Cevaplar

2012-11-24T18:11:35+02:00

OKYANUSLAR VE DENİZLER:

             Kıtalar arasındaki büyük çukurlarda kalan geniş ve derin su kütlelerine okyanus denir. Deniz ise karalar arasına veya kenarına sokulmuş kollardır. İç deniz karaların çok fazla içlerine sokulmuş kollardır. Kıtaların kenarında bulunan, okyanuslarla çok daha geniş alanlarda bağlanan denizlere kenar deniz adı verilir.
            Okyanuslar denizlere göre çok daha geniş ve derindir. Dünya üzerinde üç büyük okyanus vardır. Bunlar Amerika kıtaları ile Asya ve Okyanusya arasında bulunan Büyük okyanus,Amerika kıtaları ile Avrupa ve Afrika arasında bulunan Atlas okyanusu, Asya nın güneyi, Afrika ve Okyanusya arasında ise Hint okyanusu yer alır. Bu okyanuslar güney yarım kürede Antartika çevresinde birleşerek tek bir su kütlesi oluştururlar.Güney yarım kürenin % 81’i ,Kuzey yarımkürenin %61’î sulardan oluşmaktadır.
             Deniz ve okyanus suları tuzlu olduğundan içme ve sulama amaçlı kullanılmazlar.Ancak Su dolaşımını sağlayan en önemli etkendirler.Yani karalar üzerine yağan tatlı suların kaynağı deniz ve okyanuslardan buharlaşan sulardır.Ayrıca deniz ve okyanuslar milyonlarca farklı türde bitki ve hayvan türü için doğal yaşam alanı oluşturması açısından da önemlidir.
             Deniz ve okyanuslardaki tuzluluk oranı enlemin etkisiyle ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe azalır.Ekvator civarında sıcaklığın fazla olması buharlaşmayı arttırdığı için sulardaki tuz oranı daha fazladır.   
             Dünya’mızdaki okyanuslar içinde hareket halinde olan büyük akıntılar bulunmaktadır. Bu akıntıların, su döngüsü ve hava durumu üzerinde çok büyük etkisi vardır. Gulf Stream akıntısı, Meksika Körfezinden Atlantik Okyanusunu geçerek İngiltere’ye doğru akan bir akıntı olup çok iyi bilinen bir sıcak su akıntısıdır. Gulf Stream günde 97 kilometre (60 mil) hızla dünyadaki bütün nehir sularının yaklaşık 100 katı civarında bir su kütlesini hareket ettirir. Başta İngiltere’nin batısı olmak üzere bazı alanların hava durumunu etkileyen Gulf Stream akıntısı, sıcak iklimlerin sıcak sularını Kuzey Atlantik’e doğru hareket ettirir.
GÖLLER 
Kara içlerindeki çukurlukları dolduran durgun sulara göl denir.
Göllerin Özelliğinde (acı, tuzlu, tatlı olmasında) Etkili Faktörler
1. Gölün büyüklüğü ve derinliği:Büyüklük ve derinlik arttıkça tuzluluk azalır.
2. Gölün gideğeninin olup olmaması: Göl sularını bir gideğen ile boşaltabiliyorsa suları tatlı olur.
3. İklim: Nemli iklim bölgelerinde göllerin tuzluluğu daha azdır. Genelde tatlı suludurlar.
4. Göl çanağını oluşturan kayaların özelliği
vb

1 5 1
2012-11-24T18:12:29+02:00

Dünyadaki Su Varlığı {Su Kaynakları}

Yeryüzünde bulunan suların % 97 si tuzlu (okyanus ve denizlerde)% 3′ ü ise tatlı sulardan oluşur.

Tatlı Sular

% 79 u buzullar (tüm su kaynaklarının % 2.39 )

% 20 si yeraltısuları ( tüm su kaynaklarının % 0.6 )

% 1 i de ulaşılabilir sular (tüm su kaynaklarının % 0.03)
Ulaşılabilir Su Kaynakları

% 52 si göller ( tüm su kaynaklarının % 0.015)
% 38 i yeryüzündeki nem (tüm su kaynaklarının % 0.010)
% 8 i atmosferdeki su buharı ( tüm su kaynaklarının % 0.002)
% 1 i canlıların organizmalarındaki sular (tüm su kaynaklarının % 0.0003)
% 1 i nehirler ve kaynaklar ( tüm su kaynaklarının % 0.0003)

Kullanılabilir durumda olan su kaynakları da bu miktarın bir parçasını oluşturur.

