Soru

brcnilkm kullanıcısının avatarı

Gelecekte olmak istediğin meslekle ilgili hikaye yazma 4.sinif performans ödevi

gönderen Brcnilkm

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Brcnilkm kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

2
berivan1905 kullanıcısının avatarı
Berivan1905 cevapladı
Büyük babam Matematik öğretmeni. Bu gün yanına gidip; büyük baba, gelecekte olmak istediğim meslekle ilgili bir hikaye yazma konulu ödevim var. Bana yardımcı olur musun? dedim.  Büyük babam, gülümsedi bana.  Tamam ufaklık dedi! Anlaşıldı, sen meslek seçimi ile ilgili yazı hazırlayacaksın. Mesleklerle ilgili hikaye çok yazıldı. Yazılanlardan değil de yaşananlardan yola çıkarsan, mesleklerle ilgili hikaye yazmış olursun. - Biliyor musun, ben kendimi bildim bileli öğretmen olmak istemişimdir. İnsan, daha çocukken bilmeli ne iş yapacağını. Bir hevesi olmalı. “Ben büyünce, filanca meslekten ekmeğim kazanacağım” demeli.  Öğretmenliği niye seçtim biliyor musun? - Neden seçtin büyük baba? -  Çünkü ben “öğretmen olacağım” derdim hep . Nurhayat öğretmenim sevdirdi bana öğretmenliği.  O zamanlar evlerde daha elektrik yok, gaz lambası ile okuyoruz kitapları. Gazete her gün değil ancak haftada bir Nurhayat öğretmenim getirince okuyorduk. Bilemezssin ne merakla beklerdik o defalarca okunmuş gazeteleri. Neyse uzatmayalım, işte bizim çocukluğumuzda televizyon yok, bilgisayar, internet gibi şeyler de rüyada bile göremeyeceğimiz şeyler.  Nurhayat öğretmenim, bıkmadan usanmadan anlatırdı dünyayı, bilimi, tarihi… - İnanmıyorum büyük baba ya, şaka yapıyorsun! Büyük babam gülümsedi yine. Şaka değil! dedi. -  radyo vardı o zamanlar.  radyodan sonra pikap geldi sonra da teyp yani kasetçalar. Güzeldi o günler. Çocukluğumu çok özlüyorum. Nurhayat öğretmenimin hayatta olmasını çok isterdim. Bize hiç duymadığımız, hayalini bile kuramadığımız şeylerin, bir zaman sonra gerçek olacağını,  hayatta hayal etmenin önemini ondan bir kez daha dinleseydim.  şimdi Nurhayat öğretmenim şurada dursa; Akif! dese, “Dünyamızın portakal gibi olduğunu ilk söyleyen bilim adamına,nefretle bakıyordu o zamanki insanlar.  Doğruyu kabul etmek kolay değil. İnsan gerçekleri savunmak için gerekirse ömrünü vermeli.” dese. Birden gözleri doldu, sesi titriyordu. Heyecanlı olurdu büyük babam. Hele de çok inanarak konuştuğu zaman. Büyük babam benim sadece büyük babam değil, öğretmenimdi de. Onunla konuşurken hep yeni şeyler öğreniyordum. Büyük baba! dedim. - Galiba ben ilerideki mesleğimi seçtim. Büyük babamın gözlerinden, benim hangi mesleği seçtiğimi anladığını fark ettim. -  Söyle bakalım, delikanlı! dedi.  Büyüyünce ne olacaksın? Öğretmen olacağım ben! dedim.  ”Tarih öğretmeni olacağım.  Tarihte insanlık için hizmet etmiş büyük bilim adamlarını öğreneceğim. Sonra da senin gibi güzel güzel anlatacağım. İnsanlara, mutlu olmanın hayal kurmakla başlayacağını anlatacağım. Gerçeklerin, insanları en başta üzebileceğini anlatacağım. Her ne şartta olursa olsun doğruyu söylemekten vazgeçmeyeceğim” dedim. Büyük babam, bana  belli etmeden ödevimi yazdırmıştı bile. Öyle ya! Benim ödevimin konusu, Gelecekte olmak istediğin meslekle ilgili bir hikaye yazmak değil miydi?  Gerçi bu anlattıklarım gerçek ama hikayeler de gerçekten beslenmiyor  mu? İşte benim meslek seçimi hikayem de bu.

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (1)
  • oy ver Seviye: 5, Oylar: 1

