Cevaplar

2012-11-21T21:20:25+02:00

KİMYANIN GELİŞİMİ

• Simyadan kimyaya 

• Kimyanın Temel Kanunları

• Kimyasal Bağ kavramı



KİMYANIN GELİŞİMİ: 
Kimyanın gelişimi, diğer tüm bilimler de olduğu gibi uzun ve çileli bir yoldan geçerek gerçekleşmiştir. Toprak, ateş, hava ve suya element diyebilmenin bir birikim işi olduğu çağlardan başlayıp, atomu, hatta çekirdeği mercek altına alarak inceleyecek kadar işi ileri seviyelere götüren bir süreç bu. 
Taşı yontmayla ve belli bir şekil vermekle başlayan, ardından ateşin varlığını keşfetmeyle devam eden, demire, bakıra şekil vermekle süren ve altını, gümüşü bulup ve kullanmayla devam eden, daha sonra maddelerin etkileşimiyle daha farklı maddeleri (ilaç gibi) elde ederek insanlığın hizmetine sunan çileli bir süreç ... 
Yanma olayının sırrını çözen, oksijeni havadan ayırmakla devam eden ve elemente yeni anlamlar yükleyen bir rüreç… devam eden… 
Gelecekte belki 10 gram maddeden elde ettiği sınırsız enerjiyi soğutarak insanlığın hizmetine sunacak olan, yani daha sonu belli olmayan bir süreç bu.
Yazıdan da anlaşıldığı gibi kimyanın gelişimini 4 ana bölüme ayıra biliriz.
Kimyanın gelişimini kısaca;
1. SİMYA ÇAĞI
2. İATRO KİMYA ÇAĞI
3. “FLOJİSTON“ KİMYA ÇAĞI
4. NİCEL KİMYAÇAĞI

1.SİMYADAN KİMYAYA
a-Eski çağlarda Keşfedilen maddeler;
Issız bir adada kaybolsanız ve hiç bir şeye sahip olmazsanız acaba neleri hayatınıza hangi öncelikle katarsınız?
Eski çağlarda insanlarda bu şekilde düşünmüşler.
a-Önce hayatta kalabilmek için doğadaki yenile bilir maddeleri keşfetmekle işe başladılar.
b- Sonra yıldırımlardan ve diğer hayvanlardan korunmak için kendilerine uygun barınaklar hazırlamakla işe devam ettiler. Mağralar ve değişik barınma yerleri inşaat ettiler.
c-Hayatta kala bilmek ve hayatı kolaylaştırmak için değişik aletler ürettiler.
d-Ateşi kullanmayı öğrendiler. Demire bakıra şekil vermeyi keşfettiler.
e-Sonra avladıkları hayvanların derilerinden elbiseler ürettiler.
f-Daha sonra güzelleşmek için değişik boyaları ürettiler ve kullandılar.
g-Daha sonra tuzu buldular.
h-Daha sonra yaralarını iyileştirmek için değişik bitkilerden elde ettikleri maddeleri ilaç olarak kullandılar.

2 3 2
2012-11-21T21:20:31+02:00

Kimyanın gelişimi, uzunca bir süreç sonunda gerçekleşmiştir. Kimya sözcüğünün, kimyanın modern bir bilim haline gelmeden
önceki haline karşılık gelen simya ile aynı kökenli olduğu düşünülmektedir. Simya sözcüğünün Arapça “Alkimia” sözcüğünden
türediği sanılmaktadır. “Al” Arapçada belirli bir takı, “Kimia” ise Eski Mısır dilinde “Chem” (kara toprak) ya da Yunanca “Chyma”
(metal eritme) sözcüklerinden geldiği yönündeki görüşler ön plana çıkmaktadır. Kelimedeki Kimia, (sim, kim) kökü halen tatmin edici
bir şekilde açıklanmamıştır. Kimya olarak nitelendirilebilecek uğraşın köklerinin, metallerin üretilmeye başlandığı, tunç çağı adı da
verilen yaklaşık M.Ö. 3000 yıllarına kadar götürülmesi mümkündür. Bu süreç simyanın başlangıcına kadar olan dönem olarak da
nitelendirilebilir. Bu dönemde yapılan işlem ve üretimler tamamen deneme-yanılmaya dayalıdır. Simya maddeden altın elde etmek
için yapılan çalışmalara denir. Simya ile uğraşanlara ise simyacı denir.
Simya, on ikinci asırdan itibaren Batıda, basit metalleri altına çevirmek, evrensel şifa ve ölümsüzlük iksiri gibi ortaçağ arayışları
olarak görünmektedir. Çin, Hint ve Grek metinlerde simya "Sanat" veya radikal ve faydalı değişim olarak tanımlanır. Yakın
zamanlara dek, bilim tarihçileri simyayı ilkel kimya, yani olgunlaşmamış bilim olarak görüyorlardı. Aslında "Sanat"ın uygulayıcıları
aynen ilk kimyagerler gibi laboratuar ve belirli aletlerden faydalanıyorlardı. Daha da önemlisi, simyagerler sonradan kimya biliminin
gelişmesinde rolü olacak buluşların kaşifleriydi. M.Ö. 300 yılında cıvanın izole edişi, 13. asırdan önce alkol ve madeni asitlerin keşfi
ve vitriol (zaç yağı, sülfürik asit) ve şapların hazırlanması bu buluşlara verilecek önemli örneklerdir.Ancak erken simyacıların
yöntem, ideoloji ve amaçları simya geleneğini uzatmaya yönelik değildi. Simyagerler doğanın bilimsel incelenmesi ile
ilgilenmiyorlardı. Eski yunanlılar kendini bilime verdiğinde olağanüstü bir gözlem ve tartışma sergilemektedir; ancak bu çalışmaları
yazılı hale getirememişlerdir. Örneğin, kükürt ile çalışan hiç kimse onun eritilip başka maddelerle birleştirilmesi ve özgün özellikleri
konusunda hiç bir bilgiyi not olarak tutmadığı için sonraki dönemlere gerekli bilgiyi aktaramamıştır.

2 5 2