Cevaplar

2012-11-27T19:19:00+02:00

kaçıncı sınıfffffffffffffffffffffffffffffffff

0
2012-11-27T19:19:49+02:00

Elde ettiği önemli başarılarla son zamanlarda adını sıkça duyuran TÜMSİAD’ın yapısından biraz bahseder misiniz?
Türkiye’de olayları dinamik hale getiren, tetikleyen ve ülkelerin kalkınmasına yardımcı olan ekonomik bir çalışma var. Bu ekonomik durumu planlayan iş dünyasıdır. Dolayısı ile bunu sağlayan da iş adamlarıdır. İş adamlarına yukarıdan aşağıya baktığımızda, örgütlenmiş yapılar ve örgütlenmemiş yapılar yer almaktadır. Örgütlenmemiş yapılar bireysel olarak kendi güçleri ile ayakta durup ileriye doğru gitmeye çalışan yapılardır. Fakat iş adamları örgütlenmiş ise, daha başarılı olabiliyorlar. Bu noktada Türkiye’de sivil toplum kuruluşları adı altında iş dünyasını örgütlemeye yardımcı olan yerler var. Biz de TÜMSİAD olarak iş dünyasında çalışan iş adamlarının toplandığı bir derneğiz. Dünya genelinde dürüst ve ahlaklı işadamları kuşağı oluşturmak için, 1250 gönüllü yönetim kurulu ve komisyon üyelerimizle, Avrupa Birliği’nin belirlediği 90 ayrı sektörde gece gündüz çalışmaktayız. 2005 yılında kurulmamıza rağmen bugün 46 ilde örgütlenmiş, sekiz ülkede (Almanya, Belçika, Hollanda, Fransa, Danimarka, Avusturya, İsviçre, Suriye) merkezler kurmuş, diğer ülkelerde de temsilcilikleri olan güçlü bir yapıya sahibiz. Yaklaşık 8 bin 500 üyesi bulunan bir sivil toplum kuruluşuyuz.
 Osmanlı Devleti stratejik açıdan çok önemli bir bölgede bulunmaktaydı. Bu devletin Asya, Afrika ve Avrupa'nın içinde toprakları bulunmaktaydı.Ayrıca çeşitli kara ve deniz yollarının bu devletin topraklarından geçmesi onun stratejik önemini daha da arttırmaktaydı. Bu jeopolitik yapı, Osmanlı Devletine avantajlar kazandırdığı gibi dış tehditlerin Osmanlı Devletine yönelmesine de neden olmuştur. Osmanlı Devletinin eski gücünü kaybetmesinden sonra, İngiltere, Fransa, Rusya gibi devletler kendi çıkarlarının gösterdiği doğrultuda Osmanlı Devleti'nin aleyhine faaliyet göstermişler ve bu konuda da başarılar elde etmişlerdir. 

Osmanlı İmparatorluğunun hasta adam olarak nitelendirilmesi ve onun tarih sahnesinden çekileceğinin düşünülmesi sebebiyle bu devletler, Osmanlı mirası hakkında projeler geliştirmişler ve bu mirası paylaşma konusunda kendi aralarında antlaşmalar yapmışlardır. Büyük devletlerin toprak paylaşımının dışında Osmanlı Devleti'nden bağımsızlık kazanarak ayrılan bazı ülkelerin (Yunanistan,Bulgaristan v.b)de elde ettikleri bölgelerle yetinmeyerek yeni topraklar elde etmek istemeleri Osmanlı Devleti'nin etrafındaki tehlike çemberinin daha da daralmasına neden olmuştur.

Rusya'nın XIX. Yüzyılda siyasallaştırdığı bir hareket olan Panslavizmin etkisiyle Osmanlı Devletinin topraklarının bir bölümü üzerinde hak iddia etmesi Osmanlı Devleti açısından önemli bir gelişme olarak ortaya çıkmıştı. Özellikle Balkanlarda bu akım önemli roller oynamış, ileride de göreceğimiz gibi Balkan Devletlerinin Osmanlı Devleti'ne karşı savaş açmasında Rusya'nın bu siyasetinin önemli katkısı olmuştur. Balkanlar üzerinde etkili olmak isteyen bir başka güç de Avusturya idi. Bu iki güç bir yandan Osmanlı Devleti ile mücadele ederlerken, diğer yandan da Balkanlarda nüfuz kazanabilmek için birbirleriyle mücadele ediyorlardı. 



İngiltere Osmanlı Devletinin çeşitli bölgeleri ile ilgili planlara sahipti. Mısır üzerinde Fransızlarla bir yandan rekabet ederken, diğer yandan Ortadoğu toprakları için de Almanya ile çekişmesini sürdürüyordu. Mısır üzerindeki bu mücadele İngiliz-Fransız antlaşmasının 1904'de gerçekleştirilmesiyle sona ermişti. Fransa, Osmanlı Devleti aleyhine yapılan paylaşma projelerinde taraf olarak yer almış, bu gizli antlaşmalarla Anadolu'nun paylaşılması halinde kendisine pay ayrılmasını istemiştir.
İtalya geç bir dönemde milli birliğini kurmuş, bu sebeple diğer sömürgeci devletler gibi sömürgeler elde edememişti. Bu durumu telafi etmek amacıyla Trablusgarb'a göz dikmiş, bu bölgeyi topraklarına katmayı başarmıştı. Ayrıca Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devletini paylaşma projelerine katılmış, Batı ve Güney Anadolu'nun bazı şehirlerini ele geçirmek için çaba göstermiştir. 1871 yılında Alman birliğinin gerçekleşmesiyle kurulan Almanya Avrupa'da söz sahibi olmaya başlamış, rekabette bulunduğu diğer devletlere karşı Osmanlı Devleti'yle ittifak kurmayı kendi çıkarlarına daha uygun görmüştür. Bilindiği üzere Almanya Osmanlı Devleti'yle Birinci Dünya Savaşına müttefik olarak girmiş ve bu savaştan önemli kayıplar vererek çıkmıştır.

0