Cevaplar

2012-12-05T19:05:38+02:00
İkindi Divanı Tanzimat'tan önceki dönemlerde, sadrazamların konaklarında yaptıkları divan için kullanılan bir deyimdir. Divan, ikindi namazından sonra toplandığı için bu ad verilmiştir. Divan-ı Hümayun belli günlerde toplandığı zaman sadrazamlar, bitirilemeyen veya arza gerek görülmeyen işleri konaklarında Salı ve Perşembe günleri haricinde hallederlerdi. Sadrazam Divan'da dava dinler ve diğer konular ile mevsimine göre hava kararana kadar meşgul olurdu. Karara bağlanacak konuları tezkireciler okurlardı. İkindi Divanı'nda Türkçe bilmeyenlere yardımcı olmak üzere tercümanlar da bulunurdu. Davacılar isteklerinin halli için sıra ile girerlerdi. Bu sırayı düzenleyen, ellerinde kamıştan asa bulunan kapıcılar ile muhafız yeniçerilerdi. Eğer dava sadrazamın halledeceği bir iş ise derhal yaptırılır veya yapılması için emir verirdi. Daha önemli ise Divan-ı Hümayun'a şer'i ve hukuki bir hükmü gerektiriyorsa kazaskere ve İstanbul kadısına havale olunurdu. Verilecek kararları sadrazam kabul ederse kenarına ilan şeklinde yazılarak sadrazam tarafından da "buyuruldu" ile tasdik olunurdu. Sadrazam, Serdar-ı Ekrem sıfatıyla sefere çıktığı zaman ikindi ezanı okununca nöbet vurulur, bir tarafta çavuşlar, karşı tarafta da kapıcılar kethüdası ile kapıcılar dizilip dua edilir, daha sonra sadrazam kendi otağında divan kurardı.
0
2012-12-05T19:05:40+02:00

Osmanlı Devleti'nde Dîvân-ı Hümâyûn'un mutad toplantılarının dışında veziriâzamın başkanlığında kurulan dîvân. İkindi namazından sonra toplandığı için bu tabirle anılır.

Bâbıâlî’de, Dîvân-ı Hümâyûn, belli günlerde toplanırdı. Sadrazamlar, burada bitirilemeyen veya padişaha arza lüzum görülmeyen işleri, kendi konaklarında dîvân toplamak suretiyle hallederlerdi. Bu dîvânın toplanması, Salı, Perşembe veya başka günlerde olabilirdi. Sadrazamdan başka hiçbir vezir, ikindi dîvânı toplayamazdı. Dîvân başlamadan öncemehter çalınması âdetti. Sadrazam; dîvâna başkanlık eder, akşama kadar dava dinler, yaptıracağı bir işi derhal yaptırır veya emrini verirdi. Kendi yapamayacak ise veya padişaha bildirilmesi icap ediyorsa, Dîvân-ı Hümâyûna arz ederdi. Eğer mesele, dinî bir hükmün öğrenilmesi ve gereğinin ona göre yapılması ise, Kazaskere ve İstanbulKadısına havale ederdi. Onlar da, ne yapmak icap ettiğini, yazıyla bildirirlerdi. Sadrazam bunu kabul ederse, tasdik ederdi. İkindi dîvânına herkes müracaatta bulunabilir, burada Türkçe bilmeyenler için, hazır tercümanlar bekletilirdi.

Sadrazam seferde bulunduğu zaman da, özel bir merasim ve duadan sonra, kendi otağında, ikindiden sonra dîvân kurulurdu. 1826’da yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra, ikindi dîvânı toplantılarına son verildi.

 

0
2012-12-05T19:05:43+02:00

http://www.e-tarih.org/sozluk.php?sd=sozlukdetay&id=277

0