Cevaplar

2012-11-23T20:58:07+02:00

 

Millî Edebiyat döneminin etkili olduğu yıllarda Yahya Kemal ve Ahmet Haşim başta olmak üzere saf (öz) şiir anlayışına uygun şiirler yazan sanatçılar da vardır. Bunlar dönemin yaygın anla­yışı olan hece vezniyle, yalın bir dille, devrin gerçeklerini, hal­kın sorunlarını dile getiren şiirler yazmak yerine, sanat değeri yüksek saf (öz) şiire yönelmişlerdir. Bu iki şairden Yahya Ke­mal, Millî Edebiyat döneminin etkili olduğu yıllarda bir başka bileşimin şairi olarak karşımıza çıkar. Temelde Osmanlıcı ve ge­lenekçidir. Onun üzerinde durduğu asıl dönem, Türklerin Ana­dolu'ya yerleşmeye başladıkları 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonraki dönemdir. Ona göre, Malazgirt Zaferi'yle yeni bir vatan­da, yeni bir millet, yepyeni bir medeniyet doğmuştur. Bu tarih anlayışı onu Osmanlıcılıkla Türkçülüğün bileşimine götürür. Mallarme, Valery gibi Fransız ozanlarına bağlayabileceğimiz sanat anlayışını bu görüşleriyle birleştirerek neo-klasik bir şiir geliştirir. Şiirlerinde parnasizmin etkisi vardır.

 

Bu dönemde, devrin egemen anlayışının dışında kalarak izle­nimci, simgeci bir anlayışla saf (öz) şiiri geliştirmeye çalışan Ahmet Haşim ise Millî Edebiyat kapsamına alınamayacak tek şairdir denebilir. İlk örneklerini Cenap Şahabettin'de gördüğü­müz sembolist şiir, edebiyatımızda onunla en usta, en başarılı temsilcisini bulur. Bireyselliği, şiirde anlam kapalılığını ve müziksele yakın uyumu savunur. 1920'den sonra, şiirlerinde daha yalın bir dile yönelir. Şimdi bu iki şairimizin şiir anlayışını daha ayrıntılı inceleyelim.

 

Yahya Kemal Beyatlı (1884 -1958)

 

Üsküp'te doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Üsküp, Selanik ve İstanbul'da yaptıktan sonra, 1903'te Paris'e gitmiştir. Paris'te Albert Sorel'den tarih dersleri almış; aynı metotla Osmanlı tarihini incelemeye baş­lamıştır. O sıralarda Paris, XIX. asır Fran­sa'sının henüz ihtişamını kaybetmemiş olan fikir ve sanat atmosferi içindedir. Bu atmosfer içinde, bir yandan Fransız edebiyatını öğrenirken, bir yandan da o dönemin edebî şöhretleri ile yakın dostluklar kurmuştur. 1912'de İstanbul'a dönünce, liseler­de edebiyat ve tarih öğretmenliği yapmıştır. Edebiyat hareketle­riyle yakından ilgilenmiş ve Türk şiirine yeni bir hamle getirmeye çalışmıştır.

 

Ankara'ya giderek, Millî Mücadeleye katılmış, Lozan Barış Kon­feransına müşavir olarak gönderilmiştir. Sonraki yıllarda millet­vekilliği ve elçilik görevlerinde bulunmuş, İstanbul'da ölmüştür.

 

Paris'e gitmeden önce, o yıllarda popüler olan Servet-i Fünûn şiirinin etkisindedir. O dönemde çok beğendiği şairler Tevfik Fikret, Cenap Sahabettin ve en çok da Abdülhak Hâmit Tahran'dır. Fakat Fransız edebiyatını yakından tanıyıp onu Türk edebiyatı ile karşılaştırmaya başlayınca, düşünceleri değişir.

 

Yahya Kemal, Divan şiirini parçacılık ve belirsizlik üzerine kuru­lu "yığma" bir şiir olarak görür. Ona göre "Divan edebiyatı bir taklit edebiyatıdır ve bütünlükten mahrumdur. Halk edebi­yatında da bir bütünlük yoktur. Tanzimat'tan sonraki edebi­yat da Fransa'dan gelme bir taklit edebiyatıdır ve bu taklit­çilik Servet-i Fünûn devrinde en üst düzeye çıkmıştır. Üste­lik Servet-i Fünûşiiri, kendi zamanının Fransışiirini de­ğil, daha önceki devirlerin Fransışiirini taklit etmiştir ve bu apaçık bir geriliktir."

