Cevaplar

2012-12-02T19:24:57+02:00
Osmanlı Devleti Nasıl Büyümüştür???

 

 

1-yetenekli hükümdar ve yöneticiler

2-bizansın güçsüz olması(taht kavgaları-tekfurlar(valiler)arası mücadele)

3-coğrafi konumu(bizansın sınırda bir uç beylik olması)

4-diğer türk beylikleriyle savaşmayıp sınırlarını bizansa doğru genişletmesi

5-onadoluda güçlü bir devletin olmayışı

6-hoş görülü va adil yönetim anlayışı

1 3 1
2012-12-02T19:25:28+02:00

Geçenlerde, Târîh-i Gülşen-i Maârif adlı, iki ciltlik, eski harfli tarih kitabını okuyordum. Birinci cildinin 417. sayfasında Sultan Osman’ın, oğlu Orhan’a vasiyetleri kaydedilmiş. Bu vasiyetlerin, Diyanet Gazetesi okuyucularıyla ilgili olduğunu düşünerek tarih köşesinde takdimini faydalı gördüm.

Önce eser hakkında kısa bir bilgi vereyim:

Gülşen-i Maârif, bir umumi tarih kitabıdır. Önce Hz. Âdem’den başlayarak peygamberleri kısaca anlatır (cümlesine, halisâne salât ve selamlarımızı arz ederiz). Sonra Hz. Muhammed’i (sas.) genişçe anlatarak Emevîler, Abbasîler ve sair İslâm devletlerine geçer. Birinci cilt 407. sayfadan itibaren de Osmanlı devletini anlatmaya başlar. İkinci ciltte Sultan I. Abdülhamid devri sonuna kadar getirir. Eseri, Ferâizcizâde diye tanınan Seyyid Mehmed Saîd Efendi kaleme almış ve muhtelif kaynak kitaplardaki mâlumâtın lüzumsuz teferruatını süzerek, mukayeseli çalışmalar yaparak, 10 yılda ikmal ve itmam eylemiştir. 1249/1834 tarihinde bitirdiğini kendisi belirtiyor. İkinci cildin sonunda, Dersiâm Ferâizî Mehmed Efendi’nin oğlu olduğunu, Bursa’da doğduğunu, hiç çocuğu bulunmadığını, Emir Sultan Câmi-i şerîfinde hatiplik vazifesi yaptığını beyan ederek, tahsil ve terbiyesini hangi hocalardan ikmal ettiğini açıklıyor. (Bk. s. 1685 vd.) Bursalı Mehmed Tâhir, Osmanlı Müellifleri adlı eserinde Müellif Mehmed Saîd Efendi’nin 1251/1835 tarihinde vefat eylediğini ve Emir Sultan Camii haziresine defnolunduğunu kaydeder.81 Allah rahmet eylesin.

Osman Bey’in aşağıya dercedilen vasiyetleri, hiç olmazsa 15–16. asırlara kadar samimiyet ve titizlikle tatbik edilmiştir. Devlet, ihlaslı bir dindarlığa dayanan bu temel felsefe ve zihniyetle idare edildiği müddetçe yükselmiş ve ilerlemiştir. Hudutların çok genişlemesi, haberleşme ve ulaşım imkânlarının azlığı, İslâm âlemindeki diğer devletlerle irtibat ve koordinasyonun sağlanamaması, düşman devletlerin daima müşterek hareketleri, Avrupa’nın coğrafî keşiflerle zenginleşmesi... gibi sebepler hasım devletleri bizden daha kuvvetli ve ileri bir duruma yükseltmiş ve Osmanlılar’ın Avrupa hareketinin duraklamasına yol açmıştı. O zamandan beri başta askerî tedbirler olmak üzere pek çok ıslahat çalışmaları yapılmış, eserler yazılmıştır. Bunlar arasında gözden kaçan ve ihmale uğrayan; hatta şuurlu veya kasıtlı müdahalelerle tahrip edilen hep milli ve mânevî değerlerimiz, imanımız, kültürel ve moral güçlerimiz olmuştur. Halbuki varlığımızın ve muvaffakiyetlerimizin asıl sebepleri onlardı. Bugünkü buhranlarımızın ve anarşinin de temelinde aynı tutumun devam ettirilmek istenmesi; yani bizi biz yapan, cihanın hayranlığını üzerimize çeken imanımızı, tarih şuurumuzu, milli ve mânevî değerlerimizi hor ve hakir görmek ve kurtuluşu başka reçetelerde aramak zihniyeti yatmaktadır.

