Cevaplar

2012-11-29T19:50:17+02:00

Kitabın Adı:Domaniç dağlarının yolcusu
Kitabın Yazarı:Şukufe Nihal
Kitabın Yayınevi: Timaş Yayınları
strong>Kitabın Türü: Gezi kitapları
Kitabın Basım Yılı: 2008
Sayfa Sayısı:94
Kitabın Konusu: Kitabın yazarı Şukufe Nihalin yurt gezileri hayranlık beslediği milli mücadele dönemi ve o zaman yaşanılanlardan yola çıkarak anlatılan hikayeleri ve daha sonrasında yaşanılanları olayın ogünkü kahramanlarının bulunukları yerlerin izin sürerek okuyucuya anlatmaya çalışıyor. Bu kita aynı zamanda “ Domaniç Yolcusu” adı ile filme de aktarılmıştır.

Kitabın Özeti: 
Yazar milli mücadele döneminde duyduğu bir hikayeden çok etkilenir , hikaye kısaca şöyledir ;

“Milli mücadele döneminde , İnegöl toprakları büyük bir facia yaşamış. Domaniç dağlarından inen bir köylü kadını, düşmana yol göstererek vatanına ihanet eden oğlunu, silahıyla vurup öldürmüş.”

Bu gerçek hikâyeyi duyduğumdan beri hiç aklımdan çıkmamıştı. Ne yapıp edecek, bu olayın geçtiği yöreleri gezecektim. İstanbul’dan Bursa’ya, oradan da İnegöl’e geldim. Bir otelde konakladım. Böyle mühim ve efsanevi bir olayı bilen birileri mutlaka çıkacak, ben de onunla konuşacak, ayrıntılı olarak yazacaktım.
Kaymakam, reji (tekel) müdürü, otelci Ferhat Ağa daha birçok insanla görüştüm. Fakat hiç kimse bir şey bilmiyordu. Günler geçiyor, boşa geçen zamana canım sıkılıyordu. Ülkemin bu yöresinin insanlarını yakından tanımak da güzeldi ama, benim geliş amacım farklıydı.
Gördüğüm eşitsizlikler, cahillikler de çok canımı sıkıyordu. Okulu var, yıllardır öğretmeni yok. Gelen öğretmen durmamış, giden öğretmen gelmemiş…Vah benim memleketim.

Saadeti hep büyük şeylerde aramaya kalkarız da, şu kuru ekmek parçasının bile insana o zevki vereceğini bilmeyiz. Önümüze kolay, bol gelen şeyler, bizi ahlâksızlığa götürüyor, muhakkak! Her bulduğumuz şeyden sonra daha iyisini bekleriz, bulamazsak kendimizi bahtsız sayarız, insanları bu şımarıklıktan, bu açgözlülük felâketinden kurtarmak lâzım.

Bir omrun sonunda verilecek bir hesabı olmamak, insanlığın karşısında açık alınla çıkabilmek ne eşsiz bahtiyarlık

Yazar yukarıda okuduğumuz kitaptaki alıntılar da olduğu gibi hikayeyi duyar ve hikayenin olduğu yere yolculuk yapar orada yaşayanlardan eski zamanlara kurtuluş savaşında olanlarla ilgili bilgi almak ister ve yollara düşer. Ancak bu yolculukta görür ki anadolunun her yanı eğitimsizlik ,açlık ve sefalet içindedir köylü aç ve eğitimsizdir ve kendisinin de dediği gibi yine herşey önce köylüde bitmektedir. Önce köylü eğitilmelidir.

Kitap Hakkındaki İzlenimlerim : Yazar çok içten basit anlaşılabilir ölçüde bir roman sunuyor bize.. Kurtuluş savaşının nekadar zorlu geçtiğini ve o dönemde bile insanların nekadar zor şartlar altında yaşadığını bizlere vurguluyor.

1 1 1
2012-11-29T19:54:16+02:00

DOMANİÇ DAĞLARININ YOLCUSU (GEZİ)
KONUSU: Yazar, yurt ve millet sevgisi ile doludur. Bu ne­denle, en ücra vatan köşesine dahi giderek, içinden çıkarmış ol­duğu kahramanlar da dahil olmak üzere halkını tanımak istemek­tedir. Bu nedenle Domaniç’e gider.

