Cevaplar

2012-11-26T20:56:52+02:00

ÖRNEK

Şekildeki sürtünmesiz ortamda hareketsiz bulunan 5 kg'lık bir cisme 6s süresince 25N'luk bir kuvvet etki ediyor.

Buna göre,10s sonunda cismin hızı kaç m/sn olur?

A) 10           B)20        C)30           D) 40      E) 50

 

0
2012-11-26T21:15:31+02:00


#
Merhaba Sevgili Ziyaretcilerimiz
Maddenin eylemsizlik özelliğini kavram olarak bilmeyenler olabilir ama bu yasanın etkisini hissetmemiş kimse yoktur. En bilinen örneği, süratli bir şekilde giden arabanın aniden fren yapması neticesinde şoförün ön camdan dışarı çıkma tehlikesi yaşamasıdır. Maddenin içinde bulunduğu eyleme farklı yönde hareket kazandırılmaya çalışılınca dirençle karşılaşılır. Bu dirençten olumsuz etkilenmemek için eylemler arası geçişin yumuşak olması gereklidir. Bu geçiş ani olursa, alıştıra alıştıra yapılmazsa şöförün akibetine benzeyen olumsuz sonuçlar doğar.

Herkes eylemsizlik yasasının farkındadır ama kaçımız bu yasanın yaşamın diğer alanlarında da kendini gösterdiğini, ister istemez ona göre hareket ettiğimizi, ona uygun davranmayınca olumsuzluklarla karşılaştığımızın farkındadır?

Örneğin müzik. Yüksek sesle dinlediğimiz bir şarkı aniden kesilince kulaklarımız içinde bir şeyler acır. Müziğin aniden durması ve sessizliğe hızlı geçiş sonucunda duymayla görevli beyin merkezinde bir çarpışma vuku bulmuştur sanki. Son derece bilimsel araştırmaların sonucunda ortaya çıkmış bir program olan winamp, bu hoşnutsuzluğu dinleyicilerine yaşatmamak için eylemsizlik yasasına riayet etmiş ve şarkılar arası geçişin yumuşak olmasını sağlayacak bir özellikle hizmete sunulmuştur. (bkz: cross fade)

Aslında bundan daha güzel bir örnek, bazı şarkıların kademeli olarak ses alçaltılmasıyla sonlandırılmasıdır. işte bu, şöförün aniden frene asılmak yerine yavaş yavaş hız düşürmesi gibidir.

Eylemsizlik özelliğinin etkisine bir örnekte görsellikten verelim. Sinema veya televizyonda gösterilen filmlerin sonunda yukardan aşağı akan yazıları kaçımız okuyor sorarım size? Bir Allahın kulu da "ya bu filmde kimlerin emeği geçmiş, ışıkçı çocuk çok başarılıydı adını bir yere not edeyim de bundan sonra onun filmlerini takip edeyim" demiş midir? Hayır tabii ki. Ama bu gereklidir. Niye biliyor musunuz? Çünkü bunun gerekliliğini özel TV kanallarımız çok çarpıcı bir şekilde göstermiştir.

Ana bültene yetiştireceğiz diye son karedeki adam cümlesini bitirir bitirmez filmi zart diye kesip haber jeneriğine bağlanan televizyonculuk zihniyeti hangimizi ön camdan dışarı çıkan şöför kadar yaralamamıştır. Yemeği yemişsin ama içinde mundar olmuş gibi.

Ama bunun tam tersi bir anlayışla hareket eden kaliteli TV kanalı cnbce, film sonundaki yazıları soundtrack eşliğinde göstererek filmle gerçek hayat arasındaki geçişimizin yumuşak olmasını sağlar. Bilinçlidirler, şefkatlidirler.

Peki ya insan ilişkileri? Yolda bir tanıdığımızı gördük. Pek samimi değiliz. Ayaküstü sohbete giriştik. Hal hatır sorulduktan sonra hafiften ayrıntılara girildi. Ne yapıyorsun, askerlik ne oldu, iş durumları nasıl falan bayaa bir kaynaştık gibi. Fakat sarılabileceğimiz klasik konular sonunda bitti, kaldık ortada. Kısa süreli bir sessizlikten sonra "oldu görüşürüz" dedik. Karşılığını alamadan yolumuza devam ettik. Ve şimdi içimizde bir rahatsızlık var. Hafiften bir göt olma durumu gibi. Karşılıklı samimiyet tavırlarından sonra bu final bu kadar sert ve ani olmamalıydı. Güzel bir espri veya "işte böyle Sametçim, naaparsın" şeklinde bir sonlandırma daha hoş olurdu.

Bu gibi karşılaşmaları yumuşak sonlandırmanın bir yöntemi de cep telefonların çıkarılıp "dur senin numarayı kaydedeyim" sahtekârlığına girişmektir. iki kişi de birbirlerini aramayacaklarını bilirler ama eylemsizlik yasası onları böyle bir harekete iter.

Son olarak büyük bir iddia da bulunacağım. Aslında dünyada iki tür mevsim vardır. Yaz ve kış. ilk ve sonbahar, eylemsizlik yasası doğrultusunda insanların aradaki geçişten zarar görmemesi için ortaya çıkmıştır. Öyle ya, mevsimsel hastalıkların çoğu kışın ortasında kendini gösteren güneş veya yaz ortasında çıkan bulutlar sonucu meydana gelmez mi?

1 5 1