Ödevlerde
ücretsiz yardım!

Soruların %80'i 10 dakika içerisinde yanıt alır

Ödev ekle

Telefonuna yükle

Android iOS

Ödev

takip et

Hac ve umreye giden yakınlarınızın duyguları ne zaman

hac ve umreye giden yakınlarınızın duyguları 
 
ne zaman gittikleri

kiminle gittikleri

ilk önce nereyi ziyaret ettikleri

ve döndüklerinde hissettikleri duygular aciiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiilll lütfen boş şey 
 göndereni şikayet ederim  lütfen acil performans ödevi

ŞİKAYET BİLDİR!

Yorum ekle

Cevaplar

cok iyi hissederler bizim komşularımiz gitti
cevap Android ile eklendi
caglaroz kullanıcısının avatarı Caglaroz 20.12.2013 Teşekkürler (0)
ŞİKAYET BİLDİR!

Yorumlar

  • esraemir73 kullanıcısının avatarı esraemir73 20.12.2013

    ne zaman gittiler

    ŞİKAYET BİLDİR!
  • caglaroz kullanıcısının avatarı caglaroz 20.12.2013

    hacca yaklaşık bir ay oldu fazla

    ŞİKAYET BİLDİR!
  • esraemir73 kullanıcısının avatarı esraemir73 20.12.2013

    anlamadım

    ŞİKAYET BİLDİR!
Mescid-i Nebevî ve Medine Tren İstasyonu

Bir kanaatimi söyleyeceğim: Hac ve umre anlatılmaz, yaşanır Bunu umreye gidince anladım Hacdan gelenlerin neden o kadar heyecanla bir şeyler anlatmak için kendilerini yorduklarını anlayamamışım meğer
Askerlik duygularının çok ötesinde bir şey Mekke ve Medine’yi görmek Askerden gelen adam, elinde olmayarak askerlik hatıralarını nasıl anlatmaya başlarsa, hacdan ve umreden gelen insanlar da aynen öyle O duyguyu paylaşmadan duramaz bir mümin Ama bu mukaddes beldelerden gelenlerin heyecanlı anlatışlarını, çoğu kimseler masal gibi dinler Onun için diyorum ki hac ve umre anlatılmaz, yaşanır
Mermer döşeli geniş bir avludan Mescid-i Nebevî’ye girdik; cennet bahçesine girer gibi, Kevser havuzuna kanar gibi Efendimizin şöyle bir hadisi var: “Benim evimle minberimin arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir” Bu kadar derbeder hâlime rağmen bunu hissedebildiğime göre, bu mekânda cennetteki huzuru ve kokuyu duyan nice berrak gönül olduğuna kat’i kanaat getirdim Evet, ben şahadet ederim ki, Efendimizin metfun bulunduğu yer ile minberi arası cennetten bir bahçedir
Gönül ehli, âlim bir zattan dinlemiştim Allah Resulü’nün yanındaki hissiyatını, gözyaşları içinde şöyle anlatıyordu: “Efendimizin bulunduğu yere varınca, kendi kendime bir muhasebe yaptım Şu anda bana cennetin bütün kapıları açılsa, istediğimden girme imkânı verseler, ben cennete girme yerine burada Allah Resulü’nün yanında kalmayı tercih ederim”
Bu bir hissetme işidir Kalpteki aşk ve derinlikle doğru orantılıdır Herkes bu seviyede bir aşkı, kalbinde duyamasa da, oraya koşan her mümin, oranın cennetten bir bahçe olduğunu, kalbinin çapına göre hissedebilir
Cuma namazını Allah Resulü’nün mescidinde kıldıktan sonra, mescidin ön tarafında efendimizin merkadinin bulunduğunu yere derin bir huşu ve heyecanla yürüdüm Ağır aksak adımlarla, ondan ayrı düşmenin ve yavan sevdaların hâsıl ettiği kalbî yorgunlukla, O’nun bulunduğu yere doğru ilerledim İçimden Nabi’nin, “Sakın terk-i edepten, kuy-ı mahbub-ı Hudadır bu/Nazargâh-ı İlâhîdir, makam-ı Mustafa’dır bu” sözlerini tekrar ediyordum Onun karşısında kendim için bir şey diyemedim Ne diyebilirdim ki? Sermayesi olmayan bir kemter olarak onun yüce huzurunda eridim âdeta Ona lâyık bir ümmet olamadığımı bile söylemek istemedim Çünkü uzun süre, insan olup olmadığımı sorguladım İnsanlığını sorgulayan bir miskinin, müminliğini sorgulamaya cüreti olamaz diye düşündüm Çünkü İslâmiyet, insaniyet-i kübradır İnsanlığı eksik olanın Müslümanlığı nasıl mükemmel olabilir ki?
Kâinatın iftihar tablosu, insanlığın efendisi ve Allah’ın sevgilisi olan Hazreti Muhammed aleyhisselâtü vesselâmı selâmladım Sonra selâm gönderenlerin selâmını O’na ilettim Böylece bu borcumu da eda ettim Benimle beraber, orada bulunan yüzlerce insan ve yeryüzünün değişik yerlerinde bulunan milyonlarca mümin, aynı şekilde salât ü selâmlarını iletiyorlardı şüphesiz
Efendimiz aleyhisselâtü vesselâm buyuruyor ki: “Kim bana salât ü selâm getirirse, Allah ruhumu bana iade eder ve ben o selâmı alırım” Bu hadisten şöyle bir sonuç çıkarmak mümkün: Yeryüzünde her saniye binlerce mümin, Efendimiz aleyhisselâtü vesselâma salât ü selâm getirdiğine göre, demek ki O zat sürekli hayattadır ve kendisine gönderilen salât ü selâmları almaktadır O’nun huzurunda, O’nun canlı olduğunu en derbeder gönül bile hisseder kanaatindeyim


mertcan19 kullanıcısının avatarı Mertcan19 20.12.2013 Teşekkürler (0)
ŞİKAYET BİLDİR!

Yorum ekle

Aradağını bulamadın mı?

Soru sor