Cevaplar

2012-11-26T21:24:24+02:00

nasıl sosyal kaynak eğitimsel filan mı????

0
2012-11-26T21:35:05+02:00

aşandığı görülmektedir. Bu değişimlerin en önemlisi bilgi teknolojilerinde ortaya çıkan gelişmelerdir.

Geçmişte sanayi devriminin etkisiyle ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanda yaşanan değişimler bugün “bilgi devrimi” olarak da ifade edilebilen bilgi teknolojilerindeki gelişmeler ile yaşanmaktadır. Bilgi teknolojilerinin değişimi ekonomik alanda tarım, sanayi ve hizmetler sektörleri ve alt sektörlerinin tümünü, sosyal alanda eğitimi, sağlık hizmetlerini, iletişim ve ulaşım altyapısı olmak üzere insanın verimliliğini ve refah düzeyini etkileyen tüm sosyal yatırımları ve toplumların kültür düzeyini etkisi altına almaktadır.

Bilgi teknolojilerinin gelişimini sağlayan temel unsur, insan sermayesidir. Gelişmiş ülkeler kalkınmalarının başlangıcında ve devamında insan faktörüne verdikleri önem ve önceliğin yanısıra insana yatırım politikalarının sürekliliği sayesinde de bugünkü ileri teknolojik gelişme düzeyine ulaşmışlardır.

Sanayi toplumu sonrası yeni şekillenmekte olan ve tüm dünya ekonomilerini etkisi altına alan gelişme aşaması “bilgi toplumu”dur.

Bu aşamanın gerisinde kalan ülkelerin gerek ulusal alanda ve gerekse uluslararası alanda gelişme şansı çok azdır. Bu nedenle, tüm dünya ekonomilerinin bilgi teknolojilerindeki gelişmeleri yakından izlemeleri ve söz konusu teknolojilerin üretimi yönünde çaba göstermeleri gerekmektedir.

Sosyo-ekonomik gelişme sürecinde toplumlar; ilkel toplumdan tarım toplumuna, tarım toplumundan sanayi toplumuna, günümüzde ise sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş şeklinde farklı gelişme aşamaları geçirmişlerdir. İnsanlık tarihinde iz bırakan bu aşamalardan birincisi, insanları ilkel yaşamdan toprağa ve yerleşik düzene bağlayan tarım toplumuna geçiş, ikincisi tarım toplumundan kitlesel üretimin, tüketimin ve eğitimin önemli olduğu sanayi toplumuna geçiş, üçüncüsü ise kitlesel refahın, bilginin ve nitelikli insan sermayesinin önem kazandığı bilgi toplumuna geçiştir.

Bilgi toplumundaki gelişmeler, kısa sürede üretim ve verimliliğin artmasına yol açarak, yeni teknolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeleri de teşvik etmiştir. Bilgi toplumundaki tüm bu gelişmeler diğer dünya ülkelerini de kısa zamanda etkisi altına almış ve uluslararası alanda ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel entegrasyonu, yani “globalleşme”yi beraberinde getirmiştir.

Bilgi toplumu; yeni temel teknolojilerin gelişimiyle bilgi sektörünün, bilgi üretiminin, bilgi sermayesinin ve nitelikli insan faktörünün önem kazandığı, eğitimin sürekliliğinin ön plana çıktığı, iletişim teknolojileri, bilgi otoyolları, elektronik ticaret gibi yeni gelişmeler ile toplumu ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal açıdan sanayi toplumunun ötesine taşıyan bir gelişme aşaması olarak tanımlanabilir.

Sosyo-ekonomik gelişme sürecinde başta insan faktörü ve bilgi olmak üzere tüm alanlarda yapısal değişimi gerekli kılan, sanayi toplumunun uzantısı olarak ortaya çıkan bilgi toplumu, “bilgi ekonomisi”, “sanayi-sonrası toplum”, “bilişim toplumu”, “bilgi çağı” ve benzeri şekillerde ifade edilmektedir. Ayrıca, sosyo- ekonomik gelişme sürecinde tarım devrimi “birinci dalga”, sanayi devrimi “ikinci dalga”, enformasyon devrimi veya bilgi toplumu ise “üçüncü dalga” olarak nitelendirilmektedir.

Üçüncü dalga, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanda yeni bir yaşam biçimi getirmektedir.

Bilgi sürekli olarak büyümekte ve bu süreçte üç konu önem taşımaktadır:

Şüphecilik:

Bilginin büyümesi karşısında şüpheci olmak gerekir. Mutlak doğru yoktur. Her önermeyi şüphe ile karşılamak gerekir. Şüphecilik (agnostizm), insanın evrendeki olayları, olguları ve nesnelerin nedenlerini ve oluşumunu tamamen bilemeyeceğini ifade eden öğretidir.

Subjektivizm/Relativizm

Bilginin büyümesi karşısında subjektif düşünmek gerekir. Doğru ve yanlış, kişiden kişiye değişir.

Instrumentalizm:

Bilginin büyümesi karşısında instrumentalist düşünmek gerekir. Bilimin belli bir durumda en uygun neden ve sonuçların araştırılmasını sağlamaktan başka bir objektif gerçekliği yoktur. Bilimsel yasalar, teori ve kavramlar birer araçtan (instrument) başka bir şey değildir.

Özetle, gerçek, tek ve mutlak değildir.

Gerçek aynı zamanda ebedi değildir. Dünyadaki değişime paralel olarak yeni doğrular ve gerçekler ortaya çıkabilir.

Deneycilik bilgiye deneylerle varılabileceğini ileri süren öğretidir.

Ancak, her şeye deneylerle ulaşılamaz. Bazı şeyler deney-üstü (transcendental)dür. Bazı şeyler ancak sezgiyle bilinebilir ve duyular üstüdür.

0