Cevaplar

2012-11-20T21:08:02+02:00

Hak:insanın kendine ait olan düşüncelerdir .
Sorumluluk : insanın kendine ait olan görevleridir.


0
2012-11-20T21:13:41+02:00

 HAK VE SORUMLULUKLAR
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi ifade özgürlüğünü düzenler. 
"1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir. 
2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Handyside/İngiltere davasında (7.12.1976) ve bunu izleyen pek çok kararında belirttiği gibi, "İfade özgürlüğü, toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişmesi için esaslı koşullardan biri olan demokratik toplumun ana temellerinden birini oluşturur. İfade özgürlüğü, 10. maddenin sınırları içinde, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenmeye değmez görülen 'haber' ve 'düşünceler' için değil, ama ayrıca devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir; bunlar olmaksızın demokratik toplum olmaz." 
AİHM bu çerçevede, basın özgürlüğüne özel bir yer verir. Bu konu ile ilgili hemen her kararında, demokratik toplumlarda basının sahip olduğu rolün öneminin altını çizer. Basının, demokratik bir toplumun 'bekçi köpeği' rolü oynadığını belirtir. 
AİHM'nin basın özgürlüğü konusundaki titizliğinin nedeni, özgür basının, demokratik bir toplumu totaliter bir toplumdan ayırt eden en önemli öğelerden biri olması. Sunday Times/İngiltere (26.4.1979) davasında, AİHM Handyside kararında yukarıda belirtilen ilkeye değindikten sonra şöyle devam eder: 
"Basın söz konusu olduğunda, bu ilkeler özel bir önem kazanır. Bu ilkeler, adaletin dağıtılması alanına da aynı ölçüde uygulanır... Basın yayın organları adaletin usulüne göre dağıtılmasına tecavüz etmeyip kamu yararının bulunduğu diğer alanlarda olduğu gibi, mahkemelerin önüne gelmiş sorunlarla ilgili haber ve düşünceleri vermekle yükümlüdür. Sadece basın yayın kuruluşları bu tür haber ve düşünceleri vermekle görevli değildir, halkın da bu haber ve düşünceleri edinme hakkı vardır." Söz konusu davada Sunday Times gazetesinin yargı önündeki bir dava ile ilgili olarak yayımlayacağı bir yazının yayımlanmasının yasaklanması sorunu vardı. 
AİHM, Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi. 
Bu karardan da anlaşıldığı gibi, AİHM'ye göre basın özgürlüğünün birbiriyle yakından bağlantılı iki ana öğesi var: 
Basın ve yayın organlarının haber verme görevi ve halkın haber alma hakkı. Devlet, basın özgürlüğüne yaptığı müdahalelerde her iki öğeyi birlikte dikkate almak zorunda. 
Görev ve sorumluluklar 
Yukarıdaki özgürlüklerin kullanılması, 10. maddenin 2. paragrafında da belirtildiği gibi, 'görev ve sorumlulukları' da içerir. Bu ifadeyi haklar ve görevler arasında bir paralellik bulunduğu şeklinde anlamak yanlış olur. Daha çok, özgürlüklerin kullanılmasında sorumsuzca davranmamak gerektiği yolunda değerlendirilmeli. Başka bir deyişle, basın yayın yoluyla şiddete teşvik edilmemesi, ırk, din, cinsiyet ayırımı yaparak kin, nefret duygularının körüklenmemesi, hiçbir temele dayanmayan suçlamalara, hakaretlere yol açılmaması şeklinde anlamak daha doğru olur. 
İfade özgürlüğü ve bu çerçevede basın özgürlüğü, vakıalar (facts) yanında değer hükümlerini de içerir. AİHM, ikisi arasında ayrım yapar. Vakıaların doğruluğunu göstermek olanağı bulunmasına karşın değer hükümlerinin doğruluğu kanıtlanamaz. (Lingens/Avusturya 8.7.1986, paragraf 46. Oberschlik/Avusturya 23.5.1991, paragraf 63.) 
Bunların kanıtlanması istenemez. AİHM, Lingens kararında, gazeteci Lingens'in Avusturya Şansölyesi Bruno Kreisky'yi, eski Nazileri koruduğu için eleştiren yazılarının ve bu yazılarda kullanılan 'en alçak oportünizm' 'ahlakdışı', 'haysiyetsiz' gibi ifadelerin değer hükmü olduğu sonucuna vardı. 
AİHM, basın özgürlüğü bağlamında, yapılan yayınların gerçeği mutlak bir biçimde yansıtmasını aramaz. "Basın özgürlüğü, belirli bir ölçüde abartma (mübalağa) hatta tahrik içerebilir."

0