Cevaplar

2012-11-23T18:45:36+02:00
Öğretmenlik insanlık tarihinin en anlamlı ve ölümsüz mesleğidir Ürünü insan olan ve başlı başına bir amaç olmaktan öte, bizleri yüce gayemize ulaştıran bir vasıta olarak görüyorum öğretmenlik mesleğini

Öğretmenin vazifesi, gücü nispetinde erdemli toplum gayretine katkı sağlamaktır İnsan yaratılmışların en seçkini, en donanımlısı, en bilinçli olanı; ama aynı zamanda en vahşi, en acımasız, en anlaşılmaz davranışların da sahibi Onun için insan hayatında eğitim; davranışları doğru yönlendirmede ve diğer hemcinslerinin haklarına tecavüz etmesinin engellenmesinde birinci derecede etkilidir Öğretmen işlevini yerine getirirken bu önceliği asla ihmal etmemelidir

“Bir insanı kötülüklerden alıkoyup iyiliğe sevk etmek, üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” sözü icra ettiğimiz mesleğin ne kadar onurlu ve yüce bir gayeye hizmet ettiğini göstermesi bakımından anlamlıdır

Kadim değerlerin günübirlik çıkarlara feda edildiği günümüzde bu kutlu sanatı en güzel biçimde icra etmek durumundayız Bunun için de heyecanımızı diri tutmalı ve ideallerimizi yeniden kuşanmalıyız

Karşı karşıya kalacağımız bütün durum ve şartları aşarak ruhumuzu her şartta diri kılarak başarıya ulaşabiliriz Hayat taşıyıcı uğraşları soylu bir sadelik içerisinde, bir yürek soyluluğu içerisinde, yoğun bir sabırla sürdürmeliyiz

Kazanılması gereken asıl büyük servet; para, şöhret ve makamdan öte erdem ve bilgeliktir Yüreğimizi, ruhumuzu en büyük erdemlerle tezyin ve teçhiz etmeli ve bu amaçlarımızdan vazgeçmeden yolumuza devam etmeliyiz

Evrensel medeniyet kulesi de hiç şüphesiz bu onuru taşıyan fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimiz sayesinde yükselecektir  
2 4 2
  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-23T18:46:28+02:00

Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Büyük Atatürk’e, Millet Mektepleri Başöğretmenliği’nin verildiği gün. Öğretmenler bu anlamlı günü, ‘Özel günleri’ olarak kabul ediyor ve gelecekle ilgili umutları da yeşeriyor. En azından bir şeyler bekliyorlar. Büyük bir kısmına ise, hatırlanmak, unutulmamış olmak bile önemli geliyor.




Öğretmen; Çocuk veya gencin geleceğini şekillendiren usta. Milletlerin geleceği ona bağlı. O yalnızca bilginin öğretilmesini sağlamıyor aynı zamanda istediğimiz davranışların çocukta kalıcı olmasını sağlayarak ‘eğitim’ veriyor. Tarihimiz öğretmenin baş tacı yapıldığına dair pek çok vakayla dolu. Hazreti Ali “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum’ demiş. Yavuz Sultan Selim, öğretmeninin atından sıçrayan çamurla şeref duymuş ve bu çamurlu elbisenin kendisine kefen yapılmasını emretmiş. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk “Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir, Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır, Toplumun en büyük düşmanı cehalet, cehaletin de düşmanı öğretmendir. Öğretmen geçmişin öğreticisi geleceğin kurucusudur. Gelecek gençlerin gençler öğretmenin eseridir” şeklindeki veciz ifadeleriyle öğretmenin önemine vurgu yapmıştır.

Bu çok anlamlı gün için öğretmenlerin söyleyeceği elbette çok şeyler var. Ama en başında söyleyeceklerini biliyor gibiyim. Birçok öğretmen bu anlamlı günde, ‘Bir de Başöğretmen’e yakışır bir konumda olsak ne iyi olur’ diye geçiriyor içinden. Ama gelin görün ki, ne Bakanlık, de de hükümetler, öğretmeni, öğretmene yakışır bir gelir düzeyine ulaştıramıyor.

24 Kasım Öğretmenler günü mesajlarında daha çok içi boş vaatler sıralanıyor. Güya öğretmeni göklere çıkaran, ama kuru sıkı olmaktan öteye gidemeyen nutuklar atılıyor, mesajlar yayınlanıyor. Hepsi bu kadar. Hep laf, hep vaatler. ‘Öğretmenim canım benim’ kelimesi herkesin dilinde, fakat bunun gereği yerine getirilmiyor. Öğretmenin durumunu düzeltecek köklü çare arayışları bir yana, öğretmenler bu özel ve anlamlı günlerinde gereken saygı ve sevgiyi bulamıyor. Bu bile nutuk atanların ya da mesaj yayınlayanların aklına gelmiyor.

Hemen şunu da vurgulamak istiyorum. 24 Kasım Öğretmenler günü etkinliklerinde, mesajlarında öğretmen artık, geçim sıkıntısı çeken gariban grubunu oluşturan büyük bir kesim olarak da sunulmak istemiyor. Yani fakir fukara istismarına soyunmuş olanların malzemesi olmayı içine sindiremiyor. Ayrıca böylesi bir yaklaşım, acındırma duygusu dışında öğretmene bir şey kazandırmadığı gibi, saygınlığını da azaltıyor. Yani öğretmen, ‘sefalet edebiyatı’nın malzemesi olmaktan da bıktı.

Kimi siyasetçilerin öğretmenlere yönelik düşüncelerine göz atacak olursak:Milli Eğitim eski Bakanı Avni Akyol Öğretmenlik Mesleği ve Meseleleri konulu bir toplantıda öğretmenlerin meslek haricinde her türlü iş yapmaya başladığına işaret ederek “Öğretmenlik meslek intiharı ile karşı karşıya” demişti. Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz, Cumhuriyete Işık Veren Öğretmenler’in tanıtıldığı ve bu kitaba verdiği makalesinde “Bize düşen öğretmenlik mesleğinin statüsünü, toplumdaki yerini ve değerini yükseltmek, demokratik, laik ve çağdaş eğitim ortamını hazırlamak eğitimin niteliğini yükseltmek, öğretimin etkinliğini sağlayacak teknolojileri sağlamaktır” diyor.

Öğretmenler yıllardan buyana siyasilerden hep cilalı sözler duydu. Verilen sözlerin yerine getirilmemesi, sorunlarının çözüme kavuşmaması onları derinden yaraladı. Onlar artık 24 Kasım Öğretmenler günü mesajlarında boş sözler değil, somut adım bekliyor.

 
BU KOMPOZİSYON BENM ŞAHSİ ESERİMDİR :d 
2 5 2