Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-24T12:25:57+02:00

alıntıdır........

İngilizcesi :  This is the first business day of the week, those who have jobs, businesses are going. Orhan's a job that has for a long time of course but do not leave a good job does not want to go. Last week, the best job, had lost a dog to search. I thought this job was not as easy for him. To call a man a dog was more difficult to call. Is searching for a man would have, population records, from friends or their most recent work from the work begins, the trace were found. However, if you have lost a dog, was very difficult to find unless you are a rare species. Experience had shown it. Sometimes, it is calling the dog remembers how, could not get laughed at himself. There was a dog in his hand size image. This picture was actually a boy, a dog standing on two legs of the language exposure had given out. Golden yellow color, bright and with wavy hair, low-eared, white on the left to itch a Golden Retriever dog was that genus. Although a rare type of stray dogs looked so ordinary.Although a rare type of stray dogs looked so ordinary. Orhan was between him street by street, a picture showing people that the "name Bead, very valuable is a dog, you will be rewarded by the owner if you say no," he said. Some of my "lost dog will search among the people had better not do?" He even had out badly. Then, two days after a customer was looking for him, the job ended, the dog came home unhurt, he had reported to thank for the ****. He forced the money, said he was glad. In such cases, so that's the case ending in spontaneous, if the call passes through several days are over, the actual wage received was 10%. This was something like consolation for him

 

 

 Türkçesi : Haftanın bu ilk iş gününde, işi olanlar, işyerlerine gidiyorlar. Orhan’ın da bir işi var tabiî ki fakat uzun bir süredir iyi bir iş çıkmadığı için gitmek istemiyor. Geçen hafta gelen en iyi iş, kaybolan bir köpeği aramak olmuştu. Bu iş sanıldığı kadar kolay değildi onun için. Bir köpeği aramak bir insanı aramaktan daha zordu. Aradığı bir insan olsaydı, nüfus kayıtlarından, adresinden, arkadaşlarından veya en son çalıştığı işlerden başlar, bir şekilde izine rastlardı. Ancak, eğer kaybolan bir köpekse, ender bir tür olmadıkça bulunması çok zordu. Tecrübeleri göstermişti bunu. Bazen, o köpeği nasıl aradığını hatırlıyor, gülmekten kendini alamıyordu. Elinde köpeğin bir boy resmi vardı. Bu gerçekten bir boy resmiydi, köpek iki ayağının üzerinde durmuş, dili dışarıda poz vermişti. Altın sarısı renginde, parlak ve dalgalı tüyleri olan, düşük kulaklı, sol kaşının üzerinde beyazlık bulunan Golden Retriever cinsi bir köpekti bu. Ender rastlanan bir tür olmasına rağmen sokak köpekleri kadar sıradan görünüyordu. Orhan onu sokak sokak aramış, resmini gösterdiği insanlara da "adı Boncuk, çok değerli bir köpektir, yerini söylerseniz sahibi tarafından ödüllendirileceksiniz" demişti. Bazıları sitemle, "köpek arayacağına kaybolan insanları arasan daha iyi olmaz mı?"diye fena halde çıkışmışlardı hatta. Ardından iki gün geçtikten sonra müşterisi onu aramış, işin sona erdiğini, köpeğinin sağ salim eve geldiğini, yardımları için çok teşekkür ettiğini bildirmişti. O da karşılık olarak mecburen, çok sevindiğini söylemişti. Bu gibi durumlarda, yani işin kendiliğinden son bulması hallerinde, aramanın üzerinden kaç gün geçerse geçsin, asıl ücretin %10'unu alıyordu. Bu da onun için teselli gibi bir şeydi.

 
5 3 5
2012-11-24T12:26:01+02:00
Dedektif Hikayeleri Örneği - Dedektif Hikayeleri Örnekleri - Dedektif Hikayesi Örneği
Acemi Dedektif


İki gün önce söz vermişti arkadaşına gazetelerini çalan kişiyi bulacaktı. Kendine güveniyordu. Bugün araştırmalarına başlayacaktı. Topu topu yirmi daire vardı şu apartmanda. İkisi kendi ve arkadaşı olduğuna göre şüpheli on sekiz daire vardı. Bir kaç güne kalmaz bulurdu suçluyu. Basitti bu iş.

Küçüklükten bu yana dedektifliğe ilgisi vardı. Belki de okuduğu çizgi romanların etkisinde kalmıştı. Bu tür filmleri hiç kaçırmaz gazetede gördüğü olayların asıl nedenlerini bile günlerce zihninde çözümlemeye çalışırdı. Polis olmak istemiş fakat boyu yeterli olamamıştı yoksa arşiv memuru olur muydu hiç?

Arkadaşı posta kutusuna bırakılan gazetelerinin yaklaşık iki haftadır eline geçmediğini söylediğinde bu görev için gönüllü araştırma yapacağını belirtmişti. Arkadaşı sevinmişti böyle işleri kendisi asla takip edemezdi zaten. Hemen kabul etmişti.

Birkaç gün iş yerinden izin almıştı. Hırsızı bulunca işine hemen dönecekti. Bir kalem ve not defteri alarak koltuğuna oturdu. Önce verileri yazmalı sonra işe başlamalıydı. Kaleminin arkasını ağzına alıp bir süre düşündü. Sonra yazmaya başladı:

“Apartmanda yirmi daire var on sekizi şüpheli. Posta kutuları apartmanın girişinde. Her sabah bırakılan gazete sahibinin eline ulaşmıyor bu durumda posta kutusunun üzerine gazeteciye bir not bırakarak işe başlanacak.”

Hemen boş bir kâğıt alıp notu yazmaya başladı. Nota gazetenin eline ulaşmadığı ve gazeteyi bırakıncasekiz numaralı dairenin ziline basılmasını istediğini yazmıştı. 

Hemen gitti notu arkadaşının posta kutusunun üzerine yapıştırdı. Cezmi’nin yüzü gülüyordu. Sanki epeyce yol kat etmiş gibi mutluydu. Dağıtıcı çocuk bir iki saate kadar gelecek notu okuyacak gazeteyi bırakınca da Cezmi’nin ziline basacaktı. Böylece Cezmi hemen iki kat aşağıya inip apartman girişinde gezinerek gazeteyi kimin aldığını tespit edebilecekti. Evine çıkıp kapısını açtı. Mutfağa gidip çay koydu ocağa. Akşamdan kalan bulaşık bardaklarını lavabonun içine toparladı kahvaltı için sahanda yumurta yapacaktı kendisine. Tavaya biraz yağ döküp ocağı yaktı.

Kahvaltısını hazırlarken ve yaparken hep aynı soruyu soruyordu kendisine; “Gazeteleri kim alıyor?” Bu sorunun cevabını en kısa zamanda vereceğine inanıyordu Cezmi. Saatine baktı bir saat geçmişti ama henüz zil çalmamıştı. Demek ki gazete dağıtıcısı gelmemişti daha. Bulaşıklarını yıkarken kapının vurulduğunu duydu köpüklü ellerini iyice kirlenmiş mutfak havlusuna silerek hızlı adımlarla kapıyı açtı. Gelen alt komşu Fevzi Bey’di. gelen. Şaşkın bir yüz ifadesi ile komşusuna baktı.

“Cezmiciğim” dedi komşusu aşağıya bir not yazılmış onu gördüm de…”

Cezmi gözlerini dikkatle açarak “Evet” dedi.

“Gazeteci senin zile basıp gitse bile sen duyamazsın ziller bir haftadır bozuk…”

5 3 5