıkılmış, şiirde anlam di­zeden dizeye taşınmıştır. Bir başka deyişle şiir (nazım), düzyazıya (nesre) yaklaştırılmış; cümlenin bir dize ya da beyitte tamamlan­ması geleneği yıkılmıştır. Bunu, Tevfik Fik­ret'in "Balıkçılar" adlı şiirinden alınmış şu parçada görmek mümkündür:Şafak sökerken o yalnız, eski bir tekneciğinDüğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarakİlerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırakŞırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkinSiyah kaburgasını... Âh açlık âh ümidi"Bu dizeleri yan yana getirip okuduğumuzda ortaya bir düzyazı (nesir) çıktığını görebiliriz.Divan şiiri nazım biçimleri tamamen bırakıl­mış, müstezat serbestleştirilmiştir. Batı şi­irinden alınan sone ve terza-rima gibi biçim­ler ilk kez kullanılmıştır.Şiirde bütün güzelliğine (kompozisyona) önem verilmiştir.Divan ve Tanzimat şiirindeki "göz için kafi­ye" anlayışı yıkılmış; "kulak için kafiye" görü­şü benimsenmiştir.Dil, çok ağır ve sanatlıdır. Şiirlerde Arapça ve Farsçadan alınma birçok sözcük ve tam­lama kullanılmış; çok kimsenin anlamadığı bir dille şiirler yazılmıştır. Servet-i Fünuncuların en büyük yanlışları dil konusunda ol­muştur, denilebilir."Nahcir" (av), "tiraje" (gökkuşağı), "saat-ı se-men-fâm" (yasemin renkli saatler), "Lerziş-i bârid" (soğuk titreme)... Servet-i Fünun şi­irinde ilk kez kullanılan sözcük ve tamlama­lara örnektir.Edebiyatımızda "mensur şiir" örnekleri ilk kez bu dönemde verilmiştir (Halit Ziya).Servet-i Fünun şiirinde Parnasizm ve Sem­bolizm akımları etkili olmuştur. Sanatçıların eserlerinde yer yer Romantizmin etkileri de görülmektedir.SERVET-İ FUNUN EDEBİYATINDA ÖYKÜ VE ROMANRoman ve öyküde çağdaş Fransız edebiyatı örnek alınmış, Realizm ve Naturalizm akım­larından etkilenilmiştir.Romanlarda İstanbul'un aydın çevreleri ile saray ve konak yaşamı konu edinilmiştir. Bi­reysel acılar, düş kırıklıkları, aşklar... üzerin­de durulmuştur.Servet-i Fünun romancıları, içinde yaşadık­ları çevreyi anlatmışlardır. Romanların ço­ğunda Türk toplumunun ne ölçüde Batılılaş­makta olduğunun örnekleri verilmiş, Batılı yaşam tarzının Türk toplumundaki yansıma­ları gösterilmiştir. Sanatçılar, yerli karakterle­rin psikolojilerini tahlil etmişler; toplumsal yaşamla değil, "ev içi" ile ilgilenmişlerdir.Öykülerde sıradan kişilere ve halkın yaşantı­sına daha çok yer verilmiş; öyküler roman­lardan daha sade bir dille yazılmıştır.Gerçekçi akımların gereği olarak sanatçılar eserlerinde kişiliklerini gizlemişlerdir.Tanzimat romanında görülen gereksiz be­timlemeler bırakılmış, betimleme roman kah­ramanlarının psikolojilerini ortaya koymak için yapılmıştır.Teknik yönü çok sağlam romanlar yazılmış; modern Türk romanının temelleri atılmış ve ilk örnekleri (Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu) ve­rilmiştir.Servet-i Fünun öykü ve romanları, teknik ba­kımdan üstünlüklerine rağmen dil ve üslupta hatalı bulunmuştur. Tanzimat'la başlayan dili sadeleştirme çabalarına zarar veren bu "Sanatkârâne üslup" eserleri anlaşılmaz kılar. Kimi yazarlar, eserlerinin 1920'den sonraki baskılarında sadeleştirmeler yapar.Fransız dilinin cümle yapısı Türkçeye aktarıl­mış; eserlerde devrik ve eksiltili cümlelere yer verilmiştir. Dil ve üslupta aydınlara hitap eden bir anlayış benimsenmiştir.
.· Bu dönemde tiyatro sahnelerinde tuluat kumpanyaları temsiller vermiş, bu temsiller 1908'e kadar sürmüştür.· Servet-i Fünuncular 1908'den sonra bazı ti­yatro eserleri ortaya koymuşlardır. Ancak Servet-i Fünuncuların bu piyesleri diğer tür­lere göre oldukça zayıftır. Bu denemelerde konuşma diline yaklaşmak için çaba göste­rilmiş; eserlerde evlenme, boşanma ve ka­dınların medeni hakları gibi konular işlenmiş­tir.· Hüseyin Suat Servet-i Fünuncular içinde ti­yatroyla en çok ilgilenen sanatçıdır. Başarılı bir tiyatro dili olan sanatçının "Şehbal Yahut İstibdadın Son Perdesi" (1908), "Deva-yı Aşk" (1910) gibi eserleri vardır.Tiyatro alanında bir iki eser veren Halit Ziya, bu türde başarılı değildir. Kâbus (1918) adlı dramı ve Fransızcadan adapte ettiği iki tiyat­ro (Füruzan, Fare) teknik olarak zayıftır.· Mehmet Rauf, roman dışında tiyatro eserleri de yazmıştır: Pençe (1909), Cidal (1911), Di­ken (1917) eserlerinden bazılarıdır.Cenap Sahabettin de bir iki eseriyle bu türe katkıda bulunur: Yalan (1911), Körebe (1917).·SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA ELEŞTİRİHalit Ziya, Hüseyin Cahit, Ahmet Şuayp, Mehmet Rauf... gibi yazarlar Batılı yazarların sanat ve edebiyatla ilgili görüşlerini açıkla­maya çalışır; Batılı sanatçıları tanıtırlar..
  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (0)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...