Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2015-06-07T14:45:04+03:00
Yaşamımız, açık veya kapalı olarak verdiğimiz sözler üzerine kurulur. Çocukluğumuzdan başlayarak, bir işi yapacağımıza veya yapmayacağımıza söz vererek insanlarla, dünya ile ve ruhsal varlığımızla ilişki kurarız. Çocuğun eğitimi, bir takım kuralların kabulü ve verilen sözlerin tutulması üzerinedir. Düşünecek olursak yaşamdaki başarımız neye söz vereceğimizi bilmek ve sonra bu sözden dönmemek koşuluna bağlıdır. 

Dünyamız da, bizimle olan ilişkisini koşullara bağlamıştır. Bu koşullara uyup uymama sözü açıkça veya farkına varılmadan verilmiştir. Toprağa bir tohum atmak dahi pek çok söz vermeyi içerir. 

Ruhsal varlığımızla olan ilişki de aynı yasaya dayanır. Daha doğru, daha iyi, daha sevgi dolu olmakla ilgili verdiğimiz sözler kadar ve bu sözleri tuttuğumuz kadar ruhsal varlığımızla ilişki kurabiliriz. 

Sözle bir düzen içinde yer alıyoruz. Çünkü varoluş her seviyede, her realitede bir ilişkiler ağıdır. Söz bizim o ilişkiler ağı içindeki yerimiz, fonksiyonumuzdur. Bizim bu yerimiz ve fonksiyonumuz ağ içindeki diğer varlıklar tarafından kabul ediliyor ve onlar da bize göre programlanıyorlar. Bu karşılıklı tesirleşmenin sonucu, amaca yönelik bir yapılanma meydana geliyor. Bu yapılanma başka düzenleri tetikliyor ve bir sözümüz şu anda düşünemeyeceğimiz daha geniş alanlarda, daha karmaşık ağlar içinde yankılanıyor. Ağ içindekilerden biri fonksiyonunu yapmadığı takdirde düzen bozuluyor ve etkileri evrene yayılabiliyor. Kuşkusuz sistem bu kadar büyük zararları önleyecek güçte olduğu için bir noktada sözünü bozanı sistem dışına atıyor. Kanserli hücreyi bağışıklık sisteminin ortadan kaldırması gibi. Varoluş ancak varoluş amacına yönelik fonksiyonu, ruhsal düzenler içinde yerine getirmekle mümkündür. Düzeni bozan kendini de yok etmiş olur. 
2 3 2