 

Paris'te bulunduğu sıralarda Fransız edebiyatında karşılaştığı saf (öz) şiirin etkisinde kalmış, kendi şiirlerini de bu şiir anlayı­şına uygun olarak yazmak istemiştir. Hatta bir dönem, Batı şi­irinin ilk kaynaklarına inmek amacıyla, bir neo-hellenizm dene­mesine de girişmiştir. Ancak yabancı ulusların geçmişi onu kendine fazla bağlayamaz ve Osmanlı tarihinin muhteşem de­virlerine döner.

 

Yahya Kemal, Millî Edebiyat hareketinin içinde doğrudan yer almadığı halde, Mehmet Akif Ersoy gibi, bu hareketi makalele­ri ile desteklemiş bir sanatçıdır. Asıl sanatçı kişiliğini şiirde gös­teren sanatçı, şiirlerinde öz ve içerik açısından Millî Edebiyatın görüşlerini yer yer benimsese bile ölçü, uyak gibi biçimsel öğelerde Divan şiirinin devamı görünümündedir.

 

Ona göre, Türk devletleri içinde, yükseliş devrinde dünyada her bakımdan medenî bir üstünlük kuran ve onu uzun süre de­vam ettiren en büyük devlet, Osmanlı İmparatorluğu'dur. Os­manlı İmparatorluğu'nun tarihi, tema olarak, millî bir edebiyatı besleyebilecek güçtedir. "Açık Deniz" şiirinden başlayarak "Akıncı", "Mohaç Türküsü", "İstanbul'u Alan Yeniçeriye Ga­zel", "Barbaros AnıtıKitabesi", "Selîm-nâme", "Süleymaniye'de Bayram Sabahıgibi şiirlerinde epik bir atmosfer içinde millî tarih temasını işler.

 

 

0
2012-11-23T20:58:24+02:00

Millî Edebiyat döneminin etkili olduğu yıllarda Yahya Kemal ve Ahmet Haşim başta olmak üzere saf (özşiiranlayışına uygun şiirler yazan sanatçılar da vardır. Bunlar dönemin yaygın anla­yışı olan hece vezniyle, yalın bir dille, devrin gerçeklerini, hal­kın sorunlarını dile getiren şiirler yazmak yerine, sanat değeri yüksek saf(öz) şiire yönelmişlerdir. Bu iki şairden Yahya Ke­mal, Millî Edebiyat döneminin etkili olduğu yıllarda bir başka bileşimin şairi olarak karşımıza çıkar. Temelde Osmanlıcı ve ge­lenekçidir. Onun üzerinde durduğu asıl dönem, Türklerin Ana­dolu'ya yerleşmeye başladıkları 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonraki dönemdir. Ona göre, Malazgirt Zaferi'yle yeni bir vatan­da, yeni bir millet, yepyeni bir medeniyet doğmuştur. Bu tarih anlayışı onu Osmanlıcılıkla Türkçülüğün bileşimine götürür. Mallarme, Valery gibi Fransız ozanlarına bağlayabileceğimiz sanat anlayışını bu görüşleriyle birleştirerek neo-klasik bir şiir geliştirir. Şiirlerinde parnasizmin etkisi vardır.

 

Bu dönemde, devrin egemen anlayışının dışında kalarak izle­nimci, simgeci bir anlayışla saf (özşiiri geliştirmeye çalışan Ahmet Haşim ise Millî Edebiyat kapsamına alınamayacak tek şairdir denebilir. İlk örneklerini Cenap Şahabettin'de gördüğü­müz sembolistşiir, edebiyatımızda onunla en usta, en başarılı temsilcisini bulur. Bireyselliği, şiirde anlam kapalılığını ve müziksele yakın uyumu savunur. 1920'den sonra, şiirlerinde daha yalın bir dile yönelir. Şimdi bu iki şairimizin şiir anlayışını daha ayrıntılı inceleyelim.


devamı:http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:rHRN0KsV8wcJ:www.edebiyatforum.com/lise-3-edebiyat-konu-anlatimi/milli-edebiyat-doneminde-saf-oz-siir-anlayisi.html+saf(%C3%B6z)+%C5%9Fiir+anlay%C4%B1%C5%9F%C4%B1n%C4%B1+milli+edebiyatla+kar%C5%9F%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1r%C4%B1n&cd=1&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

0