Cevaplar

2012-11-29T19:53:15+02:00

-I can run fast.(Hızlı koşabilirim.)

-You can swim(Sen yüzebilirsin)

-They can do this question.(Onlar bu soruyu yapabilirler.)

-We can speak 4 languages.(Biz 4 dil konuşabiliriz.)

-He can understand her.(O,onu anlayabilir.)

-I can’t run fast.(Hızlı koşamam.)

-You can’t swim(Sen yüzemezsin)

-They can’t do this question.(Onlar bu soruyu yapamazlar.)

-We can’t speak 4 languages.(Biz 4 dil konuşamaz.)

-He can’t understand her.(O,onu anlayamaz.)



7 4 7
2012-11-29T19:53:18+02:00

Aşağıda olumlu ve olumsuz cümleler içerisinde örnekler bulacaksınız. Soru cümleleri içerisinde "can" kullanımı için "Can Soru Cümleleri" başlığına bakınız.

He is very strong man. He can lift many heavy things. --> O güçlü bir adam. Çoğu ağır şeyi kaldırabilir.

She can ride a bike very well. --> O, bisiklete çok iyi binebiliyor.

You can take a break ten minutes every hour. --> Her saat on dakika dinlenebilirsin.

Jale cannot go to the bank, she has a lot of things to do. --> Jale bankaya gidemez, onun yapılacak çok işi var.

You can't mean that! --> Bunu kastetmiş olamazsın! (Bunu kastedemezsin)

You cannot wear the red jacket. Very important persons will visit us. --> kırmızı ceketi giyemezsin! Bizi çok önemli insanlar ziyaret edecek.

She can speak four languages. --> O, dört dil konuşuyor.*
(*İngilizcede dil sahibi olmak "can", yani olaslıkla ifade dilirken, Türkçede bunu olasılık olmadan ifade ederiz)

The doctors are doing all they can, --> Doktorlar yapabilecekleri herşeyi yapıyorlar.

You can't park here. --> Buraya park edemezsiniz.

He can be really annoying sometimes. --> O, gerçekten bazen sıkıcı olabiliyor.

You can get stamps from post office. --> Postaneden pul(lar) alabilirsiniz.

He can't have done it on his own. --> O kendi kendine bunu yapamaz.

Can't you be serious! --> Ciddi olamıyor musun! (Ciddi olamaz mısın)

When you play cards, you can count me out! --> Kağıt oynarken, beni saymayabilirsiniz! Kağıt oynarken, beni katmayın)

You can count on me! --> Beni de sayabilirsiniz!

You can do what you want. --> Ne istiyorsan, onu yapabilirsin.

You can hear everything through that wall. --> Bu duvardan herşeyi duyabilirsin. (Bu duvar aracılığıyla herşeyi duyabilirsin)

Wash the glasses up! You can just leave the dishes. --> Bardakları yıkayın (bulaşık yıkayın)! Tabakları bırakabilirsiniz.

You can put that idea right out of your mind. --> Bu düşünceyi aklında çıkarabilirsin.

You can say good-bye to her! --> Ona elveda diyebilirsin!

You can't say that again! --> Bunu bir daha söyleyemezsin!

You can take my word for it. --> Benim sözlerime inanabilirsin.

You can tell me all your secrets. --> Bana bütün sırlarını anlatabilirsin.

You know how you can reach success. --> Başarıya nasıl ulaşabileceğini sen biliyorsun.

He can't help eating. --> Yemekten kendini alamıyor (Yemeyi durduramıyor)  

 

alıntı

3 4 3