Cevaplar

2012-11-28T22:44:35+02:00
Andre gide in bir sözü.
(tequila boom boom, 06.05.2003 16:54) (bkz: yangindan mal kacirmak)*
(deyvidbovi, 06.05.2003 17:02)   andre gidein bu süslü sözü, sanıyorum amatöredebiyatçıların pek beğendikleri sözdür.benzer bir lafıaziz nesin ülke insanımızın ören yerleri,tarihi eserler,duvarlar ve helalara yazma dürtüleri için de kullanmış : kalıcı olmak....

kültür,insanın insanlığa kattığı değerlerden oluşur.bu bakış açısına göre asıl olanın, insan değil insanlık olduğu anlaşılıyor.eskilerin deyimi ile "insanlığın hayatiyeti"dir önem taşıyan...

bir anlamda ihtiyaçtan öte ,görev oluyor anı yazmak.ilerde belki ben de yazarım (!).
iyi de nasıl yazılacak bu anı ?
sanıyorum,okur-yazar bir insan için en zor şey "anı yazmak" olmalı.geleceğe ışık tutma ve tarihçilere yardımcı olma bakımından ortaya konacak böyle bir yapıt,kaynakları ölçüsünde değer kazanır.ancak,bu kaynakların "kim"in tarafından nakledildiği,günümüze kadar nasıl geldiği,değişime uğrama olasılıklarının oranlarını bilmek ve incelemek gerekir.fakat,bu kaynakları bir "ön düşünce"(önyargı) olmadan olduğu gibi almalı.metinlerin,dediklerinin,söylenenlerin doğru olup olmadıklarını anlamak için,aklın temeli olan "çelişmezlik ilkesi"ne başvurmalı.çelişenler tereddütsüz dışlanmalı ve hatta reddedilmeli.doğa ya da gerçeğe benzerliği yasalarıyla zıtlaşan herşey,yazarların sayısı ve ünü ne olursa olsun kabul edilmemeli.bunların geçersizliği gündeme gelmelidir.

hatta aklı zorlamayan metinler arasında bir çelişme olsa bile,o zaman da bir ayırıma gitmeli.öylesine ki,birbelgenin söylediğini bir tarihçinin söylediğine üstün tutmalı.abartıldığı izlenimini veren,batıran veya yücelten yapıtlardan sakınılmalı.yazarın niyetini,kökenini,karakterini,kimliğini,kişiliğini,çalışmasındaki alışkanlıklarını,içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durumunu araştırmalı.alıntı ve yollamaları izlenmelidir.okuyucu,yazılanlardan kuşku duymamak için yazılanları incelemeli ve öylece karar vermeli,"çelişmezlik ilkesi" ile güvenceli olmalıdır.

başka tür anı yazmak varsa onu henüz bilemiyorum...
(justinianus,    nobel edebiyat ödülü sahibi, ünlü fransız yazar andre gide e ait olan. fakat gerçek ölümü; unutulmak olarak düşünen. dünyanın ağırlığını hissetmesini isteyen. yazma isteği ve yaşam iç güdüsü kuvvetli herhangi bir insanın da sarf edebileceği mutlu cümle.
(bambie, 19.02.2005 18:35 ~ 20.02.2005 00:41)   geçmişin ölüme kayıp gittiğini anımsatan söz.
(siboreta,  anı yazmanın gerekli olduğu kadar güzel olduğunu da ifade eden söz. 

hatıraların öznel bir tarafı olmalı. çelişki, itham ve hatta iftira dahi olsa bu metinlerde, yazarının kişiliğini aksettirmesi bakımından tarihe düşülen bir kayıt olarak değer taşıdıklarına inanıyorum. yarı hatıra yarı kurgu dahi olabilir bu yazılanlar. edebi değerinin ne kadar olduğu tartışılabilir belki ama netice itibariyle imzanızı atıyorsunuz altına. gelecek nesiller nasıl olsa hükümlerini vereceklerdir sizin hakkınızda. belki kimsenin dikkatini dahi çekmeyeceksinizdir beşyüz sene boyunca. yazdıkları külliyen yalan olamayacağına göre, hatıralarını yazmak isteyenleri gelin sınırlamayalım, şevklerini kırmayalım, hoş görelim ufak tefek palavralarını, meğer ki mitoman olmayalar. imzalarını riske ediyorlar hatıra yazanlar. çıplak gerçeği kimden ve ne kadar süreyle gizleyebilirsiniz ki? sadece ve sadece sizin bilebileceğiniz bir hadiseyi anlatıyorsunuz ve hakikate aykırı yazıyor iseniz de, o vakit hayal dünyanızı okurun istifadesine sunuyorsunuz demektir. hele bunu edebi bir dille aktarmaya istidadınız da varsa, sanata katkınız olmuş olur. anı mutlaka nesnel olmalı düşüncesi bizi evliya çelebi'nin seyahatnamesi'nden mahrum bırakırdı.

not: bu başlığın varlığını, dolayısıyla andre gide'in bu sözünü öğrenmemi sağlayan justinianusa müteşekkirim.
(compadrito, 05.01.2007 13:04 ~ 13:14)   yaşanmakta olan şu an, bir an sonrası için bir anı artık aslında... tabi sözcüklere dökmeyince akıp gidiyor kendi kendine, unutulmak üzere... 
kıymetini bilemiyoruz ya hani... belki bazen çok çok mutluyken yahut tam tersi hüzün batağının ortasındayken, belki o zamanlar, bir nebze farkında oluyoruz... ne yaşadığımızın... 
aslında hayatın tek gerçeği şu anken... bilemiyoruz işte kıymetini...

yazınca ise anıya dönüştürmüş, farketmiş, somutlaştırmış, yüzleşmiş, kabul etmiş ve saklamış oluyoruz... anları yani... 
bu yüzdendir ki; evet, ölümün, yokoluşun, kayboluşun elinden kurtarıyoruz...
anı yazdıkça, anların kıymetini artırıyoruz...
(iz, 14.02.2010 03:24)   dünyanın da ölümlü olduğunu görmezden gelenlerin yanılgısı.
ne olacak? dünyada hayat sona ermeyecek mi? milyonlarca yıl dayanıklılığı olan bir kapsüle yerleştirip uzay boşluğuna fırlatsan da, ölümün elinden hiç bir şeyi kurtaramazsın ne yazık ki
0
2012-11-28T22:46:31+02:00

bence düşün yaz paylaş olmalı

2 3 2