Cevaplar

2012-12-03T12:05:46+02:00

Bilgi felsefesinin problemlerinden birisi de bilginin kaynağı ve ölçütleri problemidir. "Bilgi elde etmede zihin mi daha etkindir, yoksa zihnin dışarıdan aldığı veriler mi?" gibi sorular, bilgi teorisinin kaynak ve ölçüte ilişkin sorularından birisidir.

Bilgi edinme sürecinde insan, genel anlamda kendisinin 2 temel özelliğinden yola çıkarak hedefe varmaya çalışır. Bu özellikler; insan aklının düşünme ve duyuların algılayıp gözlemleyebilme yetisidir. İşte bilgi felsefesi tam da bu noktada, "bilgide bunlardan hangisinin rolü daha fazladır?" sorusunu sormaktadır.

Felsefe tarihine bakıldığında bu sorulara verilen cevapların, aklın kendi kendine bilgiyi elde ettiğinden, sadece duyular vasıtasıyla bilgi elde edilebileceğine kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını görebilmek mümkündür.

Bütün bunların yanında bilginin elde edilmesinde duyuları ve zihni eşit değerde bulan, bunların her ikisini de yanıltıcı gören, doğru bilgiyi reddeden, bilgiye ulaşılamayacağını öne süren görüşler de bulunmaktadır.

Bilginin ana kaynağı olarak akıl yürütme ve düşünceyi görenler "akılcılar (rasyonalistler)", duyu, gözlem veya deneyler üzerinde duranlara ise "deneyciler (ampiristler)" denir. Bu akımların isimleri ise "akılcılık (rasyonalizm)" ve "deneycilik (ampirizm)" olarak adlandırılır. Akılcı filozoflardan bazıları Platon, Descartes, Spinoza ve Leibniz; deneyci filozofların bazıları ise Epikuros, Locke, Hume, Condillac ve Comte gibi isimlerdir.

11 3 11
2012-12-03T12:05:55+02:00

BİLGİNİN DOĞRULUK ÖLÇÜTLERİ
Bir bilgiyi doğru kılan nedir? Bir bilgi ne zaman 
doğrudur? gibi doğruluğun mahiyeti konusunda çok 
farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bunları beş grupta 
toplayabiliriz:
a) Uygunluk: Bu görüşe göre doğruluk, düşünce ile 
nesnesi arasındaki tam uygunluktur. Yani bir nesne 
hakkında oluşturduğumuz bir yargı, nesnenin 
kendisine uyuyorsa doğrudur.
b) Tutarlılık: Bir önermenin doğruluğu sistemde 
daha önce kabul edilmiş doğru önermelerle 
çelişmemesine dayanmaktadır. Yeni önerme var olan 
önermelerle çelişiyorsa yanlıştır. Yani önermenin tek 
başına doğruluğu önemli değildir; bir bütün içinde 
diğerleriyle çelişmemesi gerekir.
c) Tümel uzlaşım: Bir önermenin doğruluğu, 
herkesin veya çoğunluğun kabul ettiğidir.
d) Apaçıklık: Bir bilgi, hem açık hem seçik hem de 
kuşku duyulmayan bir açıklıkta ise doğrudur. Açık 
bilgi, bir bilginin bir bütünlük içinde, tutarsızlık 
içermeden kavranmasıdır. Örneğin; baş ağrısının 
bilinmesi ve ağrının açıkça hissedilmesi gibi. Seçik 
bilgi ise, bir bilginin başka bir bilgiyle 
karıştırılmaması durumudur. Örneğin; baş ağrısının 
diş ağrısı ile karıştırılmaması gibi.

23 3 23