Cevaplar

2012-12-03T19:43:02+02:00

Elektrik üretmek için farklı yöntemler bulunmaktadır. Kömür doğal gaz gibi fosil yakıtlarında yanma sonucunda ortaya çıkan kimyasal enerji yardımıyla soğutucu olarak kullanılan su ısıtarak buharlaşması sağlanmaktadır. Nükleer santrallerde ise soğutucu suyun buharlaştırılması için yakıt olarak kullanılan Uranyum’un bölünmesi sonucunda ortaya çıkan nükleer enerji kullanılmaktadır. 





Oluşan buhar türbin adı verilen aygıtın kanatlarına çarparak dönmesini sağlamaktadır.
Türbinin ucunda jeneratör bulunmaktadır. Türbin dönerken beraberinde jeneratör de bulunan dev bir mıknatısı da bir kablo bobini içinde döndürmekte böylece jeneratörde elektrik enerjisi oluşmaktadır.


Santralde üretilen elektrik kablolar yardımıyla santralın yakınında bulunan ünite transformatörüne getirilmektedir.
Transformatör elektriğin voltajını (basıncını) 380 kilovolta yükseltmekte böylece elektrik akımı uzak yerlere taşınmaya uygun hale gelmektedir. Voltajı yükseltilmiş elektrik daha sonra “yüksek gerilim hatları” adı verilen iletim hatları yardımıyla çok uzak mesafelere taşınabilmektedir.


İletim hatları yardımıyla kullanılacağı yere ulaşan elektrik bu sefer trafo merkezlerine (voltaj indirici istasyonlara) sokularak elektriğin voltajı önce 380 kilovolt’tan 154 kilovolta daha sonrada 154 kilovolttan 34.5 kilovolta indirilmekte ve yerleşim alanlarına gönderilmektedir.
Yerleşim alanlarına ulaşan elektrik akımı evlerimize gelmeden önce son olarak dağıtım transformatörleri girmekte ve 34.5 kilovoltluk voltaj bir kez daha düşürülerek 0.4 kilovolta indirilmektedir. Böylece elektrik evlerimizde kullanılabilir hale gelmiş olmaktadır.
Dağıtım transformatörlerinden çıkan elektrik kablolardan akarak evlerimize ulaşmaktaelektrik sayacımızdan geçtikten sonra ampulleri televizyonları fırınları vs. çalıştırmamızı sağlamaktadır.

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-03T19:43:33+02:00

Ülkemizde 1980'lerin ikinci yarısında kullanımına başlanan doğalgazın, halen yetersiz yasal mevzuat, eğitim ve tanıtım faaliyetleri sebepleriyle özellikle binalarda ısıtma amaçlı kullanıma sunulması süresince bazı belirgin hatalar yapılmaktadır. Doğalgazın iyi tanınması, gelişmiş ülkelerdeki yasal mevzuatlar ve teknolojiler, tüketici bilinci v.b. hususlar detaylı olarak incelendiğinde özellikle çevre kirliliği açısından diğer fosil yakacaklara göre çok temiz ve diğer enerji kaynaklarına göre daha ucuz olan bu yakıtın, doğru teknolojilerle ve standartlara uygun şekilde tesis edilmiş sistemlerde kullanıldığında insan hayatını kolaylaştırıcı bir faktör olduğu ve ülke ekonomisine olan katkısı açıkça görülmektedir. Çok geniş bir inceleme alanı olan doğalgaz konusunda bildiri kapsamında bazı genel bilgilerden sonra binalarda doğalgaz tesisatları ve yapılan hatalar incelenmeye çalışılmıştır. 
    İnsanoğlu tarafından binlerce yıldan beri bilinmesine rağmen, doğalgazın yaygın olarak kullanılması 1960'lı yıllardan sonradır. Organik teoriye göre, diğer fosil yakacaklar gibi, doğalgazda milyonlarca yıl önce yaşamış bitki ve hayvan artıklarından oluşmuştur. Yeryüzü kabukları arasına gömülen bu artıklar, basınç ve ısı etkisiyle, kimyasal değişikliklere uğrayarak doğalgazı meydana getirmiştir. Doğalgaz petrol ile birlikte veya bağımsız olarak bulunabilmektedir. 
    Doğalgaz ilk defa yakacak olarak ; Çin'de Shu Hanedanlığı'nda (M.S. 221-263) tuz üretimi için kullanılmıştır. Doğalgazın ilk modern üretim ve tüketim tekniklerine A.B.D'de rastlanılmaktadır. İlk endüstriyel kullanım ise 1841yılında yine A.B.D.'nin Batı Virginia eyaletindeki tuz üretim tesislerinde görülmüştür. Evlerde geniş kapsamlı kullanım 1880'li yıllarda A.B.D.'nin Pennsylvania eyaletinde gerçekleşmiştir.

0