Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-11-25T21:06:49+02:00
nsan ve varlıklar;bir güce sığınmaondan şefkat-sevgi duyma ihtiyacı içersinde yaratılmıştır. Her varlık illa da insanlar biribirleriyle irtibatlı ilişkiler ağı içersinde hayatlarını sürdürürler. Bu ilişkiler çoğu zaman karşılıklı fayda unsurunu doğurur. Bu fayda her zaman somut olmayabilir. İnsanda bir çok varlıkta ve Yunus Emre’de olduğu gibi soyut fayda unsuru olan sevgi oluşur ve öne çıkar.

Her şeyin geçici ve fani olduğunu bilmek insanı boşluğa düşürür. Bu boşluk duygusuna kapılan insan bir şeye bir yere belki yüce bir varlığa sığınmak ister. İşte bu boşluk duygusunu taşıyan insana sunulacak biricik şey  sevgi olmalıdır. İnsan ve varlığın bu boşluk duygusundan kurtulmasının başka bir yolu da yoktur . İnsan için sevgi bu denli ilk soyut ihtiyaç olma gücündedir.

İnsan sığınma ihtiyacının yanı sırasevgiye de ihtiyaçlı doğar. Kainatta dikey ve yatay bütün oluşumların ve seyreden devamlılığın harcında sevgi vardır.

Sevginin karşıtı olan kötülük ve kavga sevginin örülemediği boy veremediği boşluğumuzda kendine yer bulur. Tabiyatın boşluktan nefret ettiği gerçeğini bundan daha güzel ne izah edebilir ki?.Ama biz aklı erenlerinsanoğlu boşluğumuzu sevgiyle doldurmak borcundayız.

Sevgi varlığın özünde zaten vardır. İlişkiler ağı varlığı ve insanı bir şeye veya kimseye karşı ilgi ve bağlılık göstermeye mecbur eder. İşte bu ilgi ve bağlılık önce duyguya sonra eyleme dönüşürse sevgi gerçekleşir.

Sevginin boy verip serpilmesi içinönce seven ve sevilenin de teşekkül etmesi lazımdır. Büyük bir şefkat ve bağlılık seven ve sevileni yani sevgiliyi ortaya çıkardığı an sevinç ve mutluluk duyarız ki sevginin biricik amacı da gerçekleşmiş olur.

Sevgi devamlılığı sever devamlı ve titrek-canlı halde bulunmalı ki varlık nedeni idrak edilşmiş olsun. Sevginin devamlılığı sonuçta bizi aşk dediğimiz güçlü duyguya yöneltir. Sevgi çoğu ilişkilerde aşk haline dönüşmedikçe bir anlam ifade etmez  yahut kendisine çok az muhatap bulur.

Sevginin coşkulu hali olan aşka bir zamazlar bir cinsi diğerine yönelten bedeni veya ruhi güçlü duygu demişler. Eski çağ filozofları ise yalnızca bedeni bir istek olarak algılamışlar. Sokrates Platon Aristo ve Stoacılar en ince ve en yüce duygu olarak açıklamışlar . Çağımız düşünürleri ise insanı sırf madde ile sınırlar. İnsanı bütün kıymet hükümlerinden soyarlar sevgi ve aşk insan hayatından çıkartılır.

2 3 2