Cevaplar

En İyi Cevap!
2012-11-26T17:50:16+02:00
Divanı Hümayun Üyeleri Kimlerdir ?

Veziriazam; Padişahtan sonraki en yetkili kişi ve Padişahın vekilidir. Osmanlıdaki örfi hukuk Veviriazam sayesinde düzenlenirdi. Padişah sefere çıktığında yetkisi genişlerdi ve Divan-ı Hümayunabaşkanlık yapardı. ( Günümüzde Başbakana benzetebiliriz. ) Padişahın mührünü taşırdı.
.

Nişancı;
 Tapu Kadastro ve tımar toprakları kayıtlarını tutardı. Emrindeki kalemlerle yazışmaları düzenlerdi. ( Günümüzdeki İç işleri Bakanına benzetebiliriz. )


Kubbealtı Vezirleri: 
Bunlar tecrübeli ve yaşlı Devlet adamları arasından seçilirlerdi. Merkezde yedek kuvvet olarak bulunurlar.Acil durumlarda kullanılırlardı. Bilgi ve tecrübelerinden divan toplantılarında yararlanılırdı. (Bunları bu günkü Bakanlara yada danışman olan müsteşarlara benzetebiliriz.)


Defterdar;
 Anadolu ve Rumeli defterdarı olmak üzere iki defterdar vardı. Hazine ve malların kayıtları ,bütçe ,gelir gider hesabı işleri onun tarafından yapılırdı. ( Günümüzdeki Maliye Bakanlığına benzetebiliriz. )


Kazasker;
 Divandaki yüksek davalara bakardı. Kadı ve müderrisleri atardı.Şeyhülislam divana direkt üye olmadığından İlmiye sınıfından olması sebebiyle divanda ilmiye sınıfının temsilcisiydi.( Günümüzde Adalet bakanına benzetebiliriz. )


Şeyhülislam;
 Dini konularda yüksek yetkilere sahip olan kişiydi. Bir işin dine uygun olup olmadığını belirleyen fetva yı verirdi. Örneğin Osmanlı ordusu için savaştan önce veya hükümdar değişikliklerinde Fetva çıkarırdı. ( Günümüzdeki Diyanet işleri’ne benzetebiliriz. )Divana direkt katılmaz ,çağrılırsa giderdi.


Kaptanı Derya;
 Denizcilikte atamaları yapardı, hüküm yazma ve tuğra çekme yetkisi vardı. Derya kalemine bağlı tımarların dağıtımını yapardı. ( Günümüzde amirale benzetebiliriz. ) Vezirse ve İstanbul da ise divana katılabilirdi.


Yeniçeri Ağası;
 İstanbulun güvenliğinden sorumluydu. Yeniçerilere emir verirdi. Divan toplantılarına katılabilme yetkisi vardı. ( Günümüzde İstanbul Emniyet Müdürlüğüne benzetebiliriz. )Vezirse ve İstanbul da ise divana katılabilirdi.


Rumeli Beylerbeyi: 
Osmanlı Fetih sahası olan Rumeli nin en yüksek rütbeli ordu komutanıydı. Bu nedenle vezirse ve İstanbul da ise divana katılabilirdi.

3 3 3
2012-11-26T17:50:53+02:00
Divan-ı Hümayun Üyeleri Veziriazam (Sadrazam)

Osmanlıların ilk devirlerinde, veziriazamlar, ilmiye sınıfından gelmişlerdir. Padişahın mutlak vekilidirler. Kanunnamelerde yazıldığına göre veziriazamlar, imparatorluktaki ilmiye tevcihleri (görev, rütbe veya makam verme) de dahil olmak üzere, bütün tayin ve aziller, katiller, terfi ve ilerlemelerde, birinci derecede merci olup, her iş onun emir ve müsaadesiyle olurdu. Sefer dışındaki zamanlarda vezir, kazasker ve şeyhülislam gibiler hakkındaki muamelelerde, padişahın muvafakati alınırdı. Sadrazamlar sefere gittikleri zaman, devlet merkezindeki işleri görmeleri için, vekil olarak bir veziri kaymakam bırakırlardı. Buna “Rikab-ı Hümayun” veya “Sadaret Kaymakamı” denilirdi. Sadaret kaymakamı da, gerek Divan-ı hümayunda, gerekse Paşa Kapısı'nda divan toplandığı zamanlarda görülen işleri, müstakil defterlere yazdırır, buna da Rikab Defteri ismi verilirdi. Divan-ı hümayun üyelerinin seferde bulunması halinde, bu divanlara vekilleri gelirdi.

Kubbe vezirleri

Veziriazamdan sonra gelen diğer vezirler ikinci vezir, üçüncü vezir, dördüncü vezir vb. şekilde adlandırılırdı ve sayıları yediye kadar çıkabilirdi. Divan müzakerelerinde ve siyasi herhangi bir işin hallinde de tecrübeli devlet adamları olan bu kubbe vezirlerinin fikirlerinden istifade edilirdi.

