Cevaplar

2012-12-03T18:40:13+02:00

kitabından özet çıkar vede konuyla ilgili video izle :

0
2012-12-03T18:40:24+02:00

Ramazan Orucunun Farziyeti

Terim olarak oruç, tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar şer’an belirlenmiş ibadeti yerine getirmek niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmayı ifade eder.

Belirli şartlar içerisinde her Müslüman için zorunlu bir ibadet olan ramazan orucunun farziyeti kitap, sünnet ve icmâ ile sabittir.

Âlimler ramazan orucu farz kılınmadan önce Müslümanlar için farz olan bir orucun olup olmadığı konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Ramazan orucu hicrî ikinci senede şaban ayında (Şubat 624)  farz kılınmıştır. Bedir savaşından bir ay, bir kaç gün öncesine rastlar. Kıblenin değişmesinden sonra farz olmuştur.

Hanefilere göre Müslümanlara farz kılınan ilk oruç aşure orucudur. Sonra her on günde bir gün olmak üzere her ayda üç gün oruç farz kılın­mıştır. Daha sonra bu neshedilmiş, yatsı namazından sonra başlayıp güne­şin batması ile sona ermek üzere ramazan orucu farz kılınmıştır. Daha sonra bu da neshedilip bu günkü şekli ile ikinci fecirden güneşin batması­na kadar devam eden ramazan orucu sabit olmuştur. Taberînin, Muaz b. Cebel (ra)’den rivayet ettiği şu haber, Hanefîlerin görüşlerinin en açık delillerindendir: “Resûlullah (sas) Medine’ye teşrif edip aşure günü ve her ayın üç gününde oruç tuttu. Sonra Allah ramazan orucunu farz kılıp ‘Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı…’ (Bakara 2/183) mealindeki âyeti indirdi.”

Hz. Peygamber devrinde önceleri, insanlar yatsı namazını kıldıkları zaman, kendilerine ye­mek, içmek ve kadınlara temas haram edilmişti. Ertesi akşama ka­dar oruç tutarlardı. Sahabeden bir adam yatsı namazını kıldıktan sonra, karısıyla temasta bulundu ve oruca devam etti. Allah (cc) bu olayı diğer insanlar için bir kolaylık, ruhsat ve men­faat kılmayı dileyip, “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah ayetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar.” (Bakara 2/187) buyurdu.

Kur’ân-ı Kerim’de orucun farz kılındığını bildiren ayetlerin meali şöyledir: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi sakınasınız diye size de sayılı günlerde oruç farz kılındı. İçinizden hasta veya yolcu olan, başka günlerde sayısınca (orucunu) tutar. Orucu tutmakta zorlananlara (zorlukla güç yetirebilenlere veya güç yetiremeyenlere) bir yoksulun  -günlük- yiyeceği kadar fidye gerekir. Kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa bu kendisi için bir iyiliktir. Eğer bilirseniz orucu tutmanız sizin için daha hayırlıdır. -O sayılı günler- doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklama ve insanlara rehber olmak üzere Kur’ân’ın indirildiği ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa başka günlerde sayısınca oruç tutar. Allah sizin için kolaylık istiyor, güçlük çekmenizi istemiyor. Sayıyı tamamlamanız, sizi doğru yola iletmesine karşılık Allah’ı tazim etmeniz için ve umulur ki şükredersiniz diye –oruçla yükümlü tutup hükümlerini açıklıyor-” (Bakara 2/183-185).

0