Bir Yurt Gezisi:

“İstiklâl Harbi sırasında, İnegöl toprakları büyük bir facia yaşamış. Domaniç dağlarından inen bir köylü kadını, düşmana yol göstererek vatanına ihanet eden oğlunu, silahıyla vurup öldürmüş.”

Bu gerçek hikâyeyi duyduğumdan beri hiç aklımdan çık­mamıştı. Ne yapıp edecek, bu olayın geçtiği yöreleri gezecektim. İstanbul’dan Bursa’ya, oradan da İnegöl’e geldim. Bir otelde ko­nakladım. Böyle mühim ve efsanevi bir olayı bilen birileri mutla­ka çıkacak, ben de onunla konuşacak, ayrıntılı olarak yazacaktım.
Kaymakam, reji (tekel) müdürü, otelci Ferhat Ağa daha bir­çok insanla görüştüm. Fakat hiç kimse bir şey bilmiyordu. Günler geçiyor, boşa geçen zamana canım sıkılıyordu. Ülkemin bu yöre­sinin insanlarını yakından tanımak da güzeldi ama, benim geliş amacım farklıydı.
Gördüğüm eşitsizlikler, cahillikler de çok canımı sıkıyordu. Okulu var, yıllardır öğretmeni yok. Gelen öğretmen durmamış, giden öğretmen gelmemiş…Vah benim memleketim.

Köyü sevimli yapmakta, koy sevgisini, ülküsünü aşılamakta, gençliğin terbiyesini üzerine alanların armtşız! Saadeti hep büyük şeylerde aramaya kalkarız da, şu kuru ekmek parçasının bile insana o zevki vereceğini bilmeyiz. Önümüze kolay, bol gelen şeyler, bizi ahlâksızlığa götürüyor, muhakkak! Her bulduğumuz şeyden sonra daha iyisini bekleriz, bulamazsak kendi­mizi bahtsız sayarız, insanları bu şımarıklıktan, bu açgözlülük felâketin­den kurtarmak lâzım. 

 Bir omrun sonunda verilecek bir hesabı olmamak, insanlığın karşı­sında açık alınla çıkabilmek ne eşsiz bahtiyarlık

Çalışmayan insan, çalışmayan kadın ne demektir? Bir çalışmayan, bir çalışanın sırtından geçinmiyor mu?
Ey Domaniç kadını, nerede yaşayıp nerede Öldüğünü hâlâ Öğrene-mediğim büyük kadın’. Sen de bunlardan biriydin. İnsanların yüzünü kızartan çirkinliklerden, vicdan azaplarından uzak, ömrün şöyle bir yeşil tarlanın ömrüne karışarak yaşadın. Şu bir avuç toprağından başka bir köşesini tanımadığın; bir kuru ekmeğinden, bir avuç bulgurundan başka nimetini tatmadığın vatan uğruna ne sonsuz azaplar çektin. Bİr tanecik yavrunu elinle yerlere serdin.”Onu kandıranlar kabahatli” demedin, affetmedin. Çünkü vatan senin gözünde en kutlu şeydi! O tertemiz dağlar başında, tertemiz duygularla geçen hayatın, her sevgiden üstün olarak yalnız vatan, millet sevgisi tanımıştı!..

Yorgun argın gelip, odama yattım.

Nihayet Domaniç köylüleri pazara geldiler. Yetmiş yaşında bir ihtiyarla birlikte yola koyulduk. Ruhumu tatlı bir destansı hava sardı. Ben nereye gidiyorum? Yurda hıyanet eden oğlunu eliyle kanlara boyamış ananın diyarına!…

O kadın ne büyük bir kadındır, o kadın ne yaman bir kadındır ki, vatanının şerefi uğruna ciğerlerini kendi eliyle sökmüş, paralamıştır. O kadın, kadınların en bahtsızıdır. O kadın, Türk kadınlarının en büyüğü­dür.

 

1 3 1