Cevaplar

2012-11-22T21:09:45+02:00

Çile'nin son basımları da dahil olmak üzere bütün şiir kitaplarına giren 179 şiirden 131 'i çeşitli şekillerde değişikliklere uğramıştır. Başka bir deyişle sadece 48 şiir ilk şekliyle ve hiçbir değişikliğe uğramadan gelmiştir.3 Değişiklikler, kıta ve mısra ilaveleriyle, çıkarmalarıyla, mısraların ve kelimelerin değiştirilmesine kadar, bazı mısra ve kelimeler birkaç defa olmak üzere, muhtelif seviyelerde yapılmıştır. Bunlardan, hem kendisine ilk büyük şöhretini getiren, hem de bugüne kadar önemini koruyup hemen bütün antolojilere alınan Kaldırım'lardaki değişiklikleri, muhtemel sebepleri üzerinde durarak İnceleyelim. 

Necip Fazıl'ın 1928'de 23 yaşında iken yayınlanan, kendi ifadesi ile Paris'te yazdı ise 20 yaşlarında kaleme aldığı Kaldırımlar, onu bir anda denilebilecek bir süratle, şöhretin zirvesine çıkarır ve uzun yıllar "Kaldırımlar Şairi" olarak bu şöhretinin devamına vesile olur. 


0
2012-11-22T21:11:38+02:00

Kaldırımlar I, dörder mısralık sekiz kıta üzerinde 32 mısradan kuruludur. Şiirin dergiden kitaplarına geçinceye kadar 18 mısraı çeşitli seviyelerde, bazıları birkaç defa olmak üzere değiştirilmiştir. Başka bir ifadeyle, şiirin ilk çıkışından bugüne sadece 14 mısraı değişmeden gelmiştir. Bu değişimler bir defada olmamıştır. Hayat dergisinde ilk çıkışı esas alınmak suretiyle Kaldırımlar kitabında 3, Ben ve Ötesi'nde 2, Sonsuzluk Kervanı'nda 14 mısra çeşitli şekillerde değişmiştir. Bazı değişmelerde önceki şekillere de dönülmüştür. Böylece 1928'den 1969'a kadar, bir Kaldırımlar şiiri doğmuş, gelişmiş ve mükemmeliyetini bulmuştur. Bu oluş (genese/tekevvün) 41 sene sürmüştür. 

Şiirin en az değişen ilk kıtasında sâdece üçüncü mısrada bir kelime başka bir kelimeye yerini bırakmıştır: 
||||||||||||||||||||||||||||||||||| 
Yolumun karanlığa karışan noktasında 
mısraı, 
||||||||||||||||||||||||||||||||||| 
Yolumun karanlığa saplanan noktasında 

olmuştur. Şiirin bütünündeki plâstik hacimli dekor dikkate alındığında, yolun karanlığa karışması imajında karışma kavramı zihinde müphem ve bulanık bir izlenim bırakmaktadır. Saplanan kelimesi ise daha net ve yolun karanlıkta bitişini daha vuzuhla belirten bir karakter kazandırmıştır. Üstelik "saplanma"nın diğer bir manâsıyla, içimizde hâsıl edeceği ızdırap duygusu da şiirin bütününün verdiği empresyon için daha uygundur. Karışan kelimesinin, sesi boşlukta bırakan açık "ka" hecesine mukabil, saplanan kelimesindeki kapalı "sap" hecesi ifadenin vurucu karakterini daha iyi belirlemiştir. Denilebilir ki, açık hece yerine kapalı bir hece şiirin fonetik kuruluşunu tamamlamıştır. Necip Fazıl'ın, açık ve kapalı hecelerin kompozisyonunda, aruzun sınırlılığından hoşlanmayan, fakat hecede de, seslerin bu değerinin ihmâl edilmeden dikkate alınması gibi bir tavrı olduğunu Poetika'sından biliyoruz. Hattâ Büyük Doğu'da çıkan başka bir yazısından da, dil estetiğinde daha çok, kapalı hecelerin ses zenginliğini tercih ettiğini anlıyoruz. 



0