Cevaplar

2012-11-27T21:26:47+02:00
Pontane - emprovize - sürrealist - postmodern .. ne dersen gidecek türden bir şiirimsi: Nazenin   yuvarlanıyoruz.. bir gayyaya ve derin uykulara söylenen hecenin bitmesi bile yetmiyor nazenin bedenini korkuyla ve illa ki derin bir ürpeymeyle bir çınar altında içilen birer bardak çayın baharında görmenin, ve bilmenin başlamadan başladığı için bitmeden biten aşkım(ız)ın melul kaderini sen şarkılarda söylerken ..
0
2012-11-27T21:27:00+02:00
18/10/2011skopbülten Rafet Arslan

 

Gerçeküstücülüğün bilinen, ‘resmi’ tarihi, André Breton ile başlar ve onun ölümü ile biter. Bu ölümün, Paris 68 isyanlarının patlama döneminin hemen öncesine gelmesi, bazı sanat tarihçilerinin işini kolaylaştırır ve modernizmin ölümü ile onun en sivri, ele avuca gelmez, gayrı meşru çocuğu olan gerçeküstücülüğün ölüm tarihleri eşitlenir.

Fakat; gerçeküstücülüğün henüz tam yazılmamış bir de ‘gayri resmi’ tarihi vardır ve bu tarihe küre çapında yaşayan gerçeküstücü toplulukların pratikleriyle her gün yeni çentikler atılmaktadır. Erken mezar kazıcıları şu noktayı kaçırmaktadır: gerçeküstücülük, modernizm’in ötesinde, Batı uygarlığının temeline karşı topyekün bir reddiyedir. Onu oluşturan elementlerin kökleri Breton’dan çok eskiye, söylencelere, gizli batıni cemaatlere, bilinmeyen dillere, şifrelere, korsan ütopyalarına dayandığı için ölümsüzdür; her ‘opus magnum’ gibi zamanın altını içinde parıldamaya devam eder.

 

Kaldırım Taşları Altında Gerçeküstücülük

Breton’un 1966 Eylül’ündeki ölümünün ardından, hareketin eskilerinden Jean Schuster, artık bir hareket olarak gerçeküstücülüğün sona ermesi gerektiğini savunan bir bildiri yayınlar. Paris Gerçeküstücü Topluluğu’nun 1968 ayaklanmasındaki eylemlerinin başını çeken, yeni kuşaktan Vincent Bounoure ise, bu bildiriye çok sert bir yanıt vererek, hareketin yok edilemezliğini savunur. Prag ve Chicago’daki önemli gerçeküstücü toplulukların Bounoure’a verdiği destek ile, 80’li yıllara kadar hakim olacak; merkezleri Paris, Chicago ve Prag’da olan üç gerçeküstücü topluluğun başını çektiği yeni bir süreç başlar. Yayınlanan Sürrealist Uygarlık başlıklı antoloji ve çıkartılan Sürrealist Bülten ile Breton’un mirasına ve hareketin geleneğine sıkıca bağlı yeni bir enerji  oluşturulmaya çalışılır.

 

Yeni Durumlar Yaratmak

80’li yıllarla birlikte, kürenin farklı noktalarında, üç merkezde yoğunlaşmış olan gerçeküstücü toplulukların çizgisi dışına taşan, yeni sınır ihlallerine soyunan gruplar ortaya çıkar. 1986 yılında kurulan Stockholm Sürrealist Topluluğu’nun başını çektiği bu ‘yeni’ gruplar, Cobra’dan Sitüasyonist Enternasyonal’e kadar, hareketin içinden ya da etki alanından türemiş olan bütün avangard girişimlerin deneyimlerini gerçeküstücüğe katan bir çizgi oluştururlar. Bu yeni süreçte, psikocoğrafya araştırmalarından deneysel müziğe, performanstan video sanatına uzayan yöntemler, hareket içerisinde yeni kanallar açılmasına ve hareketin zamanın ruhuna bağlanmasına katkıda bulunur. Fransa, Çekoslovakya ve Birleşik Devletler’de yeni ve alternatif otonom gerçeküstücü topluluklar oluşur. Londra ve Japonya (Nagoya)’da, Stockholm grubuna bağlı seksiyonlar kurulur. Atina ve Madrid’teki gerçeküstücü topluluklar politik aktivizmi temel alan bir rotaya kayarlar ; hatta Madrid grubu görsel estetik formların artık üretilmemesi gerektiğini savunur.

 

Yeni Millenyum, Yeni Enternasyonel ve S.E.T.

Amerika kıtasının keşfinin 500. yıldönümünde, geleneksel ve yeni dalga gerçeküstücü topluluklar, sömürgeciliğin ağır mirasını ve Batı uygarlığını mahküm eden bir bildirinin yayınlanması için yan yana gelirler. Böylece, Breton’un ölümünün ardından, gerçeküstücü hareketin küresel varlığını duyuracak olan, yeni bir atılım başlatılmış olur. Bu uluslararası kollektif deklarasyonlar, Irak’a yapılan Amerikan saldırılarından, Sırp hükümetinin  Sürrealist/ liberter sendikacıları tutuklamasına kadar uzanan konularda, günümüze dek devam eder.

Portekiz gerçektücülüğünün öncüsü Mario Cesariny’in anısına Mart 2007’de düzenlenen Cesariny’ye Kartpostal adlı sergi, 21. Yüzyılın ilk uluslararası ve toplu gerçeküstücü etkinliği olur. Sergiye dünyanın çeşitli ülkelerinden katılımlar olur; oluşum halindeki Türkiye sürrealist hareketi de sergide yer alır. Ardından Londra Sürrealist Eylem Grubu üç adet uluslararası festival düzenler. Bunların ikisine artık S.E.T. (Sürrealist Eylem Türkiye) adını almış olan, Türkiye’nin gerçeküstücü grubu da katılır.

2011 yılı Mayıs ayında ise, İstanbul’da Destruction/ Yıkım 2011 sergi-etkinlikleri gerçekleşir. Sergide altı ülkeden gerçeküstücü toplulukların çalışmaları da yer alır. Performansların, film gösterimlerinin yanı sıra; Yaşayan Gerçeküstücülük başlığı altında bir forum düzenlenir. Türkiye, İsveç ve Yunanistan’dan gerçeküstücüler, güncel önerilerini dile getirirler ve deneyimlerini paylaşırlar.

0