On yedinci yüzyılın başlarından itibaren defterdar, nişancı ve kaptan paşaların vezirlikleriyle beraber, vezirlerin adedi artmıştır. Hatta bazı beylerbeyliklere tayin edilen kişilere de vezirlik rütbesi verilmiştir.


Kazasker (Kadıasker)

1480 tarihine kadar bir adetken bu tarihten sonra Rumeli ve Anadolu kazaskerlikleri ismiyle iki olmuştur. Yavuz Sultan Selim zamanında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun fethi üzerine, 1516’da Arap ve Acem Kazaskerliği ismiyle, üçüncü bir kazaskerlik kurulmuş, Diyarbekir de bu kazaskerliğe merkez olmuştur. Daha sonra Suriye ve Mısır’ın da ilhakıyla, Arap ve Acem kazaskerliği, merkeze nakledilmiştir. 1518’den sonra da lağvedilmiş ve kazaskerlik tekrar ikiye inmiştir. Kazaskerler, divanda, şer’i meselelere bakarlardı.


Nişancı veya Tevkıi

Devlet kanunlarını iyi bildiğinden, gerektiğinde bu meseleler hakkında fikri alınırdı. Divandan padişah adına sadır olan (çıkan) fermanlara tuğra çekmek de, bunların göreviydi. Divan üyesi olmasına rağmen, vezir rütbesinde olmadıkça, arz günlerinde padişahın huzuruna giremezlerdi. Defterhane'deki tahrir defterine, bizzat nişancılar yazı yazabilirdi.

Defterdarlar

Fatih Kanunnamesi’ne göre defterdar, padişahın malının vekilidir. Defterdarlık teşkilatına “Bab-ı Defteri” de denilir. Başdefterdardan sonra Anadolu mali işlerini görmek için Anadolu Defterdarı geliyordu. Yavuz Sultan Selim devrinde, buraların mali işlerini görmek üzere, Halep’te bir defterdarlık daha kuruldu. Fakat bu, devlet merkezinde değildi. On altıncı yüzyıl ortalarında, devlet merkezinde, Şıkk-ı Sani adı ile bir defterdarlık daha kurulmuştur. Bu şekilde Başdefterdar, Anadolu Defterdarı ve Şıkk-ı Sani isimlerinde üç defterdarlık olmuştur.

Divan-ı hümayun, sabah erkenden toplanır ve kuşluk zamanına ve bazen de öğleye kadar devam ederdi. Divan-ı hümayuna gelecek olan devlet adamları, sabah namazını çoğu zaman Ayasofya Camii'nde kılar, Yeniçeri ocağı ile süvari bölük ağaları ve bir miktar yeniçeri, sarayın Bab-ı Hümayun denilen ve Ayasofya Camii'ne bakan kapısı önünde iki sıra üzerine dizilirler, divan erkanı, namazdan sonra buradaki yerlerini alırlardı. Bu sırada duacı dua ettikten sonra Bab-ı Hümayun kapıcıları, kapıları açarlardı. Divan-ı hümayunda, divan üyelerinden başka reisülküttab, çavuşbaşı, kapıcılar kethüdası, büyük ve küçük tezkireciler ve tercümanlar hizmet görürlerdi. Divanda nişancı, tuğra çekilmesi lazım gelen ferman, berat, menşur gibi evraka tuğra çekerdi. Örfi işleri ise, veziriazam kararlaştırırdı.

On sekizinci yüzyılın son çeyreğinden itibaren, Osmanlı kabinesi şu şekilde teşekkül ettirilmiştir.

Sadrazam.

Sadaret Kethüdalığı: 1835 yılında, Umur-ı Mülkiye Nezareti ve 1837 yılında Dahiliye Nezareti olmuştur.

Reisülküttaplık: 1836 yılında, Umur-ı Hariciye Nezareti olmuştur.

Defterdarlık: 1838 yılında, Maliye Nezareti olmuştur.

Çavuşbaşılık: 1836 yılında, Deavi Nezareti ve 1870 yılında Adliye Nezareti olmuştur.

Yeniçeri Ağalığı: 1826 yılında Seraskerlik, 1908 yılında Harbiye Nezareti olmuştur.


Kapdan-ı Deryalık: 1878’den sonra, Bahriye Nezareti olmuştur.

Daha sonraları kabineye, Şeyhülislam da dahil edilmiştir.

Divan-ı Hümayun Kalemleri

Divan-ı hümayunda Reisülküttaplık ile onun maiyeti olan beylikçinin nezaretleri altında, Divan-ı hümayun kalemleri bulunmaktaydı.

1 5 1