Kullanılabilir su kaynaklarının yeryüzünde dağılımına bakıldığındadengesiz bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Su Kaynaklarının Yeryüzünde Dağılımı (BM verilerine göre)

Kıtalar Nüfus % olarak Su Kaynakları % olarak
Kuzey Amerika 8 15
Güney Amerika 6 26
Avrupa 13 8
Afrika 13 11
Asya 60 36
Avustralya ve Adalar 1 5

Su kaynakları bakımından zengin görülen bölümlerde de su kirliliği hızla
artıyor. Kullanılabilir su kaynakları tükeniyor. Suyun maliyeti artıyor nüfus artıkça da kişi başına düşen su miktarı azalıyor.16-23 Mart tarihleri arasında Kyoto’da yapılan “3. Dünya Su Forumu”nda “Dünya Su Değerlendirme Programı” nın başkanı Gordon Young tarafından hazırlanan “Dünya Su Gelişme Raporu”nda da benzer değerlendirmeler yer almıştır.

Gordon Young sunduğu raporunda içmesuyu olarak kullanılankirlenmiş akarsular ve yer altı su kaynaklarının her gün onbinlerce insanın yaşamını tehlike altına aldığını bildirmekte ve her yıl 200 milyon insanın kirli suya bağlı hastalıklara yakalandığını ve bunların 2.2 milyonunun da hayatını kaybettiğini belirtmektedir. Günümüzde 6 milyarlık dünya nüfüsunun yaklaşık % 20 sinin güvenli su kaynaklarından mahrum olduğunu söylemektedir. Yine bu raporda dünya nüfusunun 9.3 milyara ulaşması beklenen 2050 yılına gelindiğinde iklim değişiklikleri sebebiyle 60 ülkede 7 milyar insanın su kıtlığı(susuzluk) ile karşı karşıya kalacağı belirtilmektedir.

Yeryüzündeki su kaynakları ilkel tarım düzensiz yerleşme çarpık sanayileşme ve altyapı yetersizliği sebebiyle sadece ülkemizde değil dünyanın birçok bölgesinde etkili bir şekilde kirletiliyortahrip ediliyor tüketiliyor.

Dünyanın en büyük tatlı su kaynaklarından biri Aral Gölü neredeyse tamamen kurumuş durumda. Şu anda Kazakistan Sovyetler Birliği’nden arda kalan bu çevre felaketini kısmen de olsa onarabilmek için Aral Gölü’ nün küçük bir körfezine set çekerek en azından bu kesimde küçük bir göl oluşturabilmek içinbüyük projeler üretiyor. Orta Avrupa’ nın tamamına yakını Tuna Nehri’ni kirletiyor. Kıyı akiferleri başta Kuzey Afrika dünyanın bir çok bölgesinde tuzlandı. Su kaynaklarının tükenmesini sorun haline getiren başlıca etkenlerin başında nüfus artışının hızla devam etmesi gelmektedir.

1950′ de 27 milyar olan Dünya nüfusunun iki kat artarak 1990 yılında 529 milyara ulaştığı 2050 yılında ise 9.3 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Artan nüfus beraberinde bazı sektörlerde su kullanımını da arttırmaktadır. Örneğin 20. yüzyıla baktığımızda çağın başı ile sonu arasında su kullanımındaon kat bir artış görülmektedir.




Su kullanımı grafiğine baktığımızda en büyük artışın tarımsal su kullanımında olduğunu görüyoruz.Asya’da sulama suyu toplam su tüketiminin % 82’si ABD’ de % 41′ini ve Avrupa’da da % 31ini oluşturur.

Çevre Sorunları

Büyük sulama projeleri her defasında iyi sonuç vermemiştir. Pakistan’da 15 milyon ha alanın % 40 ında Hindistan’da 40 milyon ha alanın % 20 sine yakın bölümü tuzlanmış ve tarımsal üretim düşmüştür.

Sanayi faaliyetlerinin ortaya çıkardığı çeşitli katı ve sıvı atıklargerek yüzey suları gerekse yeraltı su kaynaklarını büyük oranda nitelik yönünden olumsuz etkilemektedir. Özellikle kentsel yerleşim alanları çevresinde bulunan su kaynakları devamlı tehlike altında bulunmaktadır.

Su kirliliğinin büyük boyutlara ulaştığı bilinmekle beraber bu konuda gelişmiş ülkelerde bile kapsamlı bir çalışma henüz yürürlülüğe girmemiştir. En yakın zamanda etkin önlemler alınmadığı taktirde 21. yüzyılda bazı akarsulardan faydalanma olanağı tamamıyla ortadan kalkacak veya çok pahalı arıtma projelerinin devreye sokulması gerekecektir.
Dünyadaki bu tablo Ülkemiz için de yabancı değil. Daha küçük çapta ama hemen hemen benzer olumsuzluklara Anadolu’nun bazı bölgeleri ve Trakya’da da benzer sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz.

1 5 1