Cevaplar

2012-12-04T23:49:57+02:00

elebeklerin, doğduklarında o rengarenk kanatlarının olmadığını biliyor muydunuz arkadaşlar? Evet, kelebekler kanatsız doğarlar. Bizim bahçelerde gördüğümüz şekillerine ulaşmaları için tam dört aşama geçirirler. Kelebeklerin bazıları 24 saat, bazıları 1-2 ay yaşarlar. Sevimli kelebekler yumurtadan bir kurtçuk olarak çıkarlar. Kurtçuk büyüdüğünde küçük sevimli bir tırtıl olur ve böylece kelebeğin ikinci devresi başlar. Tırtılın vücudunda toplam 14-15 halka vardır. Başında küçük gözleri, ağız kısmında bizim dişlerimiz gibi çiğnemeye ve ezmeye yarayan çenesi bulunur. Vücudunun önünde, karnına kadar olan bölgede 8 bacağı vardır. Kelebek, tırtıl halindeyken kanatları yoktur ve antenleri çok kısadır. Tükürük bezleri ise bir tür ipek salgılar.




Tırtıllar büyüdükçe kendi derilerine sığamayacak kadar şişmanlarlar. Sonunda yavaş yavaş derilerini yırtarak ondan kurtulurlar. Onun yerine kendi tombiş bedenlerine daha uygun olan yeni bir deri çıkarırlar. Tırtıl, böcek yiyen kuşlar için çok lezzetli bir canlıdır. Bu yüzden Yüce Allah, tırtılların kendilerini korumaları için onlara çeşitli saklanma tekniklerini öğretmiştir. Bazıları dimdik ayakta durarak dal taklidi yapar, bazıları kendi rengindeki bir yaprağın üstünde durarak kendisini saklar, bazıları ise ölü taklidi yapar. Bu saklanma teknikleri-buna kamuflaj denir-, tırtılın yaşamını sürdürebilmesi ve ileride kelebek olabilmesi için çok önemlidir.


Kamuflaj Allah'ın Mucizesidir


Tırtıl, bu kamuflaj tekniklerini, kelebek olduktan sonra da kullanır. Kelebekler kendilerine uygun renkte olan bölgelerde yaşarlar. Böylece de kolayca saklanabilirler. Peki, kelebek kendisini dışarıdan göremediğine göre, renginin çevreye uyup uymadığını nasıl kontrol edebilir? Güvende olduğundan nasıl emin olabilir? Tabi ki bunların hiçbirini kendisi bilemez, hesaplayamaz. Kelebeği, güvende olabileceği en uygun ortama yerleştiren, herşeyin yaratıcısı olan Allah'tır.


Tırtıl üçüncü devreye geçeceği zaman karnını tıka basa yaprakla doldurur ve neredeyse çatlayacak hale gelir. Bu üçüncü devrede tırtıl kendisini bir torbanın içine hapseder ve burada değişime başlar.


Tırtılın etrafında oluşan sert kabuğa 
"krizalit" denir. Bu kabuğun içinde iken hareketsizdir ve hiç yemek yemez. Yalnızca tırtıl iken yediği yaprakların enerjisini kullanır. Krizalit kabuklar bir yaprağın, kayanın veya bir dalın üzerine tutturulmuştur. Bu krizalitlerden birine rastlarsanız içini inceleyin arkadaşlar. Çünkü içindeki tırtılda, kelebeğin üzerinde oluşacak olan hortumunun ve bacaklarının yerlerini görebilirsiniz.


Kelebek Oluşuyor


Kelebek krizalitin kabuğunu yırtarak çıktığında kanatları olması gereken boyutlarında değildir. Dördüncü evrede kelebek, kanatlarını germek için kanatlarının üzerindeki damarları vücut sıvısıyla şişirir. Kanatlarını kuruttuğunda ise hiç eğitim almadan anında uçar.


Gördüğünüz gibi, minicik bir kelebek bile Allah'ın sonsuz gücünü bize gösteren hayret verici bir mucizedir. Bir tırtılın kelebeğe dönüşmesinin tek nedeni Rabbimiz'in böyle dilemesidir. Allah bize ne kadar çeşitli canlılar yaratabileceğini, hatta bir canlıyı nasıl tamamen farklı bir başka canlıya dönüştürebileceğini göstermektedir. Bu değişimde bazı insanların iddia ettikleri gibi tesadüflerin hiçbir rolü yoktur. Allah tümünü eşsiz yaratmasıyla meydana getirir.


Kelebeğin, sırtındaki bu güzel kanatlardan haberi bile yoktur. Ama hiç görmediği sırtının üzerinde muhteşem desenler vardır. Pullar öyle düzenli dizilmişlerdir ki, iki kanadının üzerindeki desenler birbirinin aynısıdır ve ölçseniz boyutları da eşittir.

 

Tüm bunlar Allah'ın üstün sanatını, sonsuz bilgisini ve sınırsız gücünü göstermektedir. Biz de bunları görüp üzerinde düşünerek Rabbimiz'i yüceltmeliyiz. 

