Cevaplar

2012-11-22T21:02:52+02:00

Müziğin Hayatımızdaki Yeri ve Önemi
(Mustafa Öztürk)

Müzik denince akla ilk gelen kavram “insanları eğlendiren,nota” akla gelmektedir.Halbuki bu doğru değildir müzik Gözle görülmeyen ancak ritimlerle dile getirilen içindeki aktivasyonlarla insanların ya da hayvanların müzik anlama kabiliyetlerini geliştirecek düzeyde olan ahenktir.

Müziksiz hayat boş bir hiçe benzer kişi müzik dinleme alışkanlığına değinmemişse ya da müzik dinleme yetisine sahip değilse hayatındaki birtakım olayları analiz edebilmek için müzikten mahruz kaldığı için moral gücü kötüdür.

 

Ama o kişi yorgun,canı sıkılmış,bitkin ise müzik dinlediğinde morali,can sıkıntısı yeniden yerine geliyorsa müzik o kişi için hayatta vazgeçilmez bir unsurdur. Nasıl ki vücudumuzun besine,gıdaya,proteine,kalsiyuma ihtiyacı var ; müziğinde ruhumuz açısından maddi ve manevi değeri küçümsenemez müzik girdiği ortama ayak uydurabilme yetisine sahiptir nasıl ki insan yaşadığı çevreyle uyum sağlar.

İşte müzik de böyledir çevreye ortama ayak uydurma kabiliyeti vardır. Bir ünlü Türk bilgini Mevlana “müziksiz hayat hiçe benzer,müzik kalbin ve ruhun gıdasıdır o gıdadan kimse mahrum kalmasın” demiştir. Mevlana’nın da dediği gibi müziğin hayatımızdaki yeri küçümsenemez müzik hayata bakış ufkumuzu geliştirir bizlere kabiliyet verir.

Bir de müziği anlayıp dinlemek var;bir de müziği anlamadan dinlemek vardır. Ama anlamadan dinlediği müzik kişide herhangi bir çağrışım kazandırmaz, çağrışım kazandırmadığı gibi de o müzik müzik olmaktan çıkar. Ama bir de müziği ahengine göre dinleyen kişide öyle çağrışımlar meydana gelir ki o müzik onu mutlu eder.

İşte müziğin hayatımızdaki bu nedenleri bizim hayattaki ufkumuza değer katacaktır.

0
2012-11-22T21:03:29+02:00
Dünyaya gözlerimizi açtığımız ilk günlerde annelerimizin ninnileriyle, bilincine varmadan müzikle tanışmış oluruz. Daha sonra duyduğumuz sarkılan, sözlerinin anlamını kavramadan tekrarlar, melodisini yakalamaya çalışırız. Bir tencere ya da masaya vurarak ilk kez kendi kendimize müzik yapmanın tadına varırız. İlkokul çağında mandolin ya da flüt gibi gerçek bir müzik aleti çalmaya başlamak başlı başına bir mutluluktur. Müzikle tanışıklığımız arttıkça, müziğin coşku, sevinç, korku ve keder gibi duyguların anlatımındaki gücünü keşfederiz. Aynı zamanda flüt, piyano ve keman gibi müzik aletlerini çalabilmenin, yeteneğin yanı sıra sıkı ve düzenli bir çalışma gerektirdiğini de öğreniriz.    Müzik en basit melodiden en karmaşık parçalara kadar çok çeşitli türleri kapsar. Biçimi ne olursa olsun, her türlü müzik kendine özgü, değişik bir etki yaratır. Müzik türleri arasında yapılan seçim tamamen kişisel zevke dayanır.    Müziğin resim ve heykel sanatıyla ortak yönleri vardır. Ressam yapıtını yaratırken boya, fırça ve tuval; heykelci taş, çekiç ya da alçı kullanırken, besteci de sesleri ve sesleri simgeleyen nota sistemini kullanır. Bestecinin yarattığı ürüne müzik yapıtı, kompozisyon ya da beste denir. Müzik temelde seslerden oluştuğu için din, dil ve kültür farklılıklarından bağımsız olarak herkesçe duyumsanabilir. Bu bakımdan sanatlar içinde en evrensel olanıdır.
0