Cevaplar

2012-12-03T15:20:30+02:00

Kuvvet ölçen alet. Cisimlere bir kuvvet tatbik edilince esnekliklerine bağlı olarak şekil değişikliği gösterirler. Bu şekil değişikliği, tatbik edilen kuvvetle doğru orantılıdır. Bundan faydalanılarak esnekliği fazla olan cisimler, kuvvet ölçücü olarak kullanılırlar

Kaynak: http://dinamometre.nedir.com/#ixzz3qGE9NBmZ

0
2012-12-03T15:21:10+02:00

Fetihten önce Sultan, Boğazkesen’i (Rumeli Hisarı’nı) inşâ ettirdi. Plan üzerine akan deryânın kenârında düz bir hat şeklinde hisâr yaptılar ki, ucu yerküresinin merkezidir. Burçlarından ayı ve yıldızları seyretmek mümkündür. Denize açılan yirmi kapı konuldu ve her bir kapıdan içeri ateş saçan ejderha gibi toplar kuruldu ki, bunlar atıldıkça sür’atinden ve sesinden yer gök inler

Böylelikle Akdeniz’den Karadeniz’e kuç uçurtmayacak şekilde boğazı kestiler. Çeşitli silah, vâsıtalar ve zâhireyle kale dolduruldu. Saadetli Sultan, saltanat merkezi olan Edirne tarafına göç buyurdu. Göç esnasında Kapu halkından birkaç yiğit İstanbul çobanlarından koyun istediler. Arada kasap savaşı vâki oldu. Göçen sultanın askerlerini seyre çıkan İstanbul halkından ve bazı sarhoş kâfirlerden araya girenlerin tesiriyle, kılıçlar çekildi ve davarlar kovuldu. Vuku bulan bu cengi savaş zuhuru zanneden kale ehli, yağlılık çanlarını çaldırıp, kapılarını kapattılar. Bu esnâda ağırlıklarını önceden orduya gönderen ve İstanbul seyri için kale içinde bulunan askerler esîr oldular. Rûm kayzeri bu hâdiseden gâyet müteessir oldu. Kapanıp kalanları, “Belki sulh (barış) olur” diye tesellî etti.

Vaktine hâzır olsun!

Muzaffer pâdişah kalede kalanları hiçe saydı ve onlara iltifat etmedi. Kâfir, kaleden kalan halkı derhal gönderip, pişman oldu. Fakat Pâdişah hazretleri özrü kabul etmeyip, “Bu yapılan düşmanlıktır. Ya kaleyi versin ya da vaktine hâzır olup, başının çâresine baksın” diye cevap gönderdi. Elçi üzgün olarak oradan ayrıldı. Sultan ise saadetle tahtına avdet etti (geri döndü). Artık İstanbul’un fethi için gerekn tedbirin hazır olmasını emretti. O kış, fethin aşkı ve hazzı ile yaşadı.

1453 baharında Sultan Mehmed Han askerine yeni elbiseler, zırhlar giydirdi ki, bakıp seyretmeye doyum olmaz. Topları ejderha misâli ateş-saçan toplardı. Elburuz Dağı’na dokunsa, birazını havaya, birazını deryâya yollardSultan bu şekil topları yaylara çektirdi. Gümüş madenden yüz tane taş ustası getirtti. Fermanı gereğince gemiler Gelibolu’da hâzır oldu. Padişah bu gemileri deniz levendleri ve çeşitli silahla donatıp, kendisi karadan, gemiler denizden menzil menzil yürüdü. İstanbul üzerine konacağı gün, dünyaya hâkim olan bir hükümdar tavrı ile askerlerini saf, tertip ve alay hâline soktu. Ardından İstanbul’a müteveccih oldu…


0