Cevaplar

2012-12-04T19:47:00+02:00

Dil, duygu ve düşünceyi insandan insana aktaran bir vasıta olmakla kalmaz, insanlardan oluşan toplulukları, bir yığın veya bir kitle olmaktan da çıkarır. Onları daha üst bir sosyal oluşum haline getirir. İnsanı; aralarında, duygu ve düşünce birliği, ülkü ve kader birliği, birlikte yaşama duygusu, vatan, tarih, din birliği oluşmuş toplum haline getirip millet yapar. Millet olabilmek de, millet olarak kalabilmek de dile sahip çıkmakla mümkündür. Milletlerin ürettikleri her şey, dil ile ifade edilir ve medeniyetler de dil ile yükselirler. Toprak olmadan ağaç, ağaç olmadan meyve nasıl olmazsa, dil olmadan da medeniyet olamaz.

1 3 1
En İyi Cevap!
2012-12-04T19:47:15+02:00

 
Bir insanın çocuğuna vereceği en güzel değerler; güzel ahlak, insan sevgisi, kültür değerleri ve anadili derken kendi dilimiz Güzel Türkçemizden bahsediyorum.
Hele bir de insanlar bizim gibi yurt dışında yaşıyorsa! Çünkü; burada ki şartlar değisik yabancı bir Ülke`desin dili ve kültürü başka bu nedenle burada ebeveynlere çok iş ve sorumluluk düşüyor ama unutulmasin ki! Bir o kadar sorumluluk okullarda görev yapan Türkçe ders veren Türk öğretmenlerede düşüyor çünkü; ders müfredatını ve mevzuatını hazırlayıp Türkçe`yi çocuklarımıza sevdirecek ve ehemmiyetini anlatacak olanlar öğretmenlerdir. Bu konu üzerine yazılacak çok konu var ama şu an mevzu o değil.
Asıl konu: Türk toplumu ve bilhassa öğretmenler olarak göz önünde tutmamız gereken çok önemli olan Siyasal ve Toplumsal gelişmeleri gözden kaçırmamak!
Malumunuz 1.1.2000 yılından itibaren yürürlüğe giren Alman vatandaşlık yasasının 4. maddesine göre ebeveynlerden biri ön görülen şartları yerine getiriyorsa Almanya`da doğan çocuk otomatikman Alman vatandaşlığını alıyor ve bu çocuklarımız bugün okula gidiyorlar ve başlayacaklar. Bu çocuklar istatistiklerde Alman vatandaşı olarak geçiyor! Şimdi şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor Alman vatandaşı olan bu çocuklarımıza hangi anadilini öğretiyorsunuz veya öğreteceksiniz? 
Eyalet Eğitim Bakanlıklarının 2020 adı altında almış olduğu bir kararla bazı lehçeler (Kültür açısından) hariç hiçbir anadili teşvik edilmeyecek. Burada kimseyi töhmet altında bırakmak istemiyorum ama, anadili diye bağıran imza toplayan Türkçe öğretmenleri bunun farkında değiller mi? Yoksa ne yapmak istiyorlar?
Zaten tercihli (Ergänzungsunterricht) Türkçe dersler adı altında 20 sene kadar bir zaman kaybettik artık bilhassa çocuklarımızın kaybedecek zamanı yok. Çünkü; zaman ve eğitim çok önemli faktörler bu ve diğer siyası gelişmelerden dolayı öğretmenlerin acilen yetkililerle bir araya gelip Türkçe ders konularını tertipleyip Türkçe zorunlu yabancı dil projesini hazırlamaları lazım. Böylelikle çocuklarımız aynı Ingilizce ve Almanca`da olduğu gibi sınıf geçmek için Türkçeden de not almak zorunda kalacaklar bu vesile ile`de hem güzel Türkçemiz yaşayacak hemde öğretmenler işsiz kalmayacak.
Dil; insan, kültür, tarih ve edebiyat demektir ve bizim çocuklarımız en iyilerine layıktır.
Yukarıda ifade ettiğim değerleri ve güzel türkçemizin yaşamasını istiyorsak! Muhakkak siyasal ve toplumsal gelişmeleri iyi takip ederek harekete geçmemiz lazım.
Aksi takdirde geç kalınmışlığın bedelini yeni doğan ve doğacak olan çocuklarımız Anadilinden Türkçeden mahrum kalarak ödeyecek! 
Çocuklarımıza ve güzel Türkçemize sahip çıkılacağını düşünerek bu konu için elini taşın altına sokacak olan her insan takdire şayandır ve takdirle yad edilecektir.
Anne ve babalarada bir o kadar görev düşmektedir, çocuklarımıza kaliteli bir eğitim sağlayıp geleceği olan mesleklere yönlendirmeliyiz bilhassa eğitimin önemini anlatmalıyız.
Burada satırlarıma bizim zamanımızda söylenen bir deyimle son vermek istiyorum.
Bir Öğretmen bin hapishaneye bedeldir buradada öğretmen çocuklarımızın Türkçe dilini savunandır. 
Daha kaliteli eğitim ve güzel Türkçemizin yaşaması dileği ile,

1 5 1