Bu yanlış gidişi önleyecek ve milletimize gerekli moral güçleri verecek kadro ancak Diyanet Teşkilatı görevlileri ve imanlı, şuurlu münevverler olabilir. Ne mutlu bu asil görevin şuuruna erebilen; milletimizin yükselmesi uğrunda olanca gücünü sarfetmekten kaçınmayan fedakâr himmet erbabına!

 

Osman Bey, sade bir aşiret idarecisi olmasına rağmen, bir devletin ilerlemesi ve yükselmesi için gerekli prensipleri büyük bir açıklıkla görmüş, arif bir idareci olduğunu böylece ispat etmiştir. Şimdi sözü Gülşen-i Maârif’e bırakalım:

Sultan Osman’ın Oğlu Orhan Gazi’ye Vasiyeti:

“Orhangî, bâ-avn-i cenâb-ı Müsteân Burûsa hisârını fethettikten sonra, makarr-ı saltanat olan Yenişehir’e azîmet ve pederleri Osmangî’nin meclis-i devletlerine vâsıl olduklarında, envâ-ı tevkîyr ü ihtirâm ve nasâyıhdan sonra;

“Oğlum sana yedi nasihatim vardır.

“Evvelâ: Cemî-i masâlihinden mukaddem, emr-i dîninde ihtimâm u dikkat eyle; zîrâ bâis-i kıvâm-ı dîn devlettir.

“Sâniyâ: Emr-i dîninde ihtimâmı olmayan, yahud mezheb-i ilhâd u i’tizâle mâil ve kebâirden müctenib olmayan eşhası istihdam etme. Zira Hâlik’dan havf etmeyen, mahlûkdan havf etmez. Ve mürtekib-i kebâir olanın sadâkati olsa, ümmeti olduğu Peygamber’e sadâkat edüp şeriatden hariç hareket etmez.

“Sâlisâ: Umurunda adalet eyle, ta ki sayende ki reâyâya, sâir mülûkün reâyâsı hased edüp senin sâyene ilticaya çâre arayalar. Zîrâ padişahlık reâyâ ve memleket ile olur; reâyâ ve memleket ise adâlet olmasa muzmahil olur.

“Râbiâ: Zulümden ve bîvech bid’atden tehâşî eyle; ve seni zulm ü bid’ate tergîb edenleri devletinden teb’îd eyle. Zîrâ ma’nen seni zevâl-i devletine tergîb etmiş olurlar.

“Hâmisâ: Dâima cihâd ile tevsî-i bilâd eyle. Zîrâ müddet-i medîd sefer olunmasa askerin şecaatına ve rüesânın tedbîrine fütûr gelür; ve hem umûr-ı seferiyyeden âşinâ olanlar vefat etdikde, yerine gelen mübtediler tedbîrde noksan etmeleriyle hezimete bâdî olur.

“Sâdisâ: Sadâkatle tahsîl-i rızânda ifnâ-yı ömr eden ricâline riâyet eyle ve ba’de vefâtihî evlâd u ıyâline himâyet edüp emvaline taarruz etme. Bâhusus askerî taifesine in’âmla celb-i kulûba sa’y eyle.

“Sâbiâ: Ulemâ ve fuzalâya ziyade ikram eyle ve bir diyarda ki bir sâhibkemâli işitdin, bir takrîb getürüp ihsan eyle, tâ ki müddet-i saltanatında ulemâ çoğalup emr-i şerîat nizâm bula. Zinhar askere ve mala mağrur olma ve şer’-i şerîf ehlini dûr etme; ve benden ibret al ki bu diyara bir mûr-ı zaîf gibi gelüp min gayr-i istihkâk bunca inayete mazhar oldum. Bu takdirde benim meslekime gidüp bu dine ve ashabına hürmet eyle... deyü hikemâmız vasâyâdan sonra kelime-i tevhîdle meşgul olup kemâl-i teyakkûz u intibah üzre yedi yüz yirmi altı târihinde âzim-i huld-i ber’în olduklarında ba’de’t-techîz ve’t-tekfîn mahrûsa-i Burûsa’da Manastır nâm kubbe-i hümân derûnuna defn olundu.”

Bu sade ve sevimli ibarenin anlaşılmasını şimdilik okuyucularımızın irfanına havale ediyoruz. Cenâb-ı Mevlâ’mız ruhsat ve fırsat verirse ilerde bu nasihatleri açıklama sadedinde bir yazı daha kaleme almak niyetindeyiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

*

0