Cevaplar

2012-12-05T18:46:14+02:00

Kabenin yapılışı hakkındaki rivayetlere göre, Hz.Adem ile Havva cennetten çıkarıldıkları vakit yeryüzünde Arafat’ta buluşurlar, beraberce batıya doğru yürürler.Kabenin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Hz.Adem, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz.Adem, onun etrafında tavaf ederek Allah’a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz.Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır. Bunun üzerine Hz.Şit, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacerül Esved diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır.

 

Hz.İbrahim Allah’ın emri ile Kabe’nin bulunduğu yere gider. Oğlu İsmail, annesi ile birlikte orada iskan eder. Sonra İsmail ile beraber Kabe’nin yerini kazar. Hz.Şit tarafından yapılan binanın temellerini bulur ve o temellerin üzerine bugün mevcut olan Kabe’yi inşa eder. Ayette “Beytullah’ın temellerini yükseltiyor” cümlesi bunu ifade eder.”

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-05T18:46:14+02:00

Kâbe, yeryüzünde inşâ edilen ilk mâbed idi. Hz. Âdem yeryüzüne indikten sonra, ilk işi meleklerin yardımıyla bu mukaddes binayı yapmak olmuştu Kâbe, zaman zaman tamir edilerek Nûh tûfanına kadar mâbed görevini sürdürmüştü. Tûfandan sonra yeri kaybolmuş, varlığından iz ve eser kalmamıştı. Allah, bu şerefli mâbedin, Müslümanlara kıble olması için ortaya çıkarılıp yeniden inşâsını Hz. İbrahim ile oğlu İsmail`e nasib edecekti. Hz. İbrahim ile Hz. İsmail`in Kâbe`yi inşâları şu şekilde olmuştu: Hz. İsmail bir gün Zemzem suyunun yakınında bir ağaç altına oturmuş ok`unun bakımını yapıyordu. Uzaktan bir insanın o tarafa doğru gelmekte olduğunu gördü. Gelen şahıs, babası Hz. İbrahim idi. Hz. İsmail, babası yanına yaklaşır yaklaşmaz, oturduğu yerden kalktı, onu saygı ve hürmetle karşıladı. Uzun zamandır birbirlerine hasret kalan baba-oğul sarmaş dolaş oldular. Hz. İbrahim oğlunun gözlerinden öpüyor, hasretini gidermeye çalışıyordu. Nihayet hisler sükûnet bulunca, babası oğluna:
- Ey İsmail! Allah bana büyük bir iş emretti," dedi. Hz. İsmail: 
- Babacığım, Rabbin ne emrettiyse yerine getir," dedi. Hz. İbrahim:
- Bu işte senin de yardım etmen gerekecek," dedi. Hz. İsmail bu habere sevindi: 
- Babacığım, ben sana her cihetle yardım ederim. Bu kudsî hizmette benim de yardımım olursa, benim için şereftir," dedi. Bunun üzerine Hz. İbrahim oğluna, yapacakları işin ne olduğunu açıkladı: 
- Oğlum İsmail! Allah, şurada bir beyt, bir mâbed yapmamızı emretti." Hz. İbrahim bunu derken, şimdi Kâbe`nin bulunduğu yeri işâret ediyordu. Hz. İbrahim ile İsmail, işâret edilen yerde, Kâbe`nin inşâsına başladılar. Hz. İsmail taş getiriyor, İbrahim de duvarı örüyordu. İnşaat iyice yükselip Hz. İbrahim`in boyu duvara taş yerleştirmeye kâfi gelmemeye başlayınca, bu duruma baba-oğul birlikte bir çare düşündüler. Hz. İsmail, merdiven vazifesi görmek üzere yüksekçe ve uzunca bir taş bulup getirdi. Hz. İbrahim, bu taşın üzerine çıkarak çalışmaya devam etti. Hz. İbrahim`in üzerinde durup inşaata devam ettiği bu taşa, Makam-ı İbrahim denir. Üzerinde Hz. İbrahim`in ayağının izleri bulunmaktadır. Bugün Makam-ı İbrahim,hacılar için hem ziyaretgâh, hem de namazgâh durumundadır. Biz Müslümanlara göre, yeryüzünde Kâbe`den daha şerefli bir bina yoktur. Onun inşâsını emreden âlemlerin Rabbi olan Allah`tır. Emri Hz. Cebrâil tebliğ etmiş ve Hz. İbrahim`e plânını da öğretmiştir. Binayı da baba-oğul, iki büyük peygamber birlikte yapmışlardır. 
* Kâbe`nin duvarı her taraftan örülüp, sıra, bugün Hacerü`l-Esved`in bulunduğu köşenin yapımına gelmişti. Hz. İbrahim, oğlundan, insanların Kâbe`yi tavâfa başlama noktası olmak üzere bir taş bulup getirmesini istedi. Hz. İsmail, babasının bu isteğini yerine getirmek üzere dağa taş aramağa gitti. İşte bu esnada Hz. Cebrâil, Hz. İbrahim`e Cennet`ten bir taş getirdi ve Kâbe`nin köşesine o taşın yerleştirilmesini istedi. 
Rivâyete göre, bu taş Cennet yâkutlarından bir yâkut idi. Göreni hayran edecek kadar parlak bir taş idi. Kendisiyle her hastalık ve musibetten şifâ istenebiliyordu. Fakat sonradan insanların onu günahlı elleriyle pisletip kirletmeleri yüzünden, taşın parlaklığı gitti, karardı. Şifâsı da kayboldu. Allah, onun zinetini ve güzelliğini günahkâr insanlardan gizlemişti. Taşın siyaha yakın bir renk almasından sonra, ona "Hacerü`l-Esved", yani "Siyah Taş" denilmeye başlandı. Hacerü`l-Esved`in Kâbe duvarına yerleştirilmesiyle Kâbe`nin inşaatı tamamlanmış oluyordu. Hz. İbrahim`le İsmail, bundan sonra şu şekilde duaya başladılar: 
"Ey Rabbimiz! Bizim bu hizmetimizi kabûl eyle. Bizi sana teslim olan gerçek iki Müslüman kıl. Bizim neslimizden de sana itaatkâr ve Müslüman bir ümmet yarat. Ve o ümmet içinde öyle bir Resûl gönder ki insanlara senin âyetlerini okusun; azâmet, kudret ve vahdâniyet delillerini bildirsin. Onların nefislerini, akıllarını, kalblerini kötü ahlâklardan, bâtıl fikir ve inançlardan temizleyip pâklasın." Hz. İbrahim`le Hz. İsmail`in Cenâb-ı Hak`tan göndermesini istedikleri peygamberin, Son Peygamber Hz. Muhammed (A.S.M.) olduğu açıktır. Çünkü Hz. İsmail`in nesli içinde bu özellikleri üzerinde taşıyan başka hiç bir zât gelmemiştir. Bunu sevgili Peygamberimiz, şu şekilde belirtmişlerdir: 
"Ben, babam İbrahim`in duası, kardeşim İsa`nın müjdesi ve annemin de rü`yasıyım." Kâbe`nin inşaatının bitmesinden sonra, Cenab-ı Hak insanlara haccı emretti. Hz. İbrahim, Makam-ı İbrahim`e çıkarak haccın farz kılındığını ilân etmeye başladı. Bu ilânatı duyan insanlar, akın akın Kâbe`ye gelmeye başladı. Hz İbrahim onlara haccın nasıl yapılacağını öğretti. Sonra onların başında olarak hep birlikte haccettiler. * * * 

0