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
bartin222 kullanıcısının avatarı
Bartin222 cevapladı
BÜYÜYÜNCE NE OLSAM?
Yıllar Önce Çiğdem ablanız da çocuktu. Tıpkı sizin gibi okula gitti. Ona da aynı soruyu soran olmuştu. Büyüyünce ne olacaksın? O da: “Öğretmen olabağım diye yanıt vermişti.
Yıllar geçti… Çiğdem okudu, büyüdü. Öğretmen oldu. Şimdi sizin gibi, mini mini öğrencileri var. Onları çok seviyor. En iyi biçimde eğitmeye çalışıyor. İleride iyi, doğru, yaralı insanlar olsunlar diye…
Çiğdem abla bir yandan da merak ediyor : Acaba öğrencileri büyüyünce ne olmak istiyorlar? O da bu soruyu, öğrencilerine sordu. Minik eller, yanıt vermek için havaya kalktı. Öğretmen hepsine tek tek söz verdi. Hepsini ilgiyle dinledi…
Banu, söz alınca ortaya çıktı. Başladı dans etmeye… Herkes önce şaşırdı. Sonra da alkışlamaya başladılar. Banu, dansı bitince arkadaşlarını ve öğretmenini selamladı. “Sanırım ne olmak istediğimi anladınız,” dedi. Anladınız mı peki?
Tolga : “ Ben kuşları çok seviyorum. Onlar gibi uçmak istiyorum. Kanatlarım yok ama, havada yolcu taşıyan bir taşıt var. Onunla dünyanın her yerine uçmak, her yeri görme istiyorum!” Tolga sizce hangi mesleği seviyor?
Gizem dedi ki: Annem bana yemek nasıl yapılır, onu öğretti. Birçok yemek nasıl yapılır, biliyorum. Büyüyünce ben de yemek yapacağım. Yemeklerim o kadar lezzetli olacak ki yiyenler, daha yok mu diyecekler.” Gizem, sizce hangi mesleği anlatmaya çalıştı.
Söz alan Süha, pencerenin önüne geçti. Güya dışarıya bakıyor, önündeki kağıda bir şeyler çiziyordu. Sonra çizdiği şeyleri boyar gibi hareketler yaptı. Sonra arkadaşlarına döndü. “ Ben “ dedi. “Doğayı seviyorum, Onu anlatmak istiyorum. Renk renk, cıvıl cıvıl!..”Sizce Süha, büyüyünce hangi mesleği yapmak istiyorum?
“Vınnn, vınnn! diyerek ayağa kalktı, bilin bakalım? Emre kalktı.Güya araba kullanıyordu. Direksiyonu sağa sola çeviriyor, bir yandan da “ Da – di- da – di!...” diye bağırıyordu. Emre sizce hangi mesleği anlatıyor olabilir?
Burak, ayağı kalkınca hangi mesleği yapacak diye merak etti. O arkadaşlarının yanına gitti. Ağzını açtırdı, içine baktı. Gözlerini inceledi. Sırtını dinledi. Sonra kağıda bir şeyler yazar gibi yaptı. Ne dedi biliyor musunuz? “Geçmiş olsun” Sizce Burak, büyüyünce ne olmak istiyordu?
Herkes “ne oluyor” der gibi Tuğçe’ye bakıyordu. Tuğçe oralı bile olmadı. Arkadaşlarının boyunu, kollarını ölçer gibi yaptı. Sonra; bir şeyler çizdi. Makasla kesti. İğneyle dikti. Diktiği şeyi arkadaşına giydirdi. “Harika oldu!” dedi. Tuğçe’nin gönlünde yatan meslek sizce hangisidir?
Sınıfın en uzun boylusu Gürsu’ydu. O da söz aldı. Olduğu yerde birtakım hareketler yapmaya başladı. Bir şeyi yere vurarak zıplattı. Bir başkasına attı. Gürsu, kendine gelen şeyi tuttu. Yukarıya doğru etti. Seyirciler, “Sayı!” diye ayağa kalktılar. Gürsu’yu alkışladılar. Söyleyin bakalım Gürsu büyüyünce ne olmak istiyor?
Sınıfın en sessiz kızı Arzu, söz alınca çok heyecanlandı. Elleri birbirine dolaşsa da ne demek istediğini herkes anlamıştı. Arzu, arkadaşının saçlarını tarar gibi yaptı. Makaksa keser, düzeltir gibi yaptı. Şekil verdi. Arkadaşı da, “Teşekkür ederim. Bu saç bana çok yakıştı.” Dedi. Arzu büyüyünce ne olmak istiyor, söyler misiniz?
Büyünce herkes bir meslek sahibi olacak, öyle değil mi? Timur mesleksiz kalacak değil ya! O da yapmak istediği mesleği anlattı. Bir şeyler yoğurdu, kesti, dizdi. Pişirdi, tadına baktı, baktırdı. Onun için “ Pastacı, aşçı, fırıncı, dondurmacı…” diyenler oldu. Timur sizce hangi mesleği sevdiğini anlattı?
Herkes bir şeyler anlatır da Burcu durur mu? Parmaklarını kullanarak yazı yazar gibi yaptı. Sonra.. Parmağıyla sayfaları çeviri gibi yaptı, yazdıklarını okudu…”Bakalım başkalarını ne diyecek? Dedi. Herkesin önüne, o şeyden birer tane bıraktı. Söyleyin bakalım, Burcu büyüyünce ne olacak?
Herkes söz almış, büyüyünce ne olmak istediğini anlatmıştı. Yok yok, söz almayan bir kişi kalmıştı. Bu Suay’dı. Öğretmen onu kaldırdı. Suay:” Ben büyümek istemiyorum. Hep çocuk kalmak istiyorum. Büyüyünce oyun oynayamam ki! Dedi. Bu yanıt, herkesin hoşuna gitti. Suay, büyük bir alkışı hak etti.


  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (1)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...