Cevaplar

2012-11-30T18:40:27+02:00

Türkiye'de, "tarihsel gerçek"le bağdaşmadığından "yazılı" tarihçeye kaydedilemeyen, Atatürk başta, İstiklal Savaşı komutanları ve kahramanları olan 

Cumhuriyet'in kurucularını gözden düşürme amacıyla wwwforumacilcom oluşturularak fısıltı halinde yayılması için,karşıtlarınca ve düşmanlarınca çaba gösterilen bir "yalan" da 12 Adalar'a ilişkindir

Bu "yalan" çerçevesinde, bir yandan 12 Adalar'ın Yunanistan'a, sözde Türkiye'nin "rızasıyla" verildiği, dolayısıyla da buradaki Yunan egemenliğinin "meşru ve uluslararası hukuk ve teamüllerine uygun" olduğu fikri işlenerek Yunanistan rahatlatılmaya, bir yandan da bu adaları sözde Yunanistan'a veren Türk yetkili olarak işaret edilen İstiklal Savaşı'nın 2 numaralı komutanı ve kahramanı olan Cumhuriyet'in 2 numaralı kurucusunun, Cumhurbaşkanı'nın, Milli Şef'in, açıkça İsmet İNÖNÜ'nün sözde "Hain" olduğu fikri ve kanaati, usul-usul ve sessizce belleklere yüklenmeye çalışılmaktadır

0
2012-11-30T18:42:57+02:00

b. Osmanlı İdaresinde Rodos:

 

Fetihten itibaren (1522-1828) 306 yıl Rodos, Osmanlı idaresinde en huzurlu dönemi yaşamıştır. 1828 Londra Protokolü ile Rodos Adası ve On İki Ada, İngiltere-Fransa ve Rusya’nın himayesine alınmıştır. Rodos Adası, 1912’de Trablusgarp Savaşı sırasında İtalya tarafından işgal edilmiştir.

 

Lozan Antlaşması ile On İki Ada İtalyanlara bırakılmış, Ekim 1943’te İngilizler Rodos’ta İtalyan idaresine son vermiş; ancak hemen sonra Almanlar Rodos’u hava indirme harekâtı ile işgal etmişlerdir. 9 Mayıs 1945’te Müttefikler adına İngilizler Ada’yı Almanlardan almışlarsa da fiilen Yunanlılara vermişlerdir. Adada bulunan 2000-2500 civarındaki Türk nüfusu, “bölge, İtalya topraklarından sayıldığından” 1923’teki Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sırasında mübadele dışı tutulmuştur.

 

 

 

 

Süleymaniye Medresesi

 

 

Tersane Çeşmesi

 

 

Türk Bahçesi’ndeki Çeşme

 

390 yıl (1522-1912) Osmanlı hâkimiyetinin hüküm sürdüğü Rodos Adası ve On İki Ada, 10 Şubat 1947’de yapılan Paris Antlaşması ile 1 Nisan 1947’de resmen Yunanistan’a teslim edilmiştir.

 

SONUÇ:

 

Yunanistan, 1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması’nın şartlarına aykırı olarak Türkiye’nin güvenliği açısından hayati öneme sahip olan Rodos Adası’nı ve On İki Ada’yı dünyanın gözü önünde silahlandırmaktadır. Aslında Yunanistan bu davranışıyla, temeli 1850 yılında atılmış olan ve bugüne kadar da türlü oyunlarla başarı ile yürüttüğüne inandığı “Megali idea” politikasının gereğine uygun hareket etmekte ve bunu yaparken de gayet kurnazca, dünya kamuoyunu, bu “Adalara karşı yayılmacı emeller besleyen hayali Türk tehlikesine” inandırmaya çalışmaktadır. Tabiatıyla bu tarz bir politikanın başarı sağlayabilmesi için de buralardaki Türk varlığı eritilmeye çalışılmaktadır. Bu da hızlandırıcı bir etken olmaktadır. Dolayısıyla Rodos’ta Yunanlılar tarafından yapılan baskı ve tehditler sonucu Türklerin, sahibi bulundukları geniş arazilerini ve sair mülklerini yok pahasına satarak veya bırakarak doğdukları yerleri terk etmek zorunda bırakılması adalardaki Türk varlığının hızla erimesine sebep olmuştur. Ayrıca Osmanlı dönemine ait birçok kıymetli eser “Fethi Paşa Saat Kulesi, Türk Kütüphanesi, Türk Şehitliği vs.” Rodos’ta Vakıflar İdaresinde bakıma muhtaç bir durumdadır. Bu eserler bilinçli olarak ya harap edilmekte ya da çeşitli bahanelerle ortadan kaldırılmaktadır.

 

0