Cevaplar

2012-12-02T13:56:15+02:00

Dil bir iletişim aracıdır. Duygu, düşünce ve istekler dil ile aktarılır. Duygu ve düşüncelerin aktarılmasında sözü söyleyen kişi kaynak, söylenen bir söz (mesaj, ileti), iletilen sözü alan alıcı ve bir de iletişimin yapıldığı iletişim ortamı vardır. Bu düzeneğe iletişim sistemi denir. Bu yönüyle dil en etkin bir iletişim aracıdır.

Her sanat dalının kendini ifade ediş tarzı farklıdır. Ressam renklerle, müzisyen seslerle, mimar ana maddesi toprak ve taş olan maddelerle sanatını yerine getirir. Edebiyatın da ana malzemesi dildir. Dil sayesinde duygular, düşünceler, sevinçler üzüntüler dile getirilir. Bu bakımdan dil olmadan edebiyat olmaz; dil edebiyatı, edebiyat da dili besler, geliştirir. Edebi eserler sayesinde dil gelişir; anlam zenginliği kazanır ve sözcük sayısı artar. Bu yönüyle dil altına, şair ve yazarlar da bu altını işleyen kuyumcuya benzetilir. Hikâyeler, romanlar, şiirler, tiyatro türündeki eserler dil ile yazılır. Dilin diğer önemli bir yanı da ulusal birlik ve beraberliği sağlamasıdır. Aynı dili konuşan, aynı duygu düşünce ve zevkleri paylaşanlar, kederde ve kıvançta birlikte hareket ederler.

Bir ulusun maddî ve manevî alanda ortaya koyduğu tüm eserler kültürü oluşturur. Edebiyat da kültürün içerisinde yer alan bir sanat dalıdır. Örneğin İslâmiyet’ten önceki dönemde yazılmış olan ürünlerden destanlar, koşuklar, savlar sayesinde biz o dönemin kültürünü, yaşam biçimini, inançlarını öğreniriz.

0
2012-12-02T14:00:14+02:00

Dilin Toplumdaki Yeri ve Önemi Nedir
“Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş toplumsal bir kurumdur.”

Milleti kenetleyen unsurların başında gelen dil, kötü kullanıldığında ve dejenere edildiğinde milletlerin parçalanmasında adeta bir dinamit rolü de oynayabilir. Her iki özelliğin somut yansımalarını millet olarak tecrübe etmişiz. Bu acı deneyimleri yaşayan bir milletin bu hususta daha ölçülü hareket etmesi gerekirken bizde bu hassasiyeti görmek mümkün değildir.

Dilin zenginliği milletin kültürel zenginliğine de yansır şüphesiz. Çünkü kültürün hamurunu oluşturan unsurların başında dil gelmektedir. Bu hamuru yoğuran insanların el becerisi de, yarınlara aktaracağımız eserlerin vasfını tayin edecektir. Eserin güzelliği ustanın maharetinin yanında, kullanılan malzemenin niteliğiyle de yakından ilgilidir.

Alman filozofu Heidegger “Dil insanın evidir” diyerek bu iletişim vasıtasının ehemmiyetini açıkça ortaya koyar. Evimiz mahremiyetimizdir. Orada huzur buluruz. Toplumda taktığımız maskeler evde düşer. Doğallığın sığınağıdır ev…Dil de bize evimiz kadar yakın ve sıcaktır. Onunla bütünleşir benliğimiz ve kişiliğimiz… Durum bu ilken bazı kendini bilmez insan kılıklı varlıklar, evimize saldırarak mahremiyet sığınağımızı tarûmar etti.

Dilin geçmişten geleceğe köprü kurma gibi mühim bir misyonu da vardır. Bu köprü ancak kelimelerle kurulur. Bu köprünün sağlamlığı malzemenin bol ve yerinde kullanılmasıyla mümkündür. Bunu sağlamak da millî eğitimin görevidir. Yerinde, zamanında ve dozajında verilen dil eğitimi gelecekteki muhtemel olumsuzluklara set çekecektir.
Milletlerarası kültür savaşlarında en büyük silah dildir. Çünkü dil bugünümüzü ve yarınlarımızı şekillendiriyor. Ona vakıf olduğumuz ölçüde kendimiz olabiliyor ve de kendimiz kalabiliyoruz. Aksi halde kültürel sömürgecilik, beraberinde ekonomik ve siyasal sömürüyü de getiriyor.

0