Cevaplar

2012-11-28T21:37:49+02:00

Türk illerinde Göktürkler'e itaat etmeyen bir yer yoktu. Bunu kıskanan yabancı kavimler birleşerek Göktürkler'in üzerine yürüdüler. Maksatları öç almaktı. Göktürkler, çadırlarını, sürülerini bir yere topladılar. Çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince, vuruşma da başladı. On gün vuruştular. Göktürkler üstün geldi.


Bu yenilgiden sonra yabancı kavimlerin hanları ve beyleri av yerinde toplanıp konuştular.


"Göktürkler'e hile yapmazsak akıbet işimiz yaman olur," dediler.


Tan ağarınca, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar.


Göktürkler, "Bunların vuruşma güçleri bitti, kaçıyorlar," deyip arkalarından yetiştiler.


Düşman, Göktürkler'i görünce, birden döndü. Vuruşma sonunda düşman, Göktürkler'i gafil avlayıp yendi. Göktürkler'i öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını ve mallarını öylesine yağmaladı ki, bir ev kurtulmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdi. Küçükleri kul edindi. Her düşman birini alıp gitti.




Göktürkler'in başında İl Han vardı. Çocukları çoktu. Fakat bu uğursuz vuruşmada bir tanesi hariç, hepsi öldü. Kayı adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Han'ın Dokuz-Oğuz adlı bir de yeğeni vardı. Kayı ile Dokuz-Oğuz düşmana tutsak olmuşlardı. Fakat on gün sonra bir gece ikisi de kadınları ile beraber atlara atlayıp kaçtılar. Göktürk yurduna geldiler. Burada düşmandan kaçıp gelen çok deve, at, öküz ve koyun buldular. "Dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. Gereği odur ki, dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip oturalım," dediler. Dağa doğru sürülerini alıp göç ettiler.


Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine bir yoldu ki, bir deve veya bir at güçlükle yürürdü. Ayağını yanlış bassa yuvarlanıp parça parça olurdu. Göktürkler'in vardıkları yerde akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, meyveler, ağaçlar ve avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı'ya şükrettiler. Hayvanlarının kışın etini yediler; yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye "Ergenekon" adını koydular.


İki Göktürk prensinin Ergenekon'da çocukları çoğaldı. Kayı Han'ın çok çocuğu oldu. Dokuz-Oğuz Han'ın daha az oldu. Çok yıllar bu iki Hanın çocukları Ergenekon'da kaldılar. Pek çoğaldılar.


Dört yüzyıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldı ki, Ergenekon'a sığışamaz oldular. Buna bir çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki, "Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasından yol izleyip bulalım. Göçüp Ergenekon'dan çıkalım. Ergenekon dışında her kim bize dost olursa, onunla görüşelim. Düşmanla vuruşalım".


Kurultay bu kararı alınca, Göktürkler, Ergenekon'dan çıkmak için yol aradılar, bulamadılar.


O zaman bir demirci dedi ki, "Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat madene benzer. Şunun demirini eritsek, belki dağ bize geçit verirdi". Göktürkler, varıp demircinin gösterdiği dağ parçasını gördüler. Demircinin tedbirini de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü altını, yanını, yönünü böylece odun ve kömürle doldurduktan sonra, yetmiş deriden büyük körükler yapıp yetmiş yere koydular. Odun-kömürü ateşleyip körüklemeye başladılar,


Tanrı'nın gücü ve inayeti ile ateş, kızdıktan sonra demir dağ eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak kadar yol oldu. O kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününün, kutsal saatini bekleyip bu yoldan Ergenekon'dan çıkmaya başladılar. Bu kutsal gün, ondan sonra Göktürkler'de bayram oldu. Her yıl o gün gelince büyük tören yapılır; bir parça demir alınıp ateşte kızdırılır. Bu demiri Önce Göktürk Ham kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver.

Ondan sonra Türk beyleri de böyle yapıp bu günü kutlarlar.

Ergenekon'dan çıkınca, Göktürkler'in ulu hakanı Kayı Han soyundan Börteçine, bütün illere elçiler gönderdi; Göktürkler'in Ergenekon'dan çıktıklarını bildirdi. Tâ ki, eskisi gibi bütün iller Göktürkler'in buyruğu altına girer.

0
2012-11-28T21:37:58+02:00

Hunların efsanevi lideri Oğuz Han'ın ölümünden sonra 
Türklere sırasıyla Gök Han, Ay Han, Yıldız Han, Deniz Han ve İl Han başbuğ olur. İl Han 
döneminde tüm Türk illeri bu soyun egemenliğine girmiştir. Bunu kıskanan yabnacı kavimler, 
özellikle Tatarlar birleşip İl Han'a saldırırlar ve çarpışma sonunda Türkleri kılıçtan 
geçirirler. İl Han'ın oğlu Kayı ve yeğeni Dokuz Oğuz eşleri ve çocukları birlikte esir edilir. 
Daha sonra Tatarlar'ın elinden kurtularak eski yurtlarına geri dönerler. Burada dağınık ve 
ürkmüş bir halde bir çok at ve besi hayvanı bulurlar. Bunları da yanlarına alıp kendilerine 
güvenli bir yurt ararlar. Bir kurdun ayak izlerinin peşinden giderek geldiklerinden başka yolu 
olmayan yemyeşil bir yer bulurlar ve buraya Ergenekon adını verirler. Bu iki ailenin çocukları 
birbirleriyle evlenerek çoğalırlar.

Yıllar sonra Ergenekon'a sığamaz olurlar. 
Sonunda 400 yıl kaldıkları bu yurttan çıkmaya karar verirler ama çıkış yolunu bulamazlar. Bir 
demirci dağda bir demir madeni olduğunu, dağın ateşe verilmesiyle yolun açılabileceğini söyler. 
Göktürkler bütün dağın çevresine odun ve kömür yığarak yetmiş büyük körükle dağın 
tutuşmasını sağlarlar. Böylece dağ erir ve Göktürkler Ergenekon'dan çıkarlar. Bayram 
ilan edilen bu çıkış günü daha sonraları her yıl bir parça demir eritilerek kutlanır. Kayı Han 
soyundan gelen başbuğ Börteçene, bütün illere elçiler gönderip Göktürklerin 
Ergenekon'dan çıktığını bildirir. Bütün iller Göktürklere boyun eğer ve Kore'den 
Kuzey Karadeniz'e kadar her yer Türk buyruğuna girer.
Destanın Çin 
kaynaklarındaki farklı biçimine göre Türkler Hazar Denizi kıyılarında yerleşmiştir. Komşu bir 
ülkeyle yapılan savaşta bir tek tutsak dışında bütün Türkler ölür. Düşmanlar henüz on yaşında 
olan bu tutsağa acıyarak öldürmezler ama ellerini ve ayaklarını keserek onu bir bataklığa 
atarlar. Bataklıkta bir dişi kurt onu besler ve düşmanlarından kaçırarak Ergenekon'a 
götürür. Oğlan ile dişi kurt birleşir ve kurt 10 oğul doğurur. Bu 10 erkek çocuk büyüyünce 
dışarıdan kızlar getirip evlenirler. Çoğaldıktan sonra Ergenekon'dan çıkıp Avarlar'a 
bağlı olmak üzere Altay Dağları'nın güney eteklerine yerleşirler.
Orhun 
Yazıtları'nda Ergenekon'da çoğalan kabilenin, Göktürklerin temelini oluşturan 10 
kabile (10 ok) olduğu söylenir. Ergenekon'un Aral Gölü çevresinde ya da 
Ötüken'e yakın bir yer olduğu sanılmaktadır.

K

1 3 1