Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-04T15:21:52+02:00

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana devletin yalnızca kurumsal akademik eğitimi vermesi amacı güdülmüş ve kültürel eğitim sosyal yapılara bırakılmıştır. Bu yüzden halk arasında Türk eğitimini tanımlarken sadece milli eğitimi düşünmek gibi bir yanliş algılama var olmuştur. Bu algılama Anadolu'da yürütülen eğitim faliyetlerini ve bunları gerçekleştiren organizasyonları eksik yorumlamaya neden olmaktadır.
Anadolu Türkleri, diğer toplumlar gibi birçok dönemden geçmiştir. Türk eğitim tarihi de gerek bu değişimler nedeniyle gerekse içinde bulunduğu coğrafyanın yarattığı kültürler bileşim nedeniyle zenginleşmiştir. Buna en güzel örnekleri göçebe hayattan yerleşik hayata, sözlü kültürden yazılı kültüre geçişte görülebilir. Tarih içinde Anadolu Türkleri planlı eğitsel faliyetler açısından askeri eğitim, dini eğitim ve akademik eğitimin farklı süreçlerinden geçmiştir. Osmanlı tecrübesi sonrasında milli eğitim, bireylerin hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan inançlarını, yaşamalarını, farklı inançlara saygı duymalarını ve toplumsal yaşamın uyum içerisinde sürdürülmesini kendini oluşturan bütün kültürlere aynı uzaklıkta durarak gerçekleştirilebileceği varsayımı üzerine kurulmuştur.
Bu amaç doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti eğitimde reformlara girişmiştir. Atatürk'ün eğitim alanındaki inkılapları bu reformların başlangıcını oluşturur. Örneğin milli eğitim, dini eğitimden ayrılmış (dinler çatışmasının dışına çekilmiş) ve askeri eğitimi ise bilimsel temeller üzerine kurulmuştur. Atatürkün kendi el yazısıyla tamamladığı askeri eğitim kitapları bu dönüşümün bir parçası olmuştur
.



1 5 1
2012-12-04T15:21:56+02:00

Öğretmenlerin sahip olmaları gereken davranışlar geçmişten günümüze öğretmen yetiştirme çalışmalarının geleneksel konularından biri olmuştur. Öğretmenliğin bir bilim mi, sanat mı olduğu farklı çevreler tarafından uzun zamandır tartışılmaktadır. Her iki görüşte taraftar bulmaktadır. Öğretmenliği sanat olarak görenlere göre, öğretmenlikte yetenek, sevgi, yaratıcılık ve ilham gibi nitelikler önem kazanmaktadır. Öğretmenliği bilim olarak görenlere göre ise bilgi ve beceri önem kazanmaktadır. İki görüşün de haklılık payı vardır. Uygulamada bunları uzlaştırmak da oldukça kolaydır, çünkü iki görüşte farklı kavramlardan bahsetmektedir. Bir grup kişilik özelliğinden bahsederken, diğer grup becerilerden ve bilgilerden bahsetmektedir. Bu iki görüşten şu sonuca varmak olasıdır: Öğretmenlik bir takım kişilik özellikleri ile bilgi ve beceriler gerektirir. Kişilik özelliklerinin günümüzde öğretilmesi oldukça zor görünmektedir, ama beceri ve bilgiler öğretilebilir.

Etkili öğretmenlerde bulunması gereken bilgi ve beceriler konusunda değişik listeler görmek olasıdır. Örneğin; Reed ve Bergman’ın (1) öne sürdüğü etkin öğretmen özellikleri incelendiğinde bu özelliklerin çoğu öğrenilebilir, öğretilebilir ve değerlendirilebilir özelliklerdir. Öğretmen yetiştiren kurumlarda yapılmaya çalışılan işte bu öğretilebilir, öğrenilebilir ve değerlendirilebilir bilgi ve becerileri öğretmen adaylarına kazandırmaya çalışmaktadır.

Öğretmenlerde bulunması gerekli olan öğretilebilir, öğrenilebilir ve değerlendirilebilir davranışların neler olduğu konusunda çeşitli listeler görmek olasıdır. Öğretilebilir, öğrenilebilir olan davranışlar etkin öğretmenlerde bulunması gereken özellikler olarak görülmektedir. Etkin öğretmen özelliklerinden bazıları şu şekilde sıralanmaktadır: 1. Öğretim uzmanı, 2. Yönetici, 3. Güdüleyici, 4. Lider, 5. Danışman, 6. Çevre düzenleyici ve 7. Model olarak öğretmen. Bir başka yaklaşıma göre ise öğretmenlik mesleği şu boyutları içermelidir: Konu uzmanlığı, güdüleyici, öğrenenlerin farklılığı, öğretimin plânlanması, öğrenme stratejileri, öğrenme çevresi, iletişim ve değerlendirme (2).

Öğretmenlerin rolleri eğitim sürecinin üç unsuru dikkate alınarak da ele alınabilir. Bu roller: 1. Öğretimle ilgili, 2. Yönetimle ilgili ve 3. Rehberlik ve psikolojik danışma ile ilgili roller olarak sıralanmaktadır. Rehberlik ve psikolojik danışma ile ilgili öğretmenlerin rolleri arasında ise dinleyici rolü, kurumlara yönetici ve kabul edici rolü, insan potansiyelini geliştirici rolü, insan ilişkilerini geliştirici rolü ve rehberlik ve psikolojik danışma programını destekleyici rolü sayılabilir (3).

Son yıllarda öğretmen adaylarında bulunması gereken roller konusunda üç alan belirlenmektedir. Bu alanlar: 1.  Organizasyon-plânlama ve öğretim yaklaşımları, 2. Meslekî profesyonellik ve 3. Sosyal beceriler (4). Capel ve arkadaşları tarafından yeni göreve başlayan öğretmenlerden beklenen üç grup davranış aşağıda sıralanmıştır:

1. Organizasyon-plânlama ve öğretim yaklaşımı: 
Ders için gerekli olan kitapları, diğer materyalleri hazırlamak ve öğrencilerin gelişim süreçleri ve kendi çalışmaları hakkında yöneticilerle konuşmak, temizlik ve güvenlik önlemlerini kontrol etmek için okula zamanından önce gelmek.
Sınıfın özelliklerine göre hangi konuları öğreteceğini plânlama ve hazırlamak.
Kendi dosyasında düzenli kayıtları tutabilmek ve bu kayıtları güncelleştirmek.
Kendi özel alan bilgisine sahip olmak.
Değişik öğretim teknikleri denemek.

1 2 1
  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-04T15:21:59+02:00

Eğitimin önemi ile ilgili kompozisyon

Eğitim demek insanları belli konular üstünde eğitmek demektir. Mesela küçüklükten başlayarak insanlar sırayla eğitim alır.

İlkokula başarız önce, okumayı ve yazmayı öğreniriz. Daha sonra lise ve üniversite derken bir meslek sahibi oluruz. Eğer eğitim almamış olsaydık doğduğumuz seviyede bilgi ile kalacağız ve bir gelişme gösteremeyecektik.

Peki eğitimin olumlu yanları nedir? 

Ülkemiz insanların aldığı eğitim sayesinde kalkınarak güçlü dünya ülkeleri arasına girer. Eğitimsiz olursak teknolojiyi geliştiremez ve bu konuda yurt dışına bağlı bir ülke olmuş oluruz.

Yine aldığımız eğitimler sayesinde çocuklarımıza eğitim veririz. Yani bu süreç zincirleme şeklindedir. Aradan bir halka koparsa eğitim sistemi çöker ve ülkemizin zararına olur. Askeri alanda teknoloji ve gelişmeler, ekenomi alanında gelişmeler hepsi de eğitime bağlıdır.

Eğitimin en başında ve en önemlisi de dini eğitimdir. Çocuklarımızı küçüklükten itibaren kuran kurslarına veya camilere göndererek dini yönlerini kuvvetlendirmeye ve bilgilendirmeyi amaçlarız. Zaten bir çocuk dini eğitimini tam anlamıyla almışsa diğer beşeri ilim konularında alacağı eğitim ile ülkesine son derece bağımlı ve ahlaklı bir genç olarak yetişir.

Siz siz olun çocuklarınızın dini eğitimini ihmal etmeyin.

1 1 1