Cevaplar

2012-12-03T17:22:05+02:00

"Dil vücudumuzun azaları gibidir. Başkalarının elleriyle, ayaklarıyla, gözleri ve kulaklarıyla kendimize nasıl uzun süre hizmet etmeyi aklımızdan geçirmiyorsak, başka ülkelere ait dillerden alıntılar yaparak konuşmak da bizi arzu etmediğimiz çıkmazlara sürükler ve içinden çıkamayacağımız sorunlarla başbaşa bırakır."
Gelecek nesillere nasıl bir dil bırakacağız ?
Çevrenize bir bakın... Yediklerimizden, içtiklerimizden tutun da konuştuklarımız ve yazdıklarımıza veya isimlerinden cisimlerine kadar her şeyi bir bir inceleyin... Millet olarak neyin öncülüğünü yapıyoruz? Kimlerin istedikleri gibi olmaya çalışıyoruz? Ve kimlerin ekmeklerine yağ sürüyoruz? Bunları irdeleyin...
Kendi özümüze uygun olmayan bir tavırla ortak bir dili koruma kararlılığından uzaklaşmış kişilerle edebiyatın da sanatın da yozlaşacağını düşünmek zorundayız...
Bu gidişle «Gelecek nesillere nasıl bir dil bırakacağız?» bunu sorgulamalıyız...
Yabancılaşma rüzgarları
Bir diş macununun markasını dahi «Türkçeleştiremedik...» «yazılım» sözcüğü oturmasına rağmen «software», «bilgisayar» yerine de «computer» deniliyor.
İfadelerine yabancı kelimeler katarak konuşmanın veya yazmanın üstünlük olduğuna inananlar var...
Sözlerimizle ve yazılarımızla bir başka ülkenin tanıtımını yapar gibiyiz. Bu öylesine yaygınlaştı ki, ülkemizin başbakanlarından cumhurbaşkanlarına kadar insanlarımızı bu belirsiz yürüyüşün içerisinde görüyoruz...
Kültür Bakanlığımızda da yabancı kelimeler kullanıyor!
(26 Şubat 2006) Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın internet sitesindeki «GELECEĞE AÇILAN KAPIMIZ: TURİZM» başlıklı yazıda geçen «destinasyon odaklı bir anlayış benimsemiş...» şeklindeki bir ifade ile içinde bulunduğumuz sorumsuzlukların boyutlarını kültür bakanlığı seviyesinde de anlatmak zannedersem zor olmayacaktır.
Başbakanın konuşmaları da endişelerimizi artırıyor...
21.02.2006 tarihinde ULUSA SESLENİŞ KONUŞMASI'nda Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN :
«krizini», «inisiyatif», «pasif», «yükseliş trendine», «misyon», «...Bu misyon, deklere edilmiş açık bir vizyona, bir gelecek perspektifine...», «parametre» gibi sözcükler kullandı.
Burada «deklere edilmiş» sözcüğü de yanlış ifade edildi... Fransızca «déclarer» şeklinde yazılan bu kelime deklere şeklinde değil, deklare şeklinde ifade edilmeliydi.
27.02.2006 tarihinde ULUSA SESLENİŞ KONUŞMASI'nda Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN :
«borsa endeksi», «pozitif tablo», «makroekonomik», «sektörlerimize» gibi ifadeler kullandı.
15.12.2005 tarihinde ATV'de konuşan Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN «butona basıyoruz...» dedi.

Yarın bir gün bu ve buna benzer kelimeler geniş bir kesimde kullanılmaya başlanırsa bunun sorumluluğunu kim üstlenecek?
Türkçe konuşurken Fransızca, İngilizce veya başka dillere ait kelimeleri ekleyerek yaptığımız konuşma ve yazma hatalarına kim dur diyecek?
Biz bunu merak ediyoruz. Türk Dil Kurumu tarafından da yozlaşmayı engelleyici önlemler alınmasını bekliyoruz.
T.B.M.Meclisi Başkanı Bülent Arınç da bizi kara kara düşündürenlerden
02.10.2005 tarihinde saat 12:50'de CNN TÜRK Televizyonu'nda T.B.M.Meclisi Başkanı Bülent Arınç : «...handikap içine getirmeyi... » diyerek Türkçe yaptığı konuşmasına Fransızca kelime kattı!
Yabancı sözcük kullanmayan televizyon yok gibi...
¤ Niçin yabancı sözcük kullanıyorlar?
¤ Neden bu gidişe karşı çıkılmıyor?

3 3 3