Bazı insanlar ise bu canlıları Allah'ın yarattığını düşünmez ve sanki bu canlılar kendiliğinden oluşmuşlar gibi davranarak Allah'a nankörlük ederler. Allah'ın yarattığı canlılarda bizim için dersler vardır sevgili arkadaşlar. Allah bunu bir Kur'an ayetinde şöyle bildirir:

Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler (dersler) vardır..." (Nahl Suresi, 66) 


2 3 2
2012-12-05T01:00:13+02:00

elebeklerin, doğduklarında o rengarenk kanatlarının olmadığını biliyor muydunuz arkadaşlar? Evet, kelebekler kanatsız doğarlar. Bizim bahçelerde gördüğümüz şekillerine ulaşmaları için tam dört aşama geçirirler. Kelebeklerin bazıları 24 saat, bazıları 1-2 ay yaşarlar. Sevimli kelebekler yumurtadan bir kurtçuk olarak çıkarlar. Kurtçuk büyüdüğünde küçük sevimli bir tırtıl olur ve böylece kelebeğin ikinci devresi başlar. Tırtılın vücudunda toplam 14-15 halka vardır. Başında küçük gözleri, ağız kısmında bizim dişlerimiz gibi çiğnemeye ve ezmeye yarayan çenesi bulunur. Vücudunun önünde, karnına kadar olan bölgede 8 bacağı vardır. Kelebek, tırtıl halindeyken kanatları yoktur ve antenleri çok kısadır. Tükürük bezleri ise bir tür ipek salgılar.




Tırtıllar büyüdükçe kendi derilerine sığamayacak kadar şişmanlarlar. Sonunda yavaş yavaş derilerini yırtarak ondan kurtulurlar. Onun yerine kendi tombiş bedenlerine daha uygun olan yeni bir deri çıkarırlar. Tırtıl, böcek yiyen kuşlar için çok lezzetli bir canlıdır. Bu yüzden Yüce Allah, tırtılların kendilerini korumaları için onlara çeşitli saklanma tekniklerini öğretmiştir. Bazıları dimdik ayakta durarak dal taklidi yapar, bazıları kendi rengindeki bir yaprağın üstünde durarak kendisini saklar, bazıları ise ölü taklidi yapar. Bu saklanma teknikleri-buna kamuflaj denir-, tırtılın yaşamını sürdürebilmesi ve ileride kelebek olabilmesi için çok önemlidir.


Kamuflaj Allah'ın Mucizesidir


Tırtıl, bu kamuflaj tekniklerini, kelebek olduktan sonra da kullanır. Kelebekler kendilerine uygun renkte olan bölgelerde yaşarlar. Böylece de kolayca saklanabilirler. Peki, kelebek kendisini dışarıdan göremediğine göre, renginin çevreye uyup uymadığını nasıl kontrol edebilir? Güvende olduğundan nasıl emin olabilir? Tabi ki bunların hiçbirini kendisi bilemez, hesaplayamaz. Kelebeği, güvende olabileceği en uygun ortama yerleştiren, herşeyin yaratıcısı olan Allah'tır.


Tırtıl üçüncü devreye geçeceği zaman karnını tıka basa yaprakla doldurur ve neredeyse çatlayacak hale gelir. Bu üçüncü devrede tırtıl kendisini bir torbanın içine hapseder ve burada değişime başlar.


Tırtılın etrafında oluşan sert kabuğa 
"krizalit" denir. Bu kabuğun içinde iken hareketsizdir ve hiç yemek yemez. Yalnızca tırtıl iken yediği yaprakların enerjisini kullanır. Krizalit kabuklar bir yaprağın, kayanın veya bir dalın üzerine tutturulmuştur. Bu krizalitlerden birine rastlarsanız içini inceleyin arkadaşlar. Çünkü içindeki tırtılda, kelebeğin üzerinde oluşacak olan hortumunun ve bacaklarının yerlerini görebilirsiniz.


Kelebek Oluşuyor


Kelebek krizalitin kabuğunu yırtarak çıktığında kanatları olması gereken boyutlarında değildir. Dördüncü evrede kelebek, kanatlarını germek için kanatlarının üzerindeki damarları vücut sıvısıyla şişirir. Kanatlarını kuruttuğunda ise hiç eğitim almadan anında uçar.


Gördüğünüz gibi, minicik bir kelebek bile Allah'ın sonsuz gücünü bize gösteren hayret verici bir mucizedir. Bir tırtılın kelebeğe dönüşmesinin tek nedeni Rabbimiz'in böyle dilemesidir. Allah bize ne kadar çeşitli canlılar yaratabileceğini, hatta bir canlıyı nasıl tamamen farklı bir başka canlıya dönüştürebileceğini göstermektedir. Bu değişimde bazı insanların iddia ettikleri gibi tesadüflerin hiçbir rolü yoktur. Allah tümünü eşsiz yaratmasıyla meydana getirir.


Kelebeğin, sırtındaki bu güzel kanatlardan haberi bile yoktur. Ama hiç görmediği sırtının üzerinde muhteşem desenler vardır. Pullar öyle düzenli dizilmişlerdir ki, iki kanadının üzerindeki desenler birbirinin aynısıdır ve ölçseniz boyutları da eşittir.

 

Tüm bunlar Allah'ın üstün sanatını, sonsuz bilgisini ve sınırsız gücünü göstermektedir. Biz de bunları görüp üzerinde düşünerek Rabbimiz'i yüceltmeliyiz. 

Bazı insanlar ise bu canlıları Allah'ın yarattığını düşünmez ve sanki bu canlılar kendiliğinden oluşmuşlar gibi davranarak Allah'a nankörlük ederler. Allah'ın yarattığı canlılarda bizim için dersler vardır sevgili arkadaşlar. Allah bunu bir Kur'an ayetinde şöyle bildirir:

Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler (dersler) vardır..." (Nahl Suresi, 66)

1 1 1