Soru

15625 kullanıcısının avatarı

yunus emre'nin eğitim aldığı kişiler çooook aciiiil lütfeen !!!!

gönderen 15625

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu 15625 kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

2
Bilm kullanıcısının avatarı
Bilm cevapladı

Yunus Emre, halk diliyle yazılan tasavvuf edebiyatının en büyük şairidir. Orta Asyada Ahmed Yesevi ile başlayan halk tasavvuf şiiri; Türkistan, Horasan ve Anadolu'da yüz yılı aşan bir gelişimden sonra, en üstün seviyesine Yunus Emre'de varmıştır. Yunus'un duygu ve düşünce âlemini hazırlayan kültürün kaynağında İslam tasavvufu vardır. Yunus'un bilgi ve düşünce âleminde, Onun yaratılış, varlık, yokluk, aşk ve Allah hakkında duygulu ve hummalı zihin yoruşları vardır ki aynı irfan kaynağından beslenir. Yunus, insan olan herkese karşı; fakir, zengin, Hıristiyan ve Müslüman ayrımı yapmayan, engin sevgiyle bağlıdır. Ondaki insan sevgisi, insan'da Allah'tan bir parça, bir cevher bulunduğu inancındandır. Yunus, işte bu parçanın bütününe yani Allah'a âşıktır. O'nu gönlünde bilmenin heyecanındadır. Bu heyecanı, Musa Peygamber'in konuştuğu çoban kadar saf bir gönülle duyar; aynı saflıkla söyler. Yeryüzünde ömür boyu vatanından uzak kalmış bir insan hüznüyle Yunus'un Tanrı diyarına karşı sonsuz hasret duyması da bundandır. Yunus, ömrü boyunca böyle bir nostalji ile yanmış, şiirlerine bu yanmanın duygusunu yansıtmıştır. Yunus bu duygu ve bilgiyle olgunlaşıp derinleşen, bazen coşkun, bazen rind ve her haliyle cana yakın bir derviştir. Yunus Emre'nin şiirlerinden ve menkıbelerinden insan hayalinde canlanan simasının belli başlı çizgileri bunlardır. Yunus; duymuş, düşünmüş, inanmış ve bütün bu duyuş, düşünüş ve inanışlarını büyük bir sadelik ve kolaylıkla şiirleştirmeye muvaffak olmuştur. İslami taassubun, üzerinde durmaktan çekindiği birçok iman meseleleri ile cennet, cehennem, sırat ve benzeri gibi kavramlar, onun en zeki ve en hür düşüncelerine mevzu olmuştur. Şiirlerini, eskilerin, sehl-i mümteni dedikleri, her dilin söyleyemeyeceği bir açıklık ve kolaylıkla terennüm edilmiştir.

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (27)
  • oy ver Seviye: 3, Oylar: 40

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
güleycan kullanıcısının avatarı
Güleycan cevapladı

Tarihsel kaynakların bize öğrettiğine göre, Baba İlyas’ın halifesi olan Hacı Bektâş-ı Veli’ye buğday için giden Yunus’a Hünkar ‘nefes’[7] teklif eder. Fakat Yunus reddederek buğdayı alır ve köyüne doğru yola koyulur. Sonradan hata yaptığını anlar ve geri dönerek, Hünkar’dan ‘nefes’ talep eder. Hacı Bektâş-ı Veli ise Yunus’u reddetmez, fakat kendi halifesi Tapduk Emre’ye yönlendirir. Yunus’un Tapduk Emre’nin dergahında kırk yıl hizmet ettiği rivayet edilir.[8] Yunus Emre, son demlerinde şeyhinden icazet alarak irşatla görevlendirilmiş,[9] şiirlerinden anlaşıldığına göre, Kayseri, Tebriz, Sivas, Nahçıvan, Maraş, Şiraz, Şam gibi illere seyahat etmiştir.

Revaçta olan bir görüş, Yunus Emre’nin ümmi (okur-yazar olmayan) olduğunu söylese de,[10] Yunus Emre’nin şiirlerini dakik olarak inceleyen birisi Onun iyi eğitim alan birisi olduğunu görür.[11] Bize bu mısraları bırakan Yunus, iyi bir medrese eğitimi almış, iyi derecede Arapça ve Farsça öğrenmiş olmalıdır. Ayrıca eserlerinden anladığımıza kadar dini konulara da hakim birisidir. Çünkü Yunus, eserlerinde iman ve ibadete dair konulara ve bu konulara ait kavramların tamamına değinmiş, Kur’an’da adı geçen peygamberlerin neredeyse tamamından bahsetmiş, ayet ve hadislerden alıntılar yapmış, tarihi kişiliklerden örnekler vermiş, İslam irfanına ait bir çok konuyu ustalıkla işlemiştir.

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (32)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...