Cevaplar

En İyi Cevap!
2012-11-25T19:37:04+02:00

Atatürk
Kitle iletişim araçları, özellikle okuma-yazma bilmeyi gerektirmeyen radyo ve televizyon, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde toplumsal gelişmede ya da modernleşmede kimi koşulların yerine getirilmesi ve değişkenlerin denetim altına alınmasında kullanılmıştır. Tüm yenileşme çabalarında, geleneksel toplumlardan çağdaş toplumlara geçişte ulusallaşma, ulusal devlet kurma, ulusal bir siyasa izleme, ulusal bir kültür yaratma ve bunu halka yayma temel amaçlardan biri olmuştur. Yenileşmenin, değişmenin, çağdaşlaşmanın bu temel aşaması, Atatürk devriminin ulusçu, halkçı, laik, cumhuriyetçi içeriğiyle girişilen her eylemde göz önünde tutulmuştur.

Kitle iletişim araçları ve özelikle de basın, Ulusal Kurtuluş Savaşı�nda olduğu gibi devrim sürecinde de Atatürk�e ve çağdaşlaşma hamlelerine destek vermiştir. Gücünü halktan alan Atatürk, devrimleri benimsetme yolunda zorlama ve baskı yapma yerine ikna ve kamuoyu oluşturma yöntemlerine başvurmuştur. Bu nedenle kitle iletişim araçları, devrimin başlangıç yıllarından itibaren Türkiye�nin çağdaşlaşma sürecine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu amaçla daha Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu Ajansı kurulmuş, 1927 yılında yayına başlayan radyoyu devletleştirme yoluna gidilmiş, hükümetin sözcüsü durumunda olan gazeteler yayın hayatına başlamış, Atatürk devrimlerinin içte ve dışta tanıtımını yapan dergiler çıkartılmış, devrim kurumları tarafından kitaplar ve broşürler çıkartılarak bunların halka ulaştırılması sağlanmıştır.

Her yeni devlette olduğu gibi Türkiye�de de devrim, kendine özgü siyasal, ulusal kültürü yaratmak, bunu geliştirmek, siyasal, kültürel toplumsallaşma yöntemiyle bu kültürün tüm toplumca benimsenmesine çalışmak zorunda kalmıştır. Bu zorunluluk, kurulan yeni devletin, gerçekleştirilmek istenen devrimin, uygulanan yeni düzenin bir yaşam biçimi olarak tüm ulusça, halk tarafından içtenlikle benimsenmesi gereksinmesinden doğmaktadır. Türk devriminin yaratıcısı Mustafa Kemal Atatürk�ün değişme yöntemi, ihtilalın ve reformun yöntemi değildir. İnkılâp yöntemidir. İhtilalde olduğu gibi şiddete dayanan bir toplumsal değişme yerine, toplumu kökten değiştirmek, kurumsal değişiklikler yapmak için, halka inanan ve onu eğiterek, ikna etmeye çalışan bir yöntemdir. Devrim yöntemi diğer yandan, yenileşme yöntemleri gibi hızı ve kapsamı sınırlı ve yavaş bir değişme yöntemi değildir, köklü bir değişmedir. Bu yöntemin uygulanması ve başarıya ulaşmasında basın önemli bir işleve sahip olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, 1924�te, TBMM ikinci dönem toplanma yılı açılış konuşmasında basın hakkında şunları söylemiştir: �Basının umumi hayatta ve Cumhuriyetin ilerleme ve gelişmesinde sahip olduğu vazifeler yüksektir. Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanması hususunun duyarlı olduğu kayda değerdir. Her türlü kanuni kayıtlardan önce bir kalem sahibi; ilme ve kendi siyasi görüşlerine olduğu kadar vatandaşların haklarına ve memleketin, her türlü özel düşüncelerin üzerinde olan, yüksek çıkarlarına da dikkat ve saygı göstermeye manevi olarak mecburdur. Bu mecburiyettir ki genel düzeni sağlayabilir, bununla birlikte basın serbestîsinden meydana gelecek kötülükleri ortadan kaldıracak etkili vasıta; asla geçmişte zannedildiği gibi basın hürriyetini kısıtlayan hususlar değildir. Aksine basın hürriyetinden doğacak sakıncaların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetinin kendisidir.�
Halkla temasa geçerek kamuoyu oluşturmak

Atatürk Devrimi, Türk halkının da benimsediği bir gereksinmeden kaynaklanıyordu. Devrimin amaçları, hedefleri halk için çizilmişti. O amaçlara halkla birlikte, halkı kazanarak, halkı yönlendirerek varılmıştır. Halktan kaynaklanan iktidarın doğal yaklaşımı, kamuoyu oluşturmak, kamuoyunu yönlendirmektir. Böyle bir yaklaşımın da en etkili aracı hiç kuşkusuz, özellikle o dönemde basın olmuştur. Düşüncelerini, tasarılarını halka açıklamak, onları ülkenin sorunları üzerine aydınlatırken bir yandan da doğrudan doğruya halkla temasa geçerek kamuoyu oluşturmak Atatürk�ün bütün ömrü boyunca sadık kaldığı bir ilke olmuştur. Devrimler, bu biçim nabız yoklama ve alıştırma gezilerinden sonra ortaya atılmış ve benimsetilmiştir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk�ün önderliğindeki siyasal eylem, kitle iletişim araçlarını kullanarak iç ve dış kamuoylarına dönük bir iletişim kanalını açmıştır. Özellikle Cumhuriyetin ilk on yıllık dönemi, bu anlamda basın alanında yeni rejimin ittifak halkaları dışında kalan hiçbir eğilime olanak verilmek istenmeyen bir kesit olmuştur. Kurulan yeni siyasal sistem, Atatürk ilke ve devrimlerinin halka benimsetilmesini sağlayacak bir ortamı yaratmaya çalışmıştır.

Basının önemini çok iyi anlayan Mustafa Kemal Paşa, henüz daha Büyük Millet Meclisi açılmadan önce, askeri ve ulusal örgütlerin mahallelere ve köylere kadar ulaştırılması ve geliştirilmesi için uğraşmıştır. Atatürk, 27 Kasım 1919�da, Erzurum Heyet-i Merkeziyesi�ne yolladığı yazıda, zamanın gereğine göre acele olarak mahalle ve köylerde Teşkilat-ı Milliye�nin kurulmasını belirtmekteydi. Milli Teşkilat mahalle ve köylerde kurulup geliştirilince, ister istemez buralara ulusal bağımsızlık savaşı ile ilgili bilgiler ulaştırılacaktı. Bunun için de, önce Sivas�ta �İrade-i Milliye�, sonra Ankara�da �Hakimiyet-i Milliye� gazeteleri çıkarılmış, Ankara�da Anadolu Ajansı ve Matbuat Müdürlüğü kurulmuştur